Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

HT Cumartesi ekinden Nur Toprakoğlu, Cüneyt Asan'la röportaj yaptı.
Kalamış’ta bir ay önce açılan Günaydın Kebap’ta markanın kurucu ortağı Cüneyt Asan’la buluştuk. Bostancı’da bir kapıcı dairesinde başlayan hayat hikâyesini ve bugün 2 bin kişinin çalıştığı bir zincire dönüşen Günaydın’ın macerasını konuştuk.Cüneyt Asan, Günaydın Et markasının yaratıcısı. Bugün kurucu ortağı olduğu 2 bin kişinin çalıştığı kasap ve restoran zincirinin tohumları çırak olarak işe başladığı kasapta atılmış. Hayat hikâyesi ilginç. 10 yaşındayken babası gibi kapıcı olmamaya karar verip bir kasapta işe giriyor. İşte Asan’ın 48 yıllık macerası...
Nasıl Türkiye’nin en ünlü kasabı oldunuz?
Annem 10 çocuk doğurmuş, 5’i ölmüş. Annemle babam diğerlerinin hayatta kalması için İstanbul’a göç edip Bostancı’da bir gecekonduya yerleşiyorlar. Babam kapıcı olarak işe girdi. Okulda fakirler listesindeydik, yardım veriyorlardı. Sonunda bir şey olmak zorundaydım.
Neler oldu sonra?
Kıştı üstümüz başımız kötüydü, öğretmenim durumun farkındaydı. Bizim sınıfta Gülcan diye bir kız vardı. Öğretmenim Gülcan’a “Cüneyt’i eve götür annen kışlık elbise yapsın” dedi. Gülcan’a âşıktım, gururum kırılmıştı. Ağlayarak eve gittim. Ertesi gün okul çıkışı Bostancı’daki Kasaplar Çarşısı’na gittim. Kaldırımda beklerken kasaplardan biri bana acıdı, iş verdi. Askere gidinceye kadar orada çalıştım. Patronum beni sevdi. Ben de kasaplığa tutkuyla bağlandım, et benim için pırlantaydı.
Nasıl işi devraldınız?
Askerden dönünce ustam beni ortak alacağını söylemişti. Ama işi bırakmaya karar verdi. “Dükkânı devretmek için birileriyle anlaştım ama sen olmadan olmuyor” dedi. 4 arkadaş buldum 7 ortak dükkânı devraldık. Bir kasap 7 ortak olacak gibi değildi.


Ne yaptınız?
Dükkânı yıkıp dünyadaki ilk Amerikan barlı kütüphane kasabı yaptık. Rahmetli gazeteci Necmi Tanyolaç bizi fark etti ve “Mesleğine çağ atlatan adam” diye yazdı, müşterilerimiz arttı. Bu arada 3 ortak kaldık.
İyi işler başardınız.
Rol modeli olarak heykelimin dikilmesi lazım, inanarak söylüyorum bunu.
Peki restoran işine nasıl girdiniz?
80’lerin sonlarında Antep’ten, Urfa’dan, Adana’dan gelenler İstanbul’da kebapçı açmaya başladı. Et almaya bize geliyorlardı. Fakat kebaba çok fazla kuyruk yağı ekliyorlardı. “Gelin beraber yapalım” dedim, “Olmaz” dediler. Ben de ortaklarımla Küçükyalı’da bir kebapçı açtım. İnsanlar önünde kuyruk oluyordu. Sonra Bostancı’da 500 kişilik bir restoran daha açtık. Bir süre sonra Etiler’deki dükkânı açtık.
Geçmişe baktığınızda ne görüyorsunuz?
Kendime verdiğim bütün sözleri tuttum. Bugün 43 şubemiz, 2 yeşil bayraklı çiftliğimiz, 2 bin çalışanımız var. Kapıcı dairesinden çıkıp 2 bin kişinin çalıştığı bir işe sahip olmak çok önemli bir duygu. Müthiş bir ibadet bu.