Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Geçen sezon ülke gündemindeki zorluklar birçok sektörü olduğu gibi opera ve baleyi de etkiledi. Birçok oyuna biletler iade edildi, yapılması planlanan festivaller ertelendi. Yeni sezon umutla, büyük bir çaba ve özveriyle yeniden açılıyor. Sezon öncesi Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Selman Ada ile görüştük. Birçok güzel olumlu haber sıraladı. Bu sene İzmir’ deki Efes Antik Tiyatrosu’nda temsil yapacaklarını duyurdu. Ayrıca sahne tekniklerinden devrim diye nitelendirdiği ‘ışıkla dekor’ konusunda ciddi bir atılım arifesinde olduklarını müjdeledi. Çocukların en sadık izleyici olduklarını söyleyen Ada, onlar için de eserleri artırdıklarını söyledi. Bu arada halledilmesi gereken sorunları da konuştuk. Yeniden düzenlenmesi gereken maaş sistemi, emektar sanatçıların emekliliklerinde rahat etmelerini sağlayacak koşulların yaratılması ve elbette en önemlisi konservatuvarlardan mezun gençlerin kadroya alınması... Daha fazlası söyleşimizde...

■ Sezon başlamadan önce yıl içerisinde sergilenecek eserleri neye göre seçiyorsunuz?

Birçok kriter var. Biliyorsunuz opera repertuvarının yüzde 80’e yakını İtalya’dandır. Türk repertuvarındaki oynanabilir toplam opera sayısı 30 civarında. Bunlar arasında teknik olarak oynanabilir durumda olanlar 14-15 civarında. Oynanabilir dememin sebebi bazılarının notalarının noksan olması. Bazıları çok uzun ya da çok büyük kadrolara yazılmış. Bizim çukurlarımız 58 kişiden fazlasını almıyor. 90 kişilik orkestraya yazılmış eserleri sergileyemiyoruz. Bu gibi nedenlerle seçilen eserler İtalyan ağırlıklı oluyor. Fransız, Alman, Rus ve Çek eserleri de sahneye koyabiliyoruz. Güzel ve nitelikli olanı, daha evvel yapılmamışları dikkate alarak çekici bir repertuvar hazırlamaya çalışıyoruz. Repertuvarlar 6 ilimizle ortaklaşa planlanıyor. Eserler başarılı olduğunda dönüşümlü olarak birkaç sezon başka ilde oynanıyor. Yeni prodüksiyonlar gerçekleştirmek için de imkânlarımızı artırdık. Sezonda her 6 ilimizde 12-13 yeni ve eski eser sergiliyoruz.

■ Kadrolar neye göre belirleniyor?

Bütün sanatçılarımıza rol ve görev verilebilmesi için geçen sezon epeyce yol kat ettik. Görev yapmayan sanatçımız kalmadı.

■ Bu sezon bir dünya prömiyeri olacak mı?

Tabii ki olacak. Birçok yeni Türk eseri var. Onların isimlerini yakında duyuracağız. Biz her sene mutlaka 4-5, bazen 6 tane dünya veya Türkiye prömiyeri gerçekleştiriyoruz.

■ Sezonda başka ne gibi projeler olacak?

Festivallerle ilgili turnelerimizde daha fazla etkinlik yapacağız. Sürpriz yerlerde temsil yapmayı düşünüyoruz. Bir tanesi İzmir’deki Efes Antik Tiyatrosu. Ayrıca ‘ışıkla dekor’ konusunda ciddi bir atılım arifesindeyiz. Bu sayede projeksiyon dekor sistemleriyle eserlerimizin dekor maliyetlerini düşürürken çağdaş sahne imkânlarını ülkemize taşımış oluyoruz. Buna “sahne tekniklerinde devrim” desek abartı olmaz.

‘8-15 yaş sanata aşina olma yaşı’

■ Çocuklar için sahneye konulacak eserleri artıracak mısınız?

Opera ve bale sanatlarının gelecekteki seyircisinin konuya aşina olma yaşı 8-15 arası. Bu nedenle çocuklara çok önem veriyoruz. Onlar bambaşka bir gözle izliyorlar. Eğitim etkinliklerimizi, onlara özgü eserleri artırdık. Çocuklarımız salonlarımızı her zaman doldurur, boş yer kalmaz. 6 ilimizde rağbet yüksek. Buna seviniyoruz çünkü bu yaşta böyle bir ilgi ileri yaşlarda seyircimizin altyapısı demektir.

‘800’den fazla konservatuvar mezunu sanatçı, istihdam edilmeyi bekliyor’

■ Türkiye’deki sanat ortamından biraz bahsedebilir miyiz?

Biz, opera ve bale kurumları olarak evrensel boyutta sanat eserleri sunuyoruz. Elbette Ankara, İstanbul, Samsun, İzmir, Antalya, Mersin illerinde muntazam opera, bale temsilleri yapabiliyoruz. Ama Hakkâri’de opera, bale var mı ya da Erzurum da? Biz götüremezsek halkımızın bu işlere yatkınlığını sınayamayız. Onun için yayılmamız şart. Biz bunu turne ve festivallerle yapmaya çalışsak da yeterli değil. En az 10 ilde muntazam temsiller veren kadrolu opera ve bale kurumlarımız olmalı. Bunu başarabilecek eğitim birikimimiz var. 800’den fazla konservatuvar mezunu sanatçı, istihdam edilmeyi bekliyor.

■ Opera ve balemizin dünyayla rekabet etmesi için neler yapılmalı, en önemli sorunlar neler?

Opera ve bale sanatlarının icrası için çağdaş binalara ihtiyacımız var. 70 yıldır emek verdiğimiz ve çok yol kat ettiğimiz bu sanatları yaşatmak ve dünyayla rekabet edecek düzeye gelmek istiyorsak bina sorununu çözmemiz şart. Çalıştığımız illerin hiçbirinde opera ve bale sahnemiz yok. Mevcut yerler, küçük boyutlardaki derme çatma yerlerdir. Sanırım yeni opera binalarının inşasıyla ilgili sıcak gelişmeler yaşanıyor. Kültür Bakanı ve Cumhurbaşkanı’mız iyi şeyler söylüyor, umutla bekliyoruz. İkinci sorun ise operaya yeni girmiş bir sanatçıyla en üst görevdeki sanatçının maaşının aynı olması. Başkemancı ile en arka kemancı aynı maaşı alıyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir durum yok.

■ Bu çok önemli bir konu...

Ücret skalasının bire beş hatta bire sekiz olduğu bir sistem şart. Hiyerarşik ölçüler içerisinde maaş sistemlerinin düzenlenmesi gerekiyor. Ayrıca sanatçılarımız iyi şartlarla emekli olabilmeli. Örneğin, balede bir sanatçının 50’li yaşlarında dans etmesi imkânsız ama kadroyu işgal etmesi de doğru değil. Bu durum istihdam etmemiz gereken gençleri engelliyor. Bu konuda bakanlığımız verimli bir çalışma içerisinde.



Bu sezon izleyebilirsiniz

■ İstanbul: Le Corsaire, Don Pasquale, Belcanto Konseri, Yunus Emre Oratoryosu, Dedektif Köpek Dodo, Fındıkkıran, Ravel Debussy Şarkıları

■ Ankara: Aliş & Maviş, Palyaçolar, Hamlet, Kalp Korosu, La Traviata, Kanlı Nigar, Çingene Baron,

■ Mersin: Lüküs Hayat, Yevgeni Onyegin, Nasreddin Hoca, Çakırcalı Mehmet Efe, Değirmendeki Hazine, Amazonlar, Değirmendeki Hazine, Kanlı Düğün

■ Samsun: Nart Ateşi, Aşk İksiri, Notre Dame’ın Kamburu, Tosca, Arda Boyları, Bu Vatan Bizim, Kurbağa Öyküleri, Güldestan, Rita / Doktor Mucize, Hürrem Sultan

HT CUMARTESİ / Ekin TÜRKANTOS