Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

AFGAN GÖÇMENLER ELLERİNİ KOLLARINI SALLAYARAK MI SINIRDAN GEÇİYOR?

2018, 2019 yılları için sınır hattı olmasa da köylerden, ilçelerden bu şekilde geçtiği söylenebilir. O tarihlerde yaşanan büyük Afgan göç dalgası konusunda yeterince önlem alınmadı.

Bu iki yılda sınırı geçtikten sonra kayıt altına alınan Afgan göçmen sayısı 301 bin.

Van, Tatvan, Erciş gibi yerlerde Afgan göçmenlerin gerçekten de ellerini kollarını sallayarak dolaştığını, otobüslere binip ülke içine dağıldığını birçok kişiden dinledim.

2020 yılında pandemi nedeniyle giriş sayısı düştü.

2021 yılında ise kamuoyunda yükselen tepkiler sonrası sınır hattı güçlendirildi ve denetimler arttı. Son bir aydır ise Afgan göçmenlerin hem geçişleri yoğun şekilde önleniyor hem de bulunduğu her yerde alıkonulup, Geri Gönderme Merkezlerine gönderiliyor.

SINIR YOLGEÇEN HANI MI OLDU?

Türkiye-İran sınırı her ne kadar 534 km olduğu söylense de aslında girintili çıkıntılı yapısı nedeniyle sınır daha uzun bir yol şeridi. Örneğin Van’ın İran’la sınırı kuş uçumu 295 km ama kıvrımlı yolu ölçerseniz, 1200 km bir şerit çıkıyor ortaya.

Bölgenin en zor coğrafyası burası aynı zamanda. Bu yüzden korunması çok zor.

2020 yılı öncesi için Türkiye İran sınırının çok iyi korunduğu, denetlendiği ve önemlerin sıkı olduğunu söylemek doğru olmaz.

O dönemlerde teknik ve insan kapasitesi son derece yetersizdi. Bu yüzden de düzensiz göçmen girişleri yoğun oldu.

Neden böylesine gevşek davranıldığı, yetkililer tarafından izaha muhtaç bir durumdur.

Son bir yıldır bu sınıra ağırlık verildi. Kuleler, optik antenler, karakollar yapılıyor. Asker, polis ve jandarma takviyesi yapıldı. Duvar örülmeye başlandı. Bunlar da göçmen geçişini büyük oranda azaltıyor.

Ancak sınırda tel örgü, duvar, mayının olmadığı çok büyük bir kısım var hala. Ve denetlenmesi hala büyük sorun.

Şimdi bir politika olarak sınırda görülen tüm göçmenlerin engellenerek İran’a geri gitmeleri sağlanıyor. Bu şekilde engellenen göçmen sayısının 2020 yılında 108 binden fazla olduğu ifade ediliyor.

ÖRÜLEN DUVARDAN ATLAYARAK GEÇBİLİRLER Mİ?

Türkiye, İran sınırına bu yıl duvar örmeye başladı. Toplam 534 km uzunluktaki sınırın Ağrı tarafında 84 km, Iğdır’da 55, Van’da 5 km olmak üzere toplam 144 km duvar örüldü.

Iğdır, Ağrı bölümü tamamlandı. Bunların optik izleme, termal kamera ve ışık sistemleri yapılacak.

Bu yıl sonuna kadar Van’da 65 km daha duvar örülecek. Van’ın İran’a toplam sınırı 295 km.

Duvarın tamamının kaç km olacağı belli değil. 1200 km kıvrımlı bir yolunun olduğunu, dağlık alanları düşünürsek duvarın uzunluğunu tahmin etmek zor.

Duvar 3 metre yüksekliğinde. Bunun üzerine 1,5 metre dikenli tel çekilecek. Şu anda üzerinde tel olmayan duvara merdiven dayayıp atlayarak geçildiği görüldü. Ağrı bölgesinde ise duvarın üzerindeki tellerin kesilerek ya da duvarın altından tünel kazarak geçenler tespit edildi.

Ancak bunların az sayıda olduğunu belirtiyor yetkililer.

Duvar hem fiziksel hem de psikolojik bir bariyer oluşturuyor.

Ayrıca duvarla paralel olarak yol da yapılıyor. Bu da askerlerin sevk ve göçmene müdahalede hareketini kolaylaştıracak.

Tüm bunlar kaçak göçmenlerin geçişini azaltmakta etken.

ABD İLE TÜRKİYE GİZLİ BİR ANLAŞMA YAPTIĞI İÇİN Mİ AFGANLAR GELİYOR?

ABD Afganistan’dan geri çekileceğini 2021 yılında açıkladı. Ancak Türkiye’ye yoğun Afgan göçü 2018’de başlamıştı ve 2019’da zirve yaptı. Pandemi olmasaydı belki 2020 yılında daha da artacaktı.

Dolayısı ile bu sorun bugünün meselesi değil.

ABD Türkiye ile kendini destekleyen Taliban karşıtı kişilerin Türkiye’ye gelmesi yönünde anlaşmışsa, bu insanların transferini 4400 kilometrelik bir güzergahtan, insan kaçakçıları aracılığı yapması biraz mantıksız.

Bir anlaşma varsa ve ABD kendi taraftarlarını Türkiye’ye getirecekse bunu hava yoluyla gizliden yapardı.

Ancak hükümet, insanların şüphesini giderecek açıklamaları nedense yapmadı.

GELENLERİN NEDEN HEPSİ GENÇ YETİŞKİN ERKEK?

Aslında gelenlerin hepsi sadece erkek değil. Kadın, yaşlı, çocuk da var aralarında. Ancak çoğunluğun genç yetişkin erkek olduğu doğru.

Rakamların ne olduğunu Göç İdaresi Genel Müdürlüğü açıklamıyor.

Erkekler buraya Taliban’dan, kaostan, sefaletten ve yokluktan kaçmak, bir hayat kurmak, iş bulmak, para biriktirmek ve can güvenliği nedeniyle geldiğini söylüyor.

Bu insanların ideolojik altyapıları, etnik, dini, mezhebi dağılımlarının ne olduğunu bilmiyoruz. Bu yönde kayıtlar tutulmadı.

İRAN, AFGAN GÖÇMENLERİ BİR ŞANTAJ ARACI OLARAK KULLANIYOR MU?

Evet. İran ekonomik ambargo yaşamaya başladıktan sonra Afgan göçmenleri ülkeden ayrılması için zorluyor. Bunların çoğunu da Türkiye’ye yönlendiriyor. Aynı zamanda İran askerlerinin ya da devlet görevlilerinin insan kaçakçılarından rüşvet aldığı ve göçmenlerin geçişine göz yumduğu da biliniyor.

İran sınırında gördüğüm, sınırın öteki tarafının son derece boş, önlemlerin yetersiz olduğudur.

Görünen o ki, İran Türkiye’yi ve oradan da Avrupa’yı göç dalgasıyla karşı karşıya bırakarak, ambargodan kurtulmak, Suriye ve Irak’ta taviz koparmak için göçmenleri bir baskı aracı olarak kullanıyor.

Bu yüzden de Türkiye’nin duvar örmesine de şiddetle karşı çıkıyor.

İRAN Şİİ MİLİTANLARI TÜRKİYE’YE GİREREK KAOS YARATABİLİR Mİ?

Afgan Hazaralar Şii. İran bu insanları alıp ülkesinde eğitti ve Irak, Suriye, Yemen’de “Fatimiyyun Tugayları” adıyla savaştırdı.

Bu kişilerin şimdi diğer Afgan göçmenlerle birlikte Türkiye’ye girerek uyuyan hücre konumuna girip, sonra bir kaos yaratacağı iddiasını cevaplamak zor.

Zira girenlerin kaydı tutulurken, etnik ya da mezhebi bilgileri alınmadı. Şu ana kadar ne kadar Hazara’nın Türkiye’ye girdiği bilinmiyor.

Ancak Türkiye’deki istihbarat ve güvenlik güçlerine göre böyle bir tehdit algısı oluşmuş değil.

Öte yandan İran’ın Maku şehrinde PKK’nın bir askeri kampı var. Buradan teröristler sık sık Türkiye’ye sızıp, Ağrı, Doğubayazıt bölgelerinde eylem yaptılar daha önce. Şimdi o bölgeye duvar örülmesiyle girişler büyük oranda engellendi.

Ancak bir tehdit olarak o kamp varlığını sürdürüyor ve İran buna göz yumuyor.

AFGAN GÖÇMENLERİN ARASINDA TERÖRİSTLER DE ÜLKEYE GİRİYOR MU?

Bu denli yoğun göçmen arasına terör örgütü mensuplarının girmesi mümkündür. Ancak yakalanan göçmenlerin parmak izi, fotoğrafları alınarak bunlarla ilgili detaylı güvenlik araştırması yapılıyor şu anda. Nitekim bu araştırmalar esnasında PKK, IŞİD vb. örgüt militanları tespit edilerek tutuklandı. Ancak bu sayının çok az olduğu, korkulacak düzeyde olmadığını ifade ediyor yetkililer.

Fakat yakalanmayan ve ülkeye giren göçmenler arasında terör örgütü mensuplarının olup olmadığı bilinmiyor.

AFGANLARI ÜLKESİNE NEDEN GÖNDERMİYORUZ?

Türkiye’nin göçmen yasası uluslararası hukuka uygun ve son derece insancıl. Bunun bir handikap olduğunu söyleyenler bile var.

Bu yasa ve uluslararası kurallar nedeniyle sınırda ya da içeride yakalanan bir Afgan’ı, suça karışmamışsa, kendi gitmek istemiyorsa zorla sınır dışı etmek mümkün değil. Üçüncü bir ülkeye gitmeleri ise prosedürler ve gönüllülük esasına dayalı.

Afgan göçmenler kuralları çiğnemişse zorla, ikna yoluyla ülkesine gönderiliyor. Geri gönderilenlerin rakamının ne olduğunu açıklamıyor Göç İdaresi. Ancak gelenlerin sadece %10’u ya da 20’si geri gönderilebiliyor.

Şu anda tam rakamı yine bilinmese de 400 binden fazla Afgan olduğu tahmin ediliyor Türkiye’de. Bu insanlar Afganistan’da siyasi istikrar sağlanır, ekonomik refah artar ve can güvenliği sorunu yaşanmazsa ikna yoluyla gidebilir. Aksi, hukuken mümkün değil.

İNSAN KAÇAKÇILARI DURDURULAMIYOR MU?

Bir Afgan göçmenin Kabil’den Van’a gelene kadar en az 4 ayrı insan kaçakçısı organizasyonuyla çalışması gerekiyor. Bu sayı bazen 6-7 bile olabilir.

İnsan kaçakçılarının kendi bölgeleri var. Hepsi diğer kaçakçı organizasyonla iletişim halinde. Ancak uluslararası büyük tek bir şebekenin parçası olduğu söylenemez.

Türkiye’de daha önce sigara, uyuşturucu, hayvan, mal kaçakçılığı yapan çok sayıda insan artık insan kaçakçılığına yöneldi.

Hem sermayesiz hem daha kârlı. Kişi başına 700-1500 dolar arasında değişen ücretler alınıyorlar göçmenlerden.

Türkiye-İran sınırındaki kaçakçılar sınırı adeta karış karış biliyorlar. Son derece tecrübeli ve geniş elaman ağına sahipler.

Son bir yıldır insan kaçakçılığına karşı Emniyet ve Jandarma bünyesinde yeni şube müdürlükleri kuruldu. Bunlar teknik ve uzman ekipler edindi. Kaçakçılarla mücadele etmek için çalışmaları yoğunlaştırdılar. Ancak tam anlamıyla organizasyonu çökerttikleri ve insan kaçakçılığını önledikleri söylenemez.

İnsan kaçakçılığının cezası caydırıcı değil. 3-6 yıl hapis cezası var. Yattıkları süre çoğu kez 5-6 ayı geçmiyor. Çoğu yakalanıp hüküm giymelerine rağmen hapisten çıkınca tekrar bu işi yapmaya devam ediyorlar. Geçtiğimiz hafta, 7 kez hapis cezası almış bir kaçakçı trafik kazasında öldü.

AFGAN GÖÇMENLER HANGİ ŞEHİRDE, NE YAPIYOR BİLİNİYOR MU?

Van’da gördüğüm Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezi son derece başarılı teknik çalışmalar yapan bir merkezdi. Kayıt sistemleri, eğitim modelleri, tertip ve düzen yerindeydi. Hepsi böyle mi bilmiyorum.

Ayrıca tüm bu merkezler son bir iki yılın ürünü.

Türkiye’deki göçmenlerin kayıt altında alınması halinde hangi şehirde olacağı, adresi belli olacak şekilde bir düzen kurulmuş. Ancak göçmenler buna uymuyor ve kafalarına göre hareket ediyorlar.

Bu nedenle hangi şehirde ne kadar göçmen olduğu bilgileri açıklanmadığı gibi, açıklansa da istatistiklerin gerçeği yansıtmayacağını söyleyebiliriz.

Ayrıca en büyük sorun kayıt dışı göçmen konusudur. Bunlarla ilgili hiçbir bilgi bulunmuyor.

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü iletişim, bilgilendirme ve şeffaflık konusunda sorunlar yaşayan bir kurum. Bilgi almak mümkün değil neredeyse.

Oysaki altyapısı son derece iyi kurulmuş bir kurum.

Türkiye’nin bir mastır göç politikası bulunmuyor. Bu nedenle yakalanan bir göçmenin sonrasında nasıl yönlendirileceği, iskan edileceği, sosyal uyuma alınacağı belli değil.

Göçmenlerin defnedildiği kimsesizler mezarlığı.
Göçmenlerin defnedildiği kimsesizler mezarlığı.

GÖÇMENLERİN GELMESİ ENGELLEMEZ Mİ?

Duvar örerek, tel örgü çekerek, sınıra asker yığarak göç azaltılabilir ama bitirilemez. İnsanların göç etmelerine neden olan sebeplerin kaynağında ortadan kaldırılması gerekir. Yani Suriye, Afganistan, Pakistan, Irak, Libya gibi ülkeler istikrara kavuşmadan, ekonomik refaha kavuşmadan göç durdurulamaz.

Türkiye, göç dalgasına maruz kalmak istemiyorsa, Avrupa’yı sorun olan ülkelerdeki istikrarı sağlayacak politikalar izlemeye zorlamalıdır.

Oradan para alarak göçmenlerin Avrupa’ya geçişini engellemek sağlıklı bir politika değildir.

BİR ALGI OPERASYONU VAR MI?

Afgan göçmenler konusunda neden bu denli tepki arttı, toplumsal reaksiyon oluştu?

Asıl göç dalgası 2018 ve 2019’da yaşanmasına rağmen, neden o zaman tepki gösterilmedi.

Bunun iki sebebi var:

İlki Amerika’nın Afganistan’ı terk etmesi ve Taliban’ın ülkeyi ele geçirmesi sonrası yaşanan kaotik ortamın herkesi etkilemesi.

Bu el değiştirmeden sonra Afganistan’da bir göç dalgasının olduğu, kaçanların çoğunun da Türkiye’ye geldiği zannedildi. Oysa 2021 yılında gelenler önceki yıllara oranla daha düşüktü.

Ancak bir anda ortaya çıkan görüntüler, haberler insanları etkiledi. Yıllardır fark etmedikleri Afgan göçmenleri birden görmeye başladılar sanki.

Burada ikinci ihtimal ortaya çıkıyor. Güvenlik bürokrasisi İran merkezli bir elin haber, fotoğraf ve videoları kasıtlı servis ettiği kanaatinde.

Bu bilginin kanıtını görmesem de, kişisel olarak bir dezenformasyonun olduğunu şahsen görüyorum.

İnsanlar gördükleri ürkütücü görüntülerden etkilenerek, tepkilerini arttırınca, konu kartopu gibi büyüdü. Öfkeli, kızgın, duygusal tepkiler yüzünden insanlar şimdi ikna olmayacak duruma geldi. Bu aşamaya gelmeden insanlara doğru bilgiler verilmeli, önleme çalışması yapılmalıydı.

GERÇEKLERİ ANLATMAK İÇİN İLETİŞİM YÖNETİLDİ Mİ?

Afgan göçmen konusunda gerçek olmayan bilgiler, doğrularla ayırt edilemeyecek hale geldi. Hükümetten hiçbir bakan ya da yetkili vatandaşların korkusunu, kaygısını giderecek, sorulara cevap verecek iletişim çalışmaları yapmadı.

Aksine iletişim daraltıldı, bu konunun konuşulması, medyanın haber yapması kısıtlandı. Bölgeye gitmek, haber yapmak isteyen medya kuruluşlarına uzun süre izin verilmedi.

Bu da spekülasyonların artmasına, yalan haberin çoğalmasına neden oldu.

Afgan göçmen tartışması unutulur sanıldı ama tersine daha da büyüyerek devam etti.

Son