Dünya maratonlarında 68’lik atlet Bahattin Amca
Bahattin Boğaz, 68 yaşında bir atlet. Dünyanın pek çok yerindeki maratonlarda ter dökmüş. Sadece Berlin'de 10 maraton koşmuş. Hâlâ koşuyor. Aynı zamanda bir profiterolcü. Hikâyesiyle içinizi ısıtacak bu atletle tanışın...
Sema EREREN/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR
Geçen hafta HT Cumartesi’ndeki koşu haberimde kendisinden biraz söz etmiştim. 68 yaşında. Kurtuluş’taki Nazlı Pastanesi’nin sahibi profiterolcü Bahattin Amca... Buraya kadar hikâye sıra dışı gelmeyebilir. Ama kendisini farklı kılan dünyanın pek çok şehrinde maraton koşmuş ve hâlâ da koşuyor olması. Bu hafta ziyaretine gittim.
Dükkâna vardığımda eşi karşıladı beni. İmalattaymış Bahattin Amca, 5 dakika sonra geldi heyecanla. Tahminimden çok daha dinç ve fit! Bu yaşında 3 oğlu ve eşiyle beraber çekip çeviriyor dükkânını, gece 12’den önce de işten çıkmıyor. Siparişlere yetişmek oldukça zor anladığım kadarıyla. Telefondaki müşteri oldukça ısrarlı, Levent’e 6 tane profiterol istiyor da istiyor! “Trafik olmasa neyse” diyor önce Bahattin Amca, sonra da ısrara dayanamıyıp: “Aman götür, ne yapayım!” Bu arada enfes bir profiterol geliyor önüme.
‘ATLET OLMAK İSTER MİSİN?’
Bahattin Amca, 1947’de doğmuş, 1959’da İstanbul’a gelmiş. Atletizmin temelinin atıldığı Kurtuluş Kulübü hayatını değiştirmiş desek yeridir. Bahattin Amca, henüz 13 yaşındayken kulübe davet edilmiş. 2 sene jimnastik takımında yer aldıktan sonra her gün 2-3 saat koşmaya başlayınca dikkatleri üzerine çekmiş. 1962’nin sonlarında kulüp yöneticileri onu yanına çağırmış ve “Atlet olmak ister misin?” diye sormuşlar. 15 yaşında lisans almış. Genç takımda milli olmuş ama şartlar el vermeyince yurtdışına gidememiş. Ama hevesi kırılmamış ve vazgeçmemiş. İlk maratonunu 1994’te ABD New York’da koşmuş. Galatasaray Kulübü göndermiş onu. Sonrasında koşu komitesinden aldığı mektuptan söz ediyor gözleri parlayarak. “Bizim için en az şampiyon kadar değerlisin. Çünkü sen koşmasaydın şampiyon da olmazdı” diyorlarmış mektupta. Koştuğu yerleri saymaya başlayınca benim gözlerim açılıyor. “Ben de kendimi koşuyor sanıyorum” diyorum. Gülümsüyor ve saymaya devam ediyor; “Berlin’de 14 kez tam, 2 kez de yarı maraton, 3 kez de 25 kilometre koştum.” Vay canına! Bilmeyen için söylemekte fayda var. Maraton 42 kilometre 195 metre... Bahattin Amca, Berlin’le kalmayıp Almanya’nın diğer şehirlerinde de ter dökmüş. “Almanya’yı koşarak bitirmişsiniz” diyorum saymaya devam ediyor; “Düsseldorf, Hamburg, Leverkusen, Stuttgart ve daha pek çoğu... Almanya dışında da 2 kez New York, 1 kez Las Vegas, 2 kez Hollanda Rotterdam’da, Atina, Prag, Lüksemburg, Milano, Roma, Lizbon.” Sayarken “Neyse aklıma gelen bunlar” deyip kestirip atıyor.
10 kez Berlin maratonunda koştuktan sonra jübile yapılmış. Göğüs numarası ‘2412’ ebediyen emekli edilmiş. Artık bu numaraya Berlin maratonunda rastlamak imkânsız. Ancak daha bitmedi. Hedefi Berlin’de 20 maratonu tamamlamak: “Berlin’de 20’yi tamamlarsam asıl jübile o zaman olacak. Tabi ömrüm el verirse. Yoksa kesin koşarım.”
'500 KERE DÜNYAYA GELSEM YİNE ATLET OLMAK İSTERİM'
Bir tutku onun için koşu. “500 kere daha dünyaya gelsem yine atlet olmak isterim.” Sporsuz hayatı düşünemiyor. Sakatlandığında bile evde 2 saat spor yapmış... Rahatsızlanmadan önce haftada 120 hatta bazen 160-180 kilometre koşuyor, çift idman yapıyormuş. “35 kilometre sonrası insan kapasitesinin üstünde” diyen atlet, maratonun ertesi günü bile en az 3-5 kilometre koşarmış. En iyi derecesi 42 kilometreyi 2 saat 46 dakikada tamamladığı New York Maratonu’ymuş. Şimdi 27 Eylül’de Berlin’de koşacağı maratona hazırlanıyor. 14 Şubat’ta da Barselona’da yarı maraton koşacak Bahattin Amca... “Benim de fevkalade bir özelliğim yok, kafaya koyun yapın işte...” diyor ve ekliyor: “Çok çalışın. Bedeninizi hep çok çalıştırın. Koşmaktan daha güzel şey yok... Spor yapmadığım gün rahatsızımdır.”
Koş Bahattin Amca arkandayız
NE YER, NE İÇER?
Maraton sabahları 5’te kalıyor Bahattin Amca. Biraz su içip atıyor kendini dışarı. 20 dakika sonra dönüyor, kahvaltısını yapıyor, ardından jimnastiğini... Maraton parkuruna 1.5 saat önce gidip ısınmaya başlıyor.
“Benden söylemesi” diyerek başlıyor tavsiyelerine Boğaz; “Aç karnına asla koşmayın, yoksa karaciğeriniz çok yorulur. Koşacağınız mesafeye göre mutlaka bir şeyler yiyin, maraton boyunca suyu ihmal etmeyin. Yarıştan 1 gün önce bol karbonhidrat alın, su için...” Kendisinin maraton sabahları tercihiyse pirinç lapası. “Yarış sabahı tabağını ağzına kadar sosis, salam, domates, salatalık, zeytinle dolduranı gördüm, halbuki çok yanlış. Muzu 20 kilometreden sonra yiyorlar yurtdışında maratoncular. Bizim buradakiler yarışın başında yiyor” diyor. Ona göre Berlin, dünyanın en güzel parkuruna sahip. Türkiye’deki favorileriyse Fatih Ormanlarını ve Kavacık. “Spor eşittir hayat” diyor en azından 20 kilometre koşuyor antremanlarında.
Son olarak “Ailede başka koşucu var mı?” dediğimde başlıyor çocuklarından ve torunlarından yakınmaya. “Sorma... Alıştıramadım onları bir türlü koşuya...” Torununa da kilo vermesi için rüşvet teklif etmiş, 500 lira karşılığı torun zayıflayacakmış şimdi. “68 yaşında dede koşuyorsa torun da özenmeli” diyor. Bir sonraki maratonda görüşmek üzere sözleştik Bahattin Amca’yla... “Hadi evdekiler de yesin” deyip profiterol poşetini uzattı. Profiterol tek kelimeyle enfesti. İstanbul Koşu Festivali’nin de onur konuğu kendisi.