Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

AYŞE ÖZEK KARASU - HABERTÜRK PAZAR 

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz cuma sabahı attı tweet’i; “Belirsizliklerle dolu 40 yıllık ilişkiden sonra durum netleşti. Seçmen iradesine saygı göstermek gerek. Şimdi ihtiyaç, hızlı ve şeffaf bir müzakere” dedi. Yani “şiddetli” olmasa da “geçimsizliği” hızlı bir boşanma süreciyle sonlandırmak gerektiğini söyleidi

2009 Lizbon Anlaşması’nın 50’nci maddesi ilk kez işleme konulacak; ilk kez bir üye dünyanın en büyük tek pazarından ayrılacak. Britanya gibi dev bir ekonominin Avrupa Birliği’nden kopuşu özellikle serbest ticaret alanında çok çetin müzakerelere sahne olacak. AB’nin geri kalan 27 üyesi arasında da pazarlıklar olacak, ulusal parlamentoların, boşanma müzakeresindeki anlaşmaları onaylaması gerekecek. Aralarında itiraz eden çıkarsa Britanya’ya “kal ya da terket” ültimatomu verilecek. 27 üye de onaylarsa boşanma resmiyet kazanacak. 2 yılda tamamlanması gereken bu sürecin uzayacağını tahmin edenler çoğunlukta.

Hele Grönland’ın Avrupa Ekonomik Topluluğu’ndan ayrılma serüvenine bakınca, boşanma pazarlığının ne kadar çetrefilli bir iş olduğu iyice anlaşılıyor.

Tamam, Grönland ile İngiltere’nin hacmini kıyaslamak mümkün değil. Ayrıca Grönland 1985’te AET’yi terk ettiğinde boşanma için yasal bir zemin bulunmuyordu. Ve Grönland, AET üyesi Danimarka’nın deniz aşırı toprağı sıfatıyla topluluğun parçası konumundaydı. Fakat tek geçim kaynağı olan balıkçılığını, Avrupa yasalarından korumak için o bünyeye dahil olmak istemiyordu. 1979’da özerkliğini kazandıktan sonra 1982’de referanduma gidildi ve 56 bin nüfuslu ada halkının % 52’si çıkıştan yana tavrını koydu. Böylece pazarlık masasına oturuldu. Brüksel’deki yetkililerle tam 100 görüşme yapıldı ve 3 yıl sonra ayrılık gerçekleşti.

‘CİDDİYE ALMADILAR’

O dönem Grönland’ın Brüksel’deki temsilcisi sıfatıyla ayrılık müzakerelerini yürüten Lars Vesterbirk anlatıyor: “Çok tatsız bir işti. Üye ülkeler ayrılığı kabullenmek istemediği için bizi ciddiye almıyorlardı. Çünkü o günlerde AB üyesi olabiliyor, fakat ayrılamıyordunuz. En şiddetli muhalefet de Almanya’dan geldi. Bize çok sert davrandılar.

Balıkçılığa fazlasıyla bağımlı olduğumuz için bizi topluluk içinde tutmak istiyorlardı. Karşılığını vermeden bir şey elde etmeniz mümkün değildi. Bizim balık pazarlığımız 2 yıldan fazla sürdüğüne göre İngiltere’nin uygun koşulları sağlaması çok daha uzun yıllar alacaktır.”

Nitekim 3 yıllık görüşmeler sonunda Grönland ile Brüksel arasında karşılıklı çıkarların korunması temelinde anlaşma sağlandı. Grönland’ın deniz ürünlerine topluluk pazarına serbest giriş hakkı; topluluk üyelerine de ada karasularında avlanma hakkı devam etti. Adalılar Danimarka vatandaşı olduğu için bir ayakları hâlâ AB’de. Grönland, balıkçılık endüstrisinin geliştirilmesi ve eğitim alanında da AB fonlarından yararlanıyor. Ortaklık anlaşması uyarınca 2014-2020 döneminde AB bütçesinden Grönland’a ayrılan fon 217 milyon Euro. AB’nin adadan yıllık karides ithalatı 450 milyon Euro tutarında.

Gerçi İngiltere’deki referandumla birlikte Grönland’da da yeni bir tartışma alevlendi; “AB’ye dönsek mi?” tartışması. AB üyeliğinin yeni yatırımları çekip ekonomiyi çeşitlendireceği ve adanın yeni pazarlara açılabileceği yönünde bir görüş var. Çünkü özellikle madencilik alanında Çin ve diğer ülkelerden milyar dolarlık yatırımları çekme planları suya düştü. Adanın esas hedefi, madencilik ve turizm alanında bir hamleyle Danimarka’dan bağımsızlığını ilan etmekti. Şimdilik uzak bir hedef.

TERSİNE GRÖNLAND

Peki Danimarka’nın parçası olarak AB’de kalsaydı, nasıl bir dezavantajı olacaktı Grönland’ın? Balıkçılar ve avcılar adanın efendisi olamayacaktı. Böylece zavallı foklar ve balinalar da avcıların elinden kurtulacaktı belki de. AB kuralları, fokların kürk uğruna zalimce katledilmesinin önüne dikilecekti.

Şimdi bir de, Grönland örneğinin tersine işleyebilecek bir süreç görünüyor ufukta. Britanya’daki referandumda AB’den ayrılmaya “Hayır” diyen İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın, Avrupa’da kalmasına dair bir süreç. Çünkü İngiltere ve Galler’in “Hayır”cı İskoçya, K. İrlanda ve Cebelitarık’ı çıkışa zorlaması demokrasiyle bağdaşmıyor. Bağımsızlık referandumuna gidip AB üyeliğini sürdüren bir İskoçya ve Birleşik İrlanda artık olası görünüyor. Yani ana gövde AB’den çıkarken, topraklarının bir kısmı AB’de kalıyor. Danimarka- Grönland örneğinin tersine.