Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Güncel ABD'deki sosyal medya yasası Türki̇ye’de polemiğe yol açtı | Son dakika haberleri
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        MEF Okulları Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özcan, her şeyden önce bu yasanın uygulanabilir olmadığı görüşünü savundu.

        Özcan, "Gençler bu kararı deler. Senet getirip imzalatsanız da fark etmez. Sadece bu platformlara erişimi yer altına indirmiş olursunuz" dedi. Özcan’ın diğer bir itiraz noktası da çocuğun sosyal medya hesabına anne babanın erişiminin çocuğa “ben sana güvenmiyorum, kontrol ediyorum” mesajını vermesi.

        "PEDAGOJİK OLARAK YANLIŞ MESAJ VERİR"

        Özcan bu tür müdahalelerin çocuğun yetişkin kimliği geliştirmesine engel olabileceğine dikkat çekerek, “Pedagojik olarak bu yanlış. Çünkü çocuk, ‘ben yanlış yapacağım onun için beni kontrol ediyorlar’ hissine kapılabilir” dedi. Özcan bunun yerine çocukların eleştirel bakmayı, seçici olmayı öğretecek bir rehbere ihtiyaçları olduğunu söyledi. Bu rehberin en başta anne-babalar olduğunun altını çizerek, “Çocuk her zaman kendisi için en doğru olanı seçemeyebilir. Öncelikle çocuğa bu beceriyi kazandırmalıyız. Eğer Utah’ta çocuklara sosyal medya okur yazarlığı dersi konulsaydı bu kararı almaya gerek duyulmazdı" ifadelerini kullandı.

        REKLAM

        "18 YAŞ ALTINA DENETİMSİZ İNTERNET VEREMEYİZ"

        Berna Laçin ise, Özcan’ın pedagoji savunmasına karşı çıkarak “Toplumsal süreçler işlerken o kadar ideal ilerlemiyor. Keşke kırmızı ışık da hiç olmasa, trafik cezası, hapishaneler olmasa. Ama öyle değil. Bu yüzden belli kontrollerin olmasından yanayım” dedi. Laçin, her ne kadar yasakla bir şeyleri uygulamak zor olsa da bu alanı çocuklar için kısmen denetim altına almak adına bu yasanın uygulanmasından yana olduğunu dile getirdi.

        "ÖNCE ANNE-BABALAR DELER BU YASAĞI"

        “Uygulanması zor çünkü anne-babalar yıldığında vazgeçecek. Bunun için önce ebeveynden başlayarak bilgi ve eğitimi yerleştirmek lazım” diyen Özcan’a dijital okur yazarlığın ders olarak okutulması noktasında katıldığını söyleyen Laçin sözlerine şöyle devam etti:

        “Çocuk, öğrenen bir varlık ama bu ortamda hata yaparak ve görmemesi gereken birtakım şeylere maruz kalarak öğrenmemeli. Bunu anne-baba, vasi ya da yetkili otorite olarak belli bir yaşa kadar denetim altında tutmalıyız. Aslında bu süreç çocuğun kendisi için uygun olanı seçmeyi öğrenmesi için ona süre tanımaktır. Özgürlük dediğiniz şey sorumlulukla birlikte alınabilen bir paket. Örneğin 3 yaşındaki çocuğu evinizin önündeki bakkala bile gönderemezken 7-8 yaşında önce bakkala, sonra da yavaş yavaş civar mahallelere gönderebilirsiniz. Çember yavaş yavaş genişler. Sorumluluğu alabildiği ölçüde özgürlüğü de verirsiniz. Ama sorumluluk alabilme kapasitesiyle özgürlük eşit değilse sorun çıkar."

        "GECE YARISI ÇOCUĞUN TV/İNTERNET BAŞINDA NE İŞİ VAR?"

        Laçin, eski bir tartışmayı da hatırlatarak şu yorumu yaptı: “Eskiden TV’yi eleştiren bazı anne-babaların şikayetlerini duyardık, ‘00.00’daki filmde açık sahneler vardı da çocuğum bunları gördü’ diye. Peki gecenin o saatinde çocuğun ekran başında ne işi var? Bu yüzden yasanın gece 22.30 ile 06.00 saatleri arasında 18 yaş altına internet erişimini kısıtlaması son derece isabetli.”

        "SÖZ KONUSU OLAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN KISITLANMASI DEĞİL ÇOCUKLARIN KORUNMASI"

        Hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen ise, yasanın uygulanmasının gerekliliğini şöyle açıkladı:

        "Çocuğun akıl sağlığına, geleceğine zarar verecek bir bağımlılık söz konusu olduğu durumlarda hukuki yarar, üstün yarar olarak gözetilir. Burada da durum budur. Bu yasa, hak ve özgürlükler kapsamına girmekle birlikte çocukların korunması söz konusu olduğundan bu özgürlükler kısmi olarak ya da tamamen kısıtlanabilir. Bunun bir örneği dünyanın pek çok ülkesinde 18 yaş altına alkol, sigara ya da muzır neşriyat satışı yasayla yasaklanmış olmasıdır."

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ