Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Bahçesinde 500 kuş besleyen Adnan İçel konuştu

        FUNDA DURU/HABERTURK.COM

        Geçen hafta İngiltere’deydim ve orada kraliyetin saraylarından daha çok ilgimi çeken biriyle karşılaştım.

        Adnan İçel.

        Her şey çocukken annesinden gizlice çekmecesinde kurbağa, bodrum katında fare beslemesiyle başlamış.

        Ama asıl tutkusu kuşlar...

        Kelimeler izin verdiği kadar anlattı bana kuşlara olan tutkusunu.

        Evinin bahçesine büyük bir ev kadar kafes yaptırmış. İçinde 500 saka ve kanaryadan oluşan bir dünya yaratmış. Küçük bir kuş çiftliği gibi düşünün. Ayrıca kuşların bireysel de takılabildikleri kuş odaları var bahçede.

        Bu dünyada bir de 40 bıldırcın, dünyanın en küçük tavuğu unvanına sahip 6 tavuk, 4 ördek ve 15 farklı tür kuştan oluşan kocaman bir aile var.

        Fotoğraf çekmek için büyük kafese girdiğimizde yerde 3 yumurta bulduk, apartmanda büyümüş Funda için bu gerçekten tarif edilemez bir histi.

        Bakımlarının kusursuz olması için de iki yardımcısı var.

        Bu öyle bir tutku ki,

        17 Ağustos depreminden hemen önce karısını ve iki küçük kızını, kendisi de iki gün sonra gelmek üzere, İngiltere’den Adapazarı’na göndermiş.

        Ve deprem gecesi eşini ve iki küçük kızını kaybetmiş...

        Nefesi kesilmiş, yaşam anlamını kaybetmiş, ama acısını kuşları sayesinde nokta kadar da olsa hafifletebilmiş.

        2004 yılında ise karşısına Hülya çıkmış.

        İlk görüşte aşk... Üstelik bu aşktan bir de Derin diye bir prenses dünyaya gelmiş.

        Hayat güzel ya da üzücü birçok sürpriz sunarken ona, kuşları bahçesinde hep cıvıldamış ve hala cıvıldıyor.

        Geçen yıl tatsız bir sürpriz daha olmuş ve lenf kanseri teşhisi koyulmuş. Neyse ki bir yıl süren tedavinin sonucunda eşinin de büyük desteğiyle iyileşmiş, ama bu süreçte insanlara bile yaklaşmaması gerekirken yine her gün kuşlarının yanına gitmiş.

        Hayatta bir şeye tutkuyla bağlanmanın ne demek olduğunu az çok biliyorum ve bu sonsuz tutkuyu hissedebilmek harika bir şey.

        Cemal Süreya geldi;

        “Hayat kısa,

        Kuşlar uçuyor”

        1 yıllık kanser tedavisi süresince insanlara bile yanaşmamanız gerekirken her gün kuşların arasındaymışsınız. Bu tutku canınızdan daha mı önemli?

        Onların arasında olmam gerek. Benim hayatta en büyük terapim onların içinde olmak. Onların arasına girdiğim zaman her şeyi unutuyorum. Sabah 6’da ormana kuş dinlemeye giderim. Bütün stresim gider. Sırf bir kuşu görmek ya da almak için İngiltere’den Türkiye’ye gitmişliğim var.

        TUTKULARIN NEREDEN GELDİĞİ BELLİ OLMAZ

        Bu kuş tutkusu nasıl başladı?

        Kendimi bildim bileli hayvan sevgisi içimde var. Tutkuların nereden geldiği belli olmaz, içinde oluşuverir. Annemle kavga dövüş hayvan beslerdim, istemiyordu evde hayvan. Kurbağa bile besledim.

        Kurbağa mı beslediniz? Kurbağa nasıl beslenir ki?

        Yavrularını balık zannedip eve getirmiştim, sonra bir baktım büyüyünce kurbağa oldular. Geceleri çekmecede saklıyordum. Annem çekmeceyi açtığında zıp zıp zıplamaya başladılar.

        O zamanlar Türkiye’de mi yaşıyordunuz?

        Evet, 3-4 yaşlarındaydım, ben 6 yaşındayken İngiltere’ye yerleştik. 9 yaşındayken İngiltere’deki evin bodrum katında kafeste fare besliyordum annemden gizli. Kokusuna öteki fareler de gelmiş, bütün evi fare sarmıştı.

        KUŞ BESLEMEYİ BIRAKIRSAN SANA 500 POUND VERİRİM”

        Kuşlara olan tutku esas nasıl başladı?

        Amcam kuş beslerdi. Küçükken parkta saka kuşu buldum, ilk onu beslemeye başladım. Annem “Kuş beslemeyi bırakırsan sana 500 pound veririm” dedi. Bir ay düşündüm, dünyayı verseler vazgeçmemeye karar verdim. Benimki hobiden de öte bir şey.

        Peki, bu bir hastalık mı yoksa tutku mu?

        Kesinlikle bir tutku...

        HAYATIMDA KUŞLAR OLMASAYDI GANGSTER OLURDUM

        Bu tutkunun artıları ve eksileri nelerdi?

        Hayatıma böyle bir tutku olmasaydı ya gangster olurdum ya da çok büyük bir iş adamı. Kuşların vaktimi bu kadar almaları hem iyi, hem de engelleyici oldu, ama dünyaya bir daha gelsem yine kuşlarla bu kadar içli dışlı olurdum.

        Bu tutkunun bir sınırı yok mu? Ne olsa kuşlardan vazgeçersiniz?

        Tek şeye değişirim, o da ailem. Kuş çok, ama Derin ve Hülya’dan başka yok. Onların parmağı kanasa dünyayı yıkarım.

        ASKERDE SAYIM YAPILIYORDU, BEN HAVALARA KUŞLARA BAKIYORDUM

        500 kuşun bakımı zor olmuyor mu? İnsan her zaman onların başında olamaz ve onlar da bakıma muhtaç?

        İki tane yardımcım var. Eğer bir hayvana bakacaksan dört dörtlük bakman lazım. Tatile gideceğim diye o hayvanları aç susuz bırakamam. Adam bulamazsam tatili iptal ederim. Askere giderken sadece 4-5 kuşum vardı, onları amcamın oğluna bırakmıştım. Askerde sayım yapılıyordu, ben havalara kuşlara bakıyordum, azarı yedim tabii. Ben uçan kuşun ne tür olduğunu da bilirim.

        En çok hangi kuş türünü seviyorsunuz?

        Benim kanarya ve sakam var. Papağan bakmam mesela. Saka ve kanaryayı çiftleştirdiğin zaman saka piçi olur, ötümleri de çok güzel olur onların. Yani, kendi yavrularımı yapıyorum.

        TÜRKİYE’YE EN ÇOK KANARYA GÖTÜREN ADAM BENİM

        Kuş şovları oluyormuş, onlar ne ki?

        Sakanın güzelliğine ve ötümüne, kanaryanın da görünüşüne, rengine ödül veriyorlar. Ben de burada en iyi ötümü ve rengi oluşturmaya çalışıyorum.

        Aslında bir nevi deney gibi bir şey yapıyorsunuz kuşlarla...

        En iyisini bulabilmek için uğraşıyorum.

        Ötümünü nasıl ayarlıyorsunuz ki? Kekin kıvamını tutturmak gibi bir şey mi bu?

        Yumurtadan itibaren istediğim ötümü dinletmeye başlıyorum. Yumurtada olduğu 5. günde kuşlar duymaya başlar. 13. günde de yumurtalar çatlar. Ben 5. günden itibaren istediğim sesi dinletmeye başlıyorum. Nasıl hangi ülkede doğarsan o dili öğreniyorsun bu da onun gibi bir şey. Her zaman da tutturamayabiliyorum o sesi. 500 kuşum varsa, en iyi 30 taneyi ayırırım, gerisini satarım. Onları çiftleştiririm. Diğerlerini de şovlarda satarım.

        Kus şovları yasal mı, peki?

        Evet.

        Neler oluyor bu şovlarda?

        Daha iyi yavrular oluşturmak için her iki yılda bir damar değiştirmek gerekiyor. Bu şovlarda hem kuş alıyorum hem de satıyorum.

        8 YAŞINDAN BERİ KUŞ PUBLARINA GİDİYORUM

        Kuş pubları oluyormuş bir de, onlar ne?

        300 yıldır İngiltere’de olan bir şey. Her yerde bulunmayan ve özel kuşları bu publarda bulabilirsin. Her cumartesi adamlar 6-7 saatlik yoldan gelirler. 8 yaşından beri kuş pubına gidiyorum. Mesela ben buradan aldığım doğal kuşları çiftleştirdikten sonra doğaya salıyorum. Yavruları kafeste yetişiyorum.

        KUŞÇU VE BALIKÇIYA İNANMAYACAKSIN

        Kus publarında nasıl muhabbetler dönüyor?

        Çok palavracı vardır. Kuşçuya ve balıkçıya inanmayacaksın. Hep en büyük balık tam yakalayacakken kaçar. Kuşçular da böyle. 10 lafın 9 u yalandır

        İyi bir kuşun özellikleri ne olur?

        Hepsinin farklı özellikleri var. Mesela saka çok büyük paralar yapıyor, tipinden ve ötüşünden dolayı. Bir de mesela pub’da bir kafesin başında 10 adam oturur, kuşun “cik” demesini bekler. İlk başlarda “salak mı bunlar” diyordum, 10 dakika sonra ben de onlarla birlikte kuşun gözünün içine bakarken buldum kendimi.

        DÜNYANIN EN BÜYÜK OKULU TECRÜBEDİR

        Kuşlarla ilgili bu kadar bilgiyi nasıl edindiniz? Sonuçta bunun bir okulu yok, olsa da okullar pek bir işe yaramıyor zaten.

        Dünya en büyük okulu tecrübedir. 9 yaşındaki biri benim bilmediğim bir şeyden bahsederse dinlerim. Hepsini kitaplardan, kuş dergilerinden, publarda konuşulanlardan öğrendim.

        Bu biraz masraflı bir tutku değil mi peki, hatta oldukça masraflı.

        Ben hayatımı kuşların etrafına kurdum. Kuşlara gündüz bakıyordum o halde gece bir işte çalışmam gerekiyordu. O yüzden bodyguard oldum. Geceleri çalışıyordum. Sonra işi büyüttüm ve kendi güvenlik şirketimi kurdum.

        Kuşlar zamanınızın ne kadarını alıyor?

        Ofisimi de bahçeye kurdum, bütün gün onların içindeyim, dışarıda olmadığım zamanlar hariç. İki tane de yardımcım var, temizlikleriyle onlar ilgileniyor.

        Bodyguard olmaya nasıl karar verdiniz?

        Babamın tekstil fabrikası ve butikleri vardı ve orada çalışmak istemiyordum hem de gündüzdü orada iş. Bir gün 17 yaşındayken arkadaşlarımla bardaydık, olay çıktı, iki tane bodyguardı yere serdim. Sonra onların bağlı çalıştığı adam duydum ki beni arıyor, benim de paçalarım tutuştu, başıma bela olacak zannettim, meğerse beni işe almak istiyormuş. Babam istemedi tabii ki önce, “para kazanamazsın” dedi. 1 hafta çalıştım eve cebimde bir sürü parayla ve kızların kağıtlara yazdıkları telefon numaralarıyla döndüm. Dedim ki “Ben cennete düştüm”, ama kuşlarım hayatımda hiç eksik olmadı. 21 yaşında da kendi güvenlik şirketimi kurdum.

        BENİM GİBİ BAKICISI OLSA KUŞ OLMAK İSTERDİM

        Bir daha dünyaya gelseniz hangi kuş olmak isterdiniz?

        Saka olmak istemezdim, çünkü dünyanın her yerinde saka besleyen birileri var, mutlaka kafese girerdim, ama benim gibi bir bakıcısı olsa isteyebilirdim.

        İnsan sevdiğini özgür bırakmaz mı, siz kuşları kafeste tutarak onları kısıtlamış olmuyor musunuz? Bu biraz bencilce bir sevgi mi yoksa?

        Mesela sen bu dünyadan başka dünya bilmiyorsun. Bu kuşları ben salsam anında ölürler, çünkü kafeste gözlerini açtılar, atmacalara yem olurlar. Onların dünyası bu... Ben de onlara dört dörtlük bakarak karşılık veriyorum.

        Bu işin en zevkli kısmı neresi?

        Mesela bir tane yavruya kafayı takarsın, ötüşüyle görünüşüyle tam istediğim gibi çıkmışsa en büyük haz orada oluyor.

        KUŞLAR İÇİN YAPTIĞIM MASRAF BİR EV ALIR

        Evin bahçesindeki bu sistemi nasıl kurdunuz?

        Ev alırken içine değil bahçesine baktım. Kuşlar için en geniş bahçeli evi seçtim. Onlar için harcadığım para bir ev daha alır, ama yine olsa yine yaparım.

        Bir sabah uyandığında bütün kuşlar yok olmuş, ne hissedersiniz?

        Birisi yüzünden olmuşsa o birisi ecel duasını etsin. Bir şekilde bir yerden yeniden başlarım.

        Peki, son olarak başınıza gelen en ilginç şeyi merak ediyorum.

        Kuzenim Şeref “çok nadir görülen bir kuş buldum, Türkiye’ye gidiyoruz” dedi. Kalktık İngiltere’den Türkiye’ye gittik. Siyah bir kuştu. Bir sürü para ödedi, aldık kuşu, geldik. Meğerse kuşu siyaha boyamışlar, boyaları akmaya başladı.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ