Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Necibullah Hüseyinzade, iki yaşındaki ikiz çocukları ve eşiyle birlikte 4400 km yolu kat edip, Afganistan’ın Takhar şehrinden Türkiye sınırına geldi.

İran’ın Maku şehrinden sınırı geçmek için bir süre beklemesi gerekiyordu.

Bu esnada üzerlerindeki pasaport, kimlik vb. tüm resmi evrakları ya yaktı ya da geri dönmeyi düşünüyorsa birine verdi.

Afganistan, Pakistan ve İran’daki kaçakçılardan sonra, Van’daki Türkiyeli kaçakçılarla irtibat kuracaktı.

Bir gece yarısı kaçakçılar vaktin geldiğini söyledi. O da ailesiyle sınırı geçip Türkiye’ye girdi.

Binlerce göçmen gibi Necibullah burada üç durumla karşılaşacaktı.

Bir, Türk askeri onu fark edecek ve engelleyecekti. Yani İran’a geri dönecekti.

İki, askerler onu sınırı geçtikten sonra yakalayacak ve Göç İdaresine teslim edecekti.

Üç, kimseye görünmeden sınırı geçecek ve Türkiye içinde kaybolacaktı.

Necibullah ve ailesi yakalandı ve “Düzensiz Göçmen” olarak kayıtlara geçen binlerce Afgan'dan biri oldu. Bana da hikayesini Göç İdaresi Ön Kabul Bürosu'nda anlattı.

Yakalanan göçmenlere ne oluyor, nasıl işlemlerden geçiyor?

Peki yakalanmayanlar ne oluyor?

Tüm bunlardan önce Necibullah ve beraberindeki onlarca kişinin gece yarısı geçmeye çalıştığı sınırın durumunu anlatayım.

SINIR NASIL KORUNUYOR?

Sınırın sıfır noktasında genç bölük komutanı, 179 Nolu hudut taşının karşısında, göçmenleri engellemek için neler yaptığını anlattı bana. İşi çok zordu.

Van-İran sınırı kuş uçuşu 295 km. Ancak kıvrımlı yolların uzunluğu aslında 1200 km. Çoğu yeri dağlık, engebeli, kurumuş dere yatakları... Çok zor bir coğrafya.

Sınırı korumak için gözetleme kuleleri, karakollar ve optik gözetleme antenleri var.

Ancak bunların çoğu son iki yılda yapıldı ve bir kısmı aktif değil henüz.

Şimdi de duvar örülüyor. Henüz o uzun sınırın sadece 5 kilometresine duvar örüldü. Yıl sonuna kadar 64 km tamamlanacak. Bu arada İran’ın duvar örülmesinden çok rahatsız olduğunu da eklemeliyim.

Peki sınırın geri kalan kısmı? Orada ne tel örgü ne de başka bir bariyer buluyor. Geçişlerin olma ihtimali olan bazı yerlerde hendekler kazılmış, bazı yerlere de mayın döşenmiş.

Uzun yıllardır sınır bu halde aslında.

Bu yüzden de burası kaçakçıların en çok faaliyet gösterdiği ve her türlü yasa dışı işlerin yapıldığı sınırdı.

Son iki yıldır buraya ağırlık verdi devlet. Öncesinde neden daha gevşek bir önleme ve güvelik yapısı vardı açıklanmaya muhtaç.

Sınıra örülen duvar.

Şimdi her iki ya da bir kilometrede bir kule, karakol, optik anten denk gelecek şekilde 262 yapı inşa edildi. Teknolojik cihazlarla donatılmış optik kuleler henüz aktif değil. Bunların çoğu 2021 yılında yapıldı.

Asker sayısı bu yıl arttırıldı. Ayrıca, Jandarma Özel Hareket (JÖH) ve Polis Özel Harekat (PÖH) takviye olarak gelip sınırın sıfır bölgesine yerleşti.

Tüm bu önlemler göçmen akışını büyük oranda azalttı ve kaçakçıları duvarın yapılmadığı, kulelerin henüz aktif olmadığı yerlere kaydırdı. Şimdi o bölgelere duvar örülecek. Ancak 1200 Kilometrelik sınırın tamamen duvarla kapatılması, çok uzun sürecek ve çok büyük maliyetle olacak.

Necibullah gibi göçmenler bu kulelerin arasından menfezlerden, dere yataklarından, çukur yerlerden gece gizlice geçiyor işte.

TÜRKİYE İÇİNDEKİ GÖÇMEN ROTASI

Yakalanan Necibullah ve ailesi Göç İdaresi’nin Geri Gönderme Merkezi’nde alıkonulup, işlemleri yapılırken, onunla beraber sınırı geçip yakalanmayanlar ne yapıyor, onu anlatayım.

Askerlere yakalanmadan kaçan göçmenler, sınır köylerinde kaçakçıların ayarladığı evlerde ya da ahırlarda kalıyorlar o gece.

Bir de “şok evleri” denen yapılarda barındırılıyorlar. Bunlar ahırdan bozma ya da briketten yapılma ilkel yapılar. Son dönemde 40 şok eve baskın yapıldı ve hepsi yıkıldı.

Göçmenlerin Van’ın Saray, Çaldıran, Özalp, Murdiye ilçelerinden çıkıp toplanma ve transfer merkezi olan Tatvan’a gitmeleri gerekiyor.

İki güzergah takip ediyorlar. Erciş, Adilcevaz, Ahlat üzerinden ya da Gevaş’tan tekneye binip Van Gölü’nü geçerek Tatvan’a geliyorlar.

Kaçakçıların verdiği sahte göç idaresi belgesi. İsimler ve fotoğraftaki kişiler farklı.
Kaçakçıların verdiği sahte göç idaresi belgesi. İsimler ve fotoğraftaki kişiler farklı.

Kaçakçıların göçmenleri transfer ederken önden giden bir “eskort” aracı var. Güvenlik kontrolü olduğunda arkadaki arabaya haber veriliyor ve göçmenler araçtan indirilip araziden yürütülüyor. Güvenlik noktası geçilince tekrar aynı araca biniyorlar.

Bu yöntemlerle Tatvan’a gelen göçmenler eski otogar ya da Rahva Düzü denen yerde toplanıyorlar.

Sonra yine bir gece yarısı araçlar gelip onları alıyor. Eskortlu yöntemle çoğunlukla önce Diyarbakır’a ya da diğer şehirlere gidiyorlar.

Diyarbakır, Tatvan’dan sonra ikinci dağıtım merkezi gibi. Oradan da Konya, İstanbul, İzmir, Ankara gibi şehirlere dağılıyorlar. Çoğu akrabalarının ya da tanıdıklarının olduğu şehirleri tercih ediyor.

Bu insanlara, kayıt altına alınmayan “Düzensiz Göçmen” deniyor. Üzerlerinde hiçbir kimlik olmadan, kaçak olarak yaşamak ve çalışmak zorundalar. Gittikleri şehirlerde yakalanırlarsa Geri Gönderme Merkezlerine götürüyorlar.

YAKALANAN BİR GÖÇMENE NE YAPILIYOR?

Sınırı geçerken Necibullah ve ailesinin Ön Kabul Bürosu’nda fotoğrafı çekiliyor, parmak izi alınıyor, kimlik tespiti, neden geldiği ve kim olduğunda dair mülakat yapılıp, sağlık kontrolünden geçiriliyor.

Neredeyse tüm yakalanan Afgan göçmenler gibi, Necibullah da Taliban’dan kaçtığını, hayatının tehlikede olduğunu, ailesinin katledildiğini ve Türkiye’de kalmak istediğini söylüyor.

Böylece bu kişiler uluslararası hukuka göre “sığınmacı” konumuna giriyor. Bu kişiyi zorla ülkesine göndermeniz hukuken mümkün değil artık. Kendi isteği olması ve ülkesinin de kabul etmesi gerekiyor.

Bu kişilerin fotoğrafları ve parmak izleri aracılığı ile bir güvenlik araştırması yapılıyor. Suça karışmamışsa, terör örgütlerine üye değilse (tersi durumda hemen ülkesine gönderiliyor) bu kişi Göç İdaresi'nin Geri Gönderme Merkezi'ne gönderiliyor.

Bu merkezlerden 15 şehirde var. Toplam kapasitesi 15-20 bin arası.

GÖÇMENLER HANGİ DURUMDA TÜRKİYE’DE KALIYORLAR?

Geri Gönderme Merkezleri çok bilinmiyor aslında. Van'daki merkezi başarılı buldum.

Burası Jandarma tarafından çok sıkı korunan, ailelerin ve bekarların ayrı ayrı kaldığı, kapıları dışarıdan kilitlenen koğuşların olduğu, kısmen cezaevine benzeyen yerler.

Burada göçmenlerin tüm ihtiyaçları karşılandığı gibi, çeşitli sosyal eğitimler de veriliyor. Bu insanlar bir yıl burada tutulabiliyor. Ancak kapasite sorunu nedeniyle kalmaları daha kısa oluyor.

Sanırım en kritik konu, Necibullah gibi yakalanan göçmenlerin sonra ne olduğu konusudur.

Bu insanlar gönüllü olarak ülkelerine gitmiyorsa, onları zorla göndermek hukuken mümkün değil. O nedenle tüm kayıtları yapıldıktan, güvenlik soruşturmaları bittikten sonra bu insanlar aslında serbest bırakılıyor.

Düzensiz göçmenin tercihine göre (İstanbul, İzmir, Ankara’ya gidişler bu sene yasaklandı), bir ile gitmesi için “yol izin belgesi” düzenleniyor.

O şehirdeki Göç İdaresi'ne başvurmak ve o şehirden ayrılmamak şartıyla, Geri Gönderme Merkezi’nden ayrılıyor.

Peki yakalanan Afgan göçmenlerin ne kadarı ülkesine iade ediliyor? Ne kadarına çalışma izni veriliyor, ne kadarına vatandaşlık veriliyor? Bu bilgileri Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nden istememe rağmen, bilgileri veremeyeceklerini söylediler.

Ancak yakalananların sadece % 10 ya da 20’sinin ülkelerine iade edildiğine dair bir istatistik var.

Göç İdaresi'nin resmi sitesindeki açıklamaya göre, 2018 yılında 100 bin, 2019’da 201 bin, 2020’de 50 bin, 2021 yılı Ağustos ayı itibariyle 35 bin Afgan göçmen yakalandı.

Bunlar yakalanınca hepsinin ülkesine geri gönderildiği zannediliyor ancak yanlış. Bunların ancak % 10 ya da 20’si gönderilebiliyor. Bu da tahmini. Gerçek rakamı bilmiyoruz.

Ayrıca ülkede kaç tane kayıtlı Afgan göçmen var bunu da açıklamıyor Göç İdaresi.

Bir de sınırda ya da diğer şehirlerde yakalanmayan ve kayıt altına alınamayan Afgan göçmenler var. Bunların rakamını da bilmiyoruz.

Göç İdaresi yetkilileri, serbest bırakılan tüm kişilerin düzensiz göçmen oluğunu, oturma, çalışma izinlerinin olmadığını, aslında geri gönderme işlerinin bir şekilde devam ettiğini söylüyor.

Eğer Göç İdaresi yetkilileri bir Afgan'ı ülkesine dönmeye ikna etmişse, bunun da prosedürü şöyle: Afganistan büyükelçiliğinden bir yetkili geliyor, bu kişiyle görüşüyor ve onun kendi vatandaşları olduğunu teyit edince, bu göçmen uçağa bindirilip ülkesine gönderilebiliyor. Teyit edilmezse yine gönderilemiyor.

MEZARDAN ÇIKARTILAN GÖÇMENLER

Van İl Göç İdaresi Müdürü Cuma Omurca’nın, gözleri buğulu şekilde anlattıklarını ilk defa duydum. Duyunca da çok etkilendim.

Bir göçmen öldüğünde ne oluyor?

Geçen yıl 60’a yakın göçmen ölmüş Van’da. Bunların bir kısmı kış ayında sınırı geçerken donarak ölenler.

Trafik kazası, düşme, hastalık vb. ölümlerde bu göçmenler üzerlerinde hiç kimlik olmadığı için kimsesizler mezarlığına gömülüyor.

Ancak daha dramatik bir şeyden bahsetti Cuma Omurca:

“Kimliksiz bir göçmen öldüğünde onun DNA bilgilerini alıyoruz. Sonra da kimsesizler mezarlığına defnediyoruz. Başımıza şu geldi. Birisi gelip bize, "Burada oğlum öldü" dedi. Biz de onun DNA’sını alıp bilgileri karşılaştırdık. Sonra ona gidip mezarını gösterdik. Bu insanlar karşımızda ağlamaktan perişan olmuş halde, cenazeyi ülkelerine götürmek istediğini söylediler.

Ölen göçmenlerin gömüldüğü kimsesizler mezarlığı.
Ölen göçmenlerin gömüldüğü kimsesizler mezarlığı.

Ve biz mezarı açıp cenazeyi ya da geride kalanları alıp, uygun şekilde tabuta yerleştirerek, uçakla Afganistan’a gönderdik. Böyle çok göçmen cenazesi gönderdik.

Mezardan çıkartılan göçmenlerin varlığını ilk defa duydum.

Kimsesizler mezarlığına gittim. Taşlarda numaralar, kodlar vardı sadece.

Sahipsiz, onlarca ıssız mezar.

Bekçiye bu mezarlardan gerçekten ölü bedenleri çıkartıp çıkartmadığını sordum.

“O kadar çok oldu ki, birçoğunu da ben çıkardım” dedi.

Bana çok ürpertici ve sıra dışı bir olay geldi.

Bu mezarlığa bazen göçmenler gelirmiş.

Tanımadıkları bu göçmenleri için dualar okuyup giderlermiş.

YARIN:

Afgan göçmenler konusunda doğruya doğru, yanlışa yanlış diyeceğimiz tüm sorular ve cevapları…