Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

NUR TOPRAKOĞLU / GAZETE HABERTÜRK 

Lezzet kalıpları, her zaman kırılmaya hazır bir militan bence. Belki hepsi değil ama kimi mutfaklarda her gün yeni maceralara yelken açılıyor. Raffles Otel’in içinde yer alan Michelin yıldızlı şef Sergi Arola’nın adını taşıyan restoranın mutfağı da bunlardan biri... Geçtiğimiz aylarda takı tasarımcısı Zeynep Erol’un tasarımlarından esinlenen bir mönüyle ilki gerçekleştirilen Arola Dizayn Brunch’ın ikincisine moda tasarımcısı Aslı Filinta’nın tasarımları ilham kaynağı olmuş. Omar Mosquera Mallen, bir şefin hayatın her alanından beslenebileceğini düşünenlerden. Filinta’nın transparan kumaşlarını görünce aklına çok özel bir makarna yapmak düşmüş mesela. Tasarımlarının ilham verdiği yemeklerin tadına bakmanın değişik bir deneyim olacağını düşünen Filinta da şefe koleksiyondaki çiçek desenli kumaştan çok şık bir aşçı önlüğü ve şapka hazırlamış.

Dünyaca ünlü pek çok şefle çalışmışsınız onların mutfağında bulunmak nasıl bir tecrübeydi?

Her restoran, şef ve ülke başka bir deneyim şüphesiz... Çok iyi bir okuldan tüm teknikleri öğrenerek mezun olsanız da adeta askeri bir disiplinle yönetilen Michelin yıldızlı restoranların mutfaklarında görev almak çok farklı. Zorlayıcı ama olgunlaştıran bir deneyim. Diğer yandan, bu saydığınız iki isim Fransız mutfağının çınarları... Benim için Gagnaire’nin yeri çok ayrıdır, vizyonuyla, kişiliği ve liderlik şekliyle örnek aldığım bir şeftir. İş disiplini ve yaratıcılığın sınırsızlığı gibi konularda bu isimlerin bana çok büyük katkısı oldu.

Sergi Arola gibi değişik ilgi alanları olan bir şefle çalışmak size neler kattı?

Her şeyden önce, kendim olma fırsatını verdi. Yeni bir şey ortaya çıkardığımda ve onunla paylaştığımda her zaman destekledi. Yeni fikirlere, risk almaya, yaratıcılığa çok açık bir insandır. Mutfakta ne kadar profesyonel ve disiplinli olsak da eğlenerek, kendimizi ifade ederek çalışabileceğimizi gördüm.

Aslı Filinta’nın işlerinden esinlenerek mutfağa girdiğinizde aklınızda ne vardı?

Bu konsepti oluştururken hem tasarımcının koleksiyonuna, yaratım vizyonuna, hem de kendi kişiliğine odaklanıyorum. Bir moda tasarımcısıyla çalışırken işin içine kumaşın girmesi çok belirleyici bir fark oluyor. Bu kez yola çıkış noktamız Aslı’nın 2016 koleksiyonu ve onun esinlendiği çiçek teması oldu. Bunun sembolize şekillerini brunch mönüsünün çeşitli noktalarında ve mekan tasarımında da kullanıyoruz. Bunun dışında mesela Aslı’nın koleksiyonundaki transparan kumaş kullanımı, bana çok özel bir makarna yapma fikrini verdi. Ayrıca tasarımcının zevkleri, sevdiği şeyler de bana esin kaynağı oluyor. Aslı deniz ürünlerini sevdiği için, sushi, tataki gibi lezzetleri de yorumladık bu brunch için. Sonuçta sadece tek güne özel hazırlanan, bir daha tadılma imkânı olmayan, biricik bir mönü.

Bu tür temalı mönüler mutfakta hangi yönlerinizin gelişmesini sağlıyor?

Her şeyden önce yaratıcılığınızı çok geliştiren bir şey. Ayrıca çok araştırma yapmayı gerektiriyor. Bu sayede birçok yeni kombinasyon fikri, farklı kültürlerden farklı teknikler öğrenebiliyorsunuz. Bunları da kendi yorumunuzla sunuyorsunuz.

Moda ve mutfak birbirinden beslenen alanlar olabilir mi, olmalı mı?

Sadece moda değil, tasarımın tüm farklı branşları, sanat, müzik de birbirini besleyebilir. Bir tasarımcı, sanatçı ya da şef, ilham kaynakları konusunda kendini kısıtlamamalı. Yemek yaparken bir tablodan ilham alırsınız. Bir tasarımcı neden tadı damağında kalan bir yemeğin lezzetinden yola çıkarak bir kıyafet tasarlamasın ki?