Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Necibullah Hüseyinzade kucağında tuttuğu iki yaşındaki çocuğunun ikizini gösterdi bana. O da, yürümekten hastalanan ve bitap düşen annesinin yanındaydı.
Hemen yanlarında yaşlı anne, baba, üç kızı ve bir oğlu ile gelmiş bir başka aile duruyordu.

Necibullah binlerce kilometre öteden, yaklaşık bir ay süren maceralı bir yoldan, Afganistan’ın Takhar şehrinden gelmişti.
İran sınırından Van’a geçtikten sonra güvenlik kuvvetlerince yakalanmış ve şimdi Göç İdaresi Ön Kabul Bürosu’nda işlemleri yapılıyordu.

Van’daki Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezi’nde Necibullah gibi ailece gelenler olduğu gibi, bekar gelenlerde vardı.
Onların bulunduğu odaya girip, hangi milletten olduklarını sorduğumda, Afgan, Pakistan, İran, Tacik, Türkmen, Özbek, Hazara… Sesleri yükseldi bir uğultu halinde…

Hepsi dertlerini Farsça anlatmaya, durumlarını izah etmeye çalıştı.
Dramatik bir durumdu gördüklerim.
Peki bu insanlar nasıl geldiler, neden geldiler ve nereye gitmek istiyorlar?
Hikayeleri Afganistan’da başlıyor…

40 YILLIK SEFALET, KAOS, ÖLÜM DÜNYASI

1979 yılından beri, yani Rusya’nın Afganistan’ı işgal ettiğinden bu yana ülke krizin, kaosun, savaşın, açlığın, yoksulluğun sefaletin pençesinde can çekişiyordu.
Bu yetmezmiş gibi, kendi aralarında kanlı bir iç savaşa tutuşmuş, belki de Rusların öldürdüklerinden daha fazla Afgan bu iç savaşta ölmüştü.

Taliban bu iç savaştan galip çıkmış, 1996 yılında ülkeyi ele geçirmişti.
Bu kez onun yarattığı travmayı yaşamaya başlamışlardı. Eşi görülmemiş bir dini inancın, akla zarar uygulamalarıyla Afgan halkının çilesi devam etmişti.
Kaosu, terörü, sefaleti ve ölümü daha da arttıran şey ise Amerika’nın 2001 yılında Afganistan’ı işgali oldu.
Başkan Bush’un dediği gibi ülkeyi taş devrine döndürdü.
20 yıl boyunca Amerika Afganistan’ı daha da perişan etti. Ne düzen kurabildi, ne demokrasi getirdi, ne dirlik sağlayabildi.
Binlerce insanın daha ölümüne, on binlercesinin daha sakat kalmasına, uyuşturucunun, terörün, illegal işlerin daha da artmasına, savaş baronlarının daha da güçlenmesine neden oldu.

TALİBAN YENİDEN SAHNEDE

Amerikan’ın vahşi ve acımasız işgali Taliban’ı yok edeceğine, daha da güçlendirdi. 2018 yılından itibaren Taliban Amerika ve onun desteklediği Afgan hükümetine karşı üstünlük kurmaya, köyleri, ilçeleri, şehirleri ele geçirmeye başladı.
Sonunda Amerika utanç verici işgaline son vermeyi, geri çekilmeyi ilan ettiğinde tarih 2021 yılı Şubat ayını gösteriyordu.
Amerika o kadar beceriksizdi ki, geri çekilmeyi bile başaramadı. Amerika’ya götürdüğü askerlerinin bir kısmı geri getirip, geride kalanları tahliye etmeye çalıştı.
Dünyaya rezil oldu ama bıraktığı enkaz bundan daha fazla utanmasına neden olmalıydı.

KAOSTAN VE ÖLÜMDEN KURTULMANIN ADRESİ İNSAN KAÇAKÇILARI

Necibullah Takhar’da babasının çektiği acıları, çileleri çekmemek, iç savaşın, işgalin ve Taliban’ın yarattığı kaostan kurtulmak için ülkeden kaçmaya karar verdi. Tek gerekçesi Taliban’ın ülkeyi yeniden gele geçirmesi değildi. Ekonomik sıkıntılar, kuraklık, sefalet ve bir geleceği olmayan ülkeden umudunu kesmişti.
Tıpkı diğer binlerce Afgan gibi o da gidip kaçakçıları buldu.
Ona Türkiye’de göçmenlere iyi davranıldığını, işkence ya da öldürülme olmadığını söylediler. Türkiye’ye gelmeye karar verdi. Tıpkı diğer Tacik, Özbek, Türkmen, Peştun ya da Hazaralar gibi.
Adam başı 700-1000 dolar para alıyordu kaçakçılar. Bu bir Afgan için küçük bir servetti aslında. Elindeki avucundakini kaçakçılara verdi.

BİNLERCE KİLOMETRELİK ÇİLELİ YOLCULUK

Takhar’dan önce Kabil’e geldiler. Burası ilk toplanma yeriydi. 2-4 hafta burada beklediler.
Büyük gruplar halinde Kabil’den Kandehar’a geldiler çeşitli araçlarla. Yolculukları yaklaşık 10 saat sürdü.
Sonra kaçak göçmenlerin başkenti kabul edilen ve tüm organizasyonun yapıldığı Nimruz şehrine geldiler. Burada yeni kaçakçılar Necibullah ve diğer göçmenleri devraldı.

Nimruz’dan Pakistan’a kafileler halinde gideceklerdi. Önce sınırı 200-300 TL adam başı rüşvet vererek geçtiler ve Pakistan’ın Kuetta şehrine vardılar.
Oradan İran sınırına geldiler. İran’a 800-1000 kişilik guruplar halinde, sınırda zorlanmadan geçtiler. Kaçakçılar İran’a geçişi rüşvetle ayarlamışlardı.
İran’ın Seravan, İranşehir, Benderabbas şehirlerinde yeni kaçakçılar Necibullah ve diğerlerini devraldı. Bu insan kaçakçılarının Afganistan, Pakistan’dan sonra üçüncü ekibiydi.
Bu kez otobüslerle önce Tebriz’e sonra kaçakçıların networkuna göre Türkiye sınırındaki Maku, Hoy, Salmas, Urmia şehirlerinden birine geldiler.
Burada Türkiye sınırına getirilerek son kaçakçı ekibine devredildi. Onları Van, Ağrı tarafında bekleyen Türkiyeli kaçakçılar bekliyordu.

Kabil’den başlayıp Van’a gelinceye kadar 4 Bin 400 km yol kat ettiler.
 

Öyle sanıldığı gibi kimse Afganistan’ı, Pakistan’ı İran’ı yürüyerek geçmedi. Kara araçlarıyla yol aldılar. Sadece bazı sınır bölgelerinde, özellikle Türkiye-İran sınırında bazı yerleri yürümek zorunda kaldılar.
Ancak Kabil’den başlayıp Van’a gelinceye kadar 4 Bin 400 km yol kat ettiler.

NEDEN TÜRKİYE’YE GELİYORLAR ÖZELLİKLE?

Afganistan’dan insanları Türkiye’ye gelmesi için teşvik eden insan kaçakçıları vardı. Ancak bunlar politik, ideolojik nedenlerle değil, Türkiye sınırında askerlere vur emri verilmediğini, yakalanan göçmenlerin dövülmediğini, işkence görmediğini biliyorlardı. Oysa İran’da bunun tam tersi bir durum vardı.
İran aslında yüzbinlerce Afganlı göçmeni ülkesinde barındırıyordu. Ucuz iş gücü olarak da kullanıyorlardı. Ancak ekonomik sıkıntılar çektikçe ülkesindeki Afganlı göçmeleri bir şekilde buradan ayrılmaya itti.
Bu insanlar Pakistan ya da Afganistan yerine, Türkiye’yi tercih ettiler doğal olarak. İran da bunu teşvik etti.
Yani Van’a gelen göçmenler sadece Afganistan’dan gelenler değil, daha önce İran’a gelen, kalan ve şartlar zorlaşınca Türkiye’ye gelmeye karar veren çeşitli etnik guruplardı.
İran Türkiye’nin AB’den göçmenler için para aldığını, bu yüzden de göçmenlere Türkiye’nin bakmasını söylüyordu el altından.
Ayrıca göçmenleri bir politik tehdit aracı olarak da kullanıyor İran.
Türkiye’yi sıkıştırmak, Suriye ya da Irak da taviz koparmak için ülkesindeki göçmeleri baskı aracı olarak sınıra gelmesini teşvik ediyor zaman zaman.
Peki Van sınırına gelen göçmenler bundan sonra ne yapıyor, nasıl içeri giriyor ve neler oluyor?

Yarın:
Afganları ABD mi gönderiyor?
Afganlar arasında savaşçı militanlar mı var?
Neden daha çok gençler geliyor?
İran Hazara Şiilerini örgütleyip Türkiye’ye mi sokuyor?
Van’dan giren bir Afgan sonra ne yapıyor?