Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam zenginlik ve insan davanışı arasında ne bağ var, Zenginler mi kötüleşiyor, kötüler mi zenginleşiyor?

        Artanç Savaş

        artanc@gmail.com

        Efendim bu hafta niyetim ufaktan bilim dünyasına dalmak ve size ilginç bir araştırmanın sonuçlarını anlatmak. Ancak endişelenmeyin; öyle teknik, mekanik bulgulardan bahsedecek değilim. Zira anlatacağım araştırma, doğrudan doğruya insanlarla, onların iç dünyalarıyla ve oradan dış dünyaya aktardıkları davranışlarıyla ilgili.

        Lafı uzatmadan konuya gireyim... Araştırmamıza ev sahipliği yapan kurum; “dünyanın en iyi üniversiteleri” listelerinin ABD’deki gediklilerinden UC Berkeley. İncelenen konuysa, paranın gerçekten de bütün kötülüklerin anası olup olmadığı... Ya da insanı bozup bozmadığı... Bu amaçla alt ve üst gelir düzeyine sahip kişilerin çeşitli gündelik olaylar karşısındaki davranış şekilleri, çeşitli psikolojik yöntemler kullanılarak uzun bir süre boyunca analiz ediliyor ve ortaya insanı altüst eden sonuçlar çıkıyor.

        YALAN DOLAN VE HİLE HURDA

        Araştırmaya göre, zenginler yoksullara göre etik değerlere çok daha az saygı gösteriyorlar. Yani daha çok yalan söylüyor, daha çok aldatıyor, kuralları çiğnemekten çekinmiyor ve hatta başkalarına ait malları elde etmek için inatla daha çok çaba sarf ediyorlar!

        Birkaç örnekle bu iddiaları netleştirmekte fayda var: Araştırmaya göre; zenginler 50 dolar kazanma ihtimallerinin bulunduğu bir oyunda, amaca ulaşmak için yoksullardan üç kat fazla hile yapıyor. Benzer şekilde gelir düzeyi yüksek olanlar, süpermarketlerde ve giyim mağazalarında yoksullardan yüzde 30 daha fazla ürün aşırıyor.

        HAYIR İŞLERİNE “HAYIR” DİYORLAR

        Ayrıca gelir seviyeleri arttıkça, vergi ödememek için kazançlarını gizlemeye daha meyilli hale geliyorlar. Örneğin 50.000 – 100.000 dolar arası yıllık gelire sahip olanların yüzde 8’i mali otoriteleri yanıltırken, 500.000 – 1.000.000 dolar bandında gelire sahip olanlar arasında oran yüzde 21’e çıkıyor.

        Gösterişe meraklı zenginler, hayır işlerinde de sanılanın aksine epey gönülsüzler. 25.000 dolar altında yıllık gelire sahip olanlar, kazandıkları paranın yüzde 4.2’sini zor durumdaki kişilere aktarırken, 100.000 dolar ve üzerinde miktarlar kazananlar, servetlerinin yalnızca yüzde 2.7’sini bağışlıyor. Özetle efendim, bulgular meşhur atasözünü doğruluyor; tok açın halinden hiç ama hiç anlamıyor.

        PARA, DEĞERLERİ PARALİZE EDİYOR

        Tabii tek mevzu para değil... Araştırmaya göre, zengin erkekler eşlerini iki kat daha fazla aldatıyor ve iş görüşmelerinde hatırı sayılır ölçüde fazla yalan söylüyor. Trafikte de ‘zengin terörü’nden bahsetmek mümkün. Çünkü üst düzey gelire sahip kişiler, trafikte diğer araçların yolunu dört kat daha fazla kesiyor ve yayalara yüzde 30 daha az yol veriyor.

        Hâl böyle olunca, akla elbette o kadim ‘yumurta-civciv’ ikilemi geliyor: Zenginler mi kötüleşiyor yoksa kötüler mi zenginleşiyor?

        Bana sorarsanız her ikisi de... Ama bu konuda yanılıyor olsam bile kesin olan bir şey var. Para denen meret, hakimiyeti altına aldığı insanları bozuyor, yılanlaştırıyor. Ve bu yılanların saldığı zehir, farklı yollarla toplumun damarlarına sızarak insaniyet namına var olan tüm değerleri paralize ediyor.

        Bu yüzden belki de en doğrusu, Picasso’nun önerisini kabul etmek. Yani ‘çok parası olan bir yoksul gibi’ yaşamak...

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ