Best FM'de Adem Metan'ın sunduğu radyo programına katılarak, hayallerinin ne olduğunun sorusunu cevaplayan Aziz, "Recep Tayyip Erdoğan ile bir görüşüp konuşmayı çok isterim." ifadelerini kullandı.

Bu isteği duyan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, yayına bağlanarak, "Sevgili Aziz kardeşimizi 15 Temmuz Pazartesi günü saat 20.00'de Atatürk Havalimanına davet ediyorum." diyerek Aziz'i, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeye davet etti.

Altun, "O gün Sayın Cumhurbaşkanımızın ve halkımızın katılımıyla 15 Temmuz'un üçüncü senesinde, 15 Temmuz ruhunu, İstiklal ruhunu yeniden hatırlamak ve hain işgal ve darbe girişimi lanetlemek üzere bir araya geleceğiz. Millet olma bilincini bir kez daha yaşayacağız ve o güzel ruhu yaşarken inşallah bütün dünyaya bir mesaj vereceğiz. O mesajı verirken sevgili Aziz kardeşimin de orada olmasını temenni ediyorum. Kendisini bu çerçevede davet ediyorum. Eminim Sayın Cumhurbaşkanımız da bu Aziz kardeşimizin temennisine, talebine duyarsız kalmayacaktır. İnşallah bir araya gelme imkanları da oluşacaktır." dedi.

"15 TEMMUZ'A YARAŞIR BİR HAFIZA OLUŞTURMALIYIZ"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının 15 Temmuz ile ilgili yürüttüğü çalışmalara dair soru üzerine Altun, "Vatanına kasteden FETÖ'cü hainler karşısında milletimizin destan yazdığı, dünyada eşine rastlanmayan onurlu bir direnişe imza attığı 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nden bahsediyoruz. Gerçekten bugüne yaraşır şekilde bir hafıza oluşturmamız lazım. Dijitaliyle analoğuyla her yönüyle bizim bu güçlü hafızayı teşkil etmemiz şart. Bu, bizim milletimize olan borcumuz. Bu, bizim şehitlerimize olan borcumuz. Bu vesileyle bir kere daha şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize sağlıklı uzun ömürler diliyorum." diye konuştu.

Altun, 15 Temmuz'un bir milletin demokrasiye inancı uğruna, canını ve kanını gözünü kırpmadan feda etmesinin bir sembolü olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"15 Temmuz aynı zamanda milletimizin ne denli cesaret sahibi, ne denli basiret sahibi, ne denli feraset sahibi olduğunu da göstermektedir. Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle tüm halkın vatan savunması anlayışıyla hareket ederek ülkeyi FETÖ'cü hainlere karşı nasıl savunduğunu bütün dünya gördü. Cumhurbaşkanımızla dünyanın pek çok şehrine gittiğimizde, muhataplarımızın buna çok net bir şekilde referans verdiğini görüyoruz. Bu, bizim için büyük bir gurur. Bir taraftan bu gururu yaşatmamız lazım. Diğer taraftan tabi ki bir acı yaşadık ve bu acıyı da hatırlamamız lazım. Bu anlamda hem ülkemizde hem de bölgemizde ve dünyada böylesi bir acının bir daha herhangi bir surette yaşanmaması için bizim bu örnekliği çok iyi işlememiz lazım. Bu bağlamda gayretimiz söz konusu. Hem milletimizin zaferini duyuracağız hem de hala mücadele ettiğimiz terör örgütlerinin ne denli zehirli, ne denli tehlikeli yapılar olduğunu anlatacağız."

"KANLI FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNÜ DÜNYADAN SİLECEĞİZ"

"Bu terör örgütleri sadece bizim milletimize, birliğimize, dirliğimize kasteden örgütler değil aynı zamanda dünyanın pek çok ülkesinde faaliyet göstermeye çalışan ve bu anlamda dünyada birçok ülkeyi de tehdit eden yapılar." diyen Altun, şöyle devam etti:

"Bize düşen, bu terör örgütleriyle mücadele eden ve bu mücadelede çok ciddi bir başarı elde eden bir ülke olarak bu tehlikeye dünyanın her yerinde dikkati çekmek. O nedenle biz bu sene 15 Temmuz etkinliklerinde devletimizin bütün kademesiyle sivil toplum kuruşlarıyla özel sektör temsilcileriyle uluslararası alana çok önemli bir yatırım yaptık. Uluslararası alanda hem 15 Temmuz zaferini hem de geçmişte burada tehlikeli bir şekilde faaliyet gösteren, dünyanın birçok yerinde halihazırda faaliyet gösteren FETÖ terör örgütünü anlatalım dedik. Bu yönde ciddi bir gayret sarf ettik. Bu gayretlerimiz de devam edecek. Biz Allah'ın izniyle bu kanlı terör örgütünü dünyadan sileceğiz. Bunun için de tüm gayretimizi sarf edeceğiz. Cumhurbaşkanımız bu noktada çok büyük bir kahramanlık sergilemiştir. FETÖ terör örgütünü çok büyük bir gayretle devletin içinden kazımıştır ve bu mücadeleyi de devam ettirmektedir. Uluslararası alanda da bu kirli yapının ortadan kalkması için yoğun bir gayret sarf etmektedir. Ben bireysel olarak anbean bu önemli mücadelesinin şahidiyim. Allah bize bu yolda da yardım edecektir diye ümit ediyorum."

"GENÇLER 15 TEMMUZ'DA BU ÜLKE İÇİN NE KADAR DEĞERLİ OLDUKLARINI GÖSTERDİ"

15 Temmuz darbe girişimine karşı gençlerin sergilediği mücadeleye de vurgu yapan Altun, "15 Temmuz 2016'da aynı zamanda şunu çok net olarak gördük. Bu milletin gençleri bu ülke için, bu ülkenin geleceği için gerçekten ne kadar değerli olduğunu, ne kadar mukaddes olduğunu çok net bir şekilde göstermiştir. Sosyolojik olarak yapılan birçok gençlik analizinin de ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne sermiştir. Gençler bizatihi kendi elleriyle geleceklerine sahip çıkmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

ALTIN KÜRE MÜKEMMELLİK ÖDÜLLERİ

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın "Halkla İlişkilerin Oscarları" olarak bilinen Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği'nin (IPRA) Altın Küre Mükemmellik Ödülleri'nde kazandığı iki ödüle ilişkin soru üzerine de Altun, şunları kaydetti:
"Bu gerçekten mesai arkadaşlarımızın bir başarısı. Bu ödüller dolayısıyla biz de gururlandık. CİMER ve 2019'da 'Ülkem İçin Bir Fikrim Var' projesi ödül aldı. Ben bu ödülleri aldığımızı Sayın Cumhurbaşkanımıza haber verirken kendisine söyledim, burada da altını çizmekten mutluluk duyarım. Cumhurbaşkanımız İstanbul'da Belediye Başkanı olduğunda 'Beyaz Masa' diye bir uygulama başlattı. Beyaz Masa uygulaması katılımcı demokrasinin çok güzel bir örneğini teşkil etti. Türkiye siyasi tarihinde bir çığır açtı. Aynı zamanda uluslararası alanda da çok önemli bir örnek teşkil etti. Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde bu örnek BİMER halini aldı. Cumhurbaşkanlığı döneminde de CİMER halini aldı. Biz göreve geldikten sonra CİMER'in faaliyetleri bize devredildi. Biz aslında uzun süredir devam eden bu güzel örneği uluslararası bir yarışmaya taşıdık ve uluslararası alanda fark edilmesini sağlamış olduk. Bu çerçevede bir ödül aldık. Bu her şeyden önce Cumhurbaşkanımızın siyasetinin mütemmim cüzü olan 'Katılımcılık' yaklaşımını sergilemesi açısından çok önemliydi. Bir taraftan uluslararası alanda Türkiye'nin kamu diplomasisine bir katkı olarak değerlendirebileceğimiz bir husus oldu. O nedenle biz de mutlu olduk. Ben de bu süreçte emeği geçen ekip arkadaşlarımı tekrar tebrik ediyorum."