Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

Yapı Kredi Yayınlarının Clubhouse uygulamasında düzenlediği, tiyatro yönetmeni Çağ Çalışkur'un da katıldığı etkinlikte, Ümit okurlarıyla bir araya geldi. Can Remzi Ergen'in yönettiği söyleşide, Ümit, tarih ve mitoloji ürünlerinin romanlarına birer renk kattığını söyledi.

Romanlarında bu ülkenin tarihinin yanı sıra diğer toplumların da derin tarihini ve mitolojisini anlatmaktan çok hoşlandığını anlatan Ümit, polisiye romanlarına bu durumun oldukça yakıştığı yorumunu yaptı. Ahmet Ümit, bugüne kadar romanlarının 30 dilde yayınlandığına dikkati çekerek, "Bunun nedenini araştırırken kendi kendime soruyorum. İnsanlar, bir Çinli, bir Meksikalı benim kitabımı neden okur diye. Sonra anladım ki aslında dilimiz, dinimiz, kültürümüz ne olursa olsun hepimiz insanız ve insanı anlattığımız sürece dünyanın neresinde olursa olsun farklı dillere çevrildiği zaman o kitaplar okunabiliyor. Tıpkı bizim Maksim Gorki'yi, Shakespeare'i okuduğumuz gibi" dedi.

'Kayıp Tanrılar Ülkesi' kitabının hikâyesinin Berlin'de başladığını aktaran Ahmet Ümit, sözlerine şöyle devam etti; "İki ana karakterimiz var, Zeus'u saymazsak. Bir tanesi Yıldız Karasu. Berlin'de doğmuş, büyümüş göçmen bir ailenin kızı. Ailesine inat polis olmuş ve Berlin cinayet masasının çok önemli cevval polislerinden birisi. Fakat durumu son derece zor. Bir kere ailesi azınlıktan geliyor ve politik. Berlin polis teşkilatı pek de sıcak bakmıyor kendisine. Bir kere cinayet masasında bir kadın. İki kültür arasında kalmış. Bir de yardımcısı Thomas var. Onların amirleri ve Naziler var. Berlin'e gelmiş olan sanatçılar ve mitolojik karakterler var. Ama sonuçta Berlin'i de Konya'yı da Gaziantep'i de İstanbul'u da anlatsanız, eğer insanı anlatıyorsanız, insanın temel duygularını, düşüncelerini, temel özelliklerini, ruhsal derinliklerini anlatıyorsanız sonuçta okurla bir yerde buluşuyorsunuz."

Ahmet Ümit, edebiyat içerisinde romanların survivor türde olduğunun altını çizerek, "Yeni olan ne varsa teknoloji dahi, hepsini alıyor, kendi doğasından geçiriyor ve bir üretim alanına sokmaya başlıyor. Gelecekte olabilecek konular yazılabiliyor. Veyahut günümüzde olan birtakım gelişmeler oluyorsa hemen bunu alıyor roman. İnsanı anlatmak için bütün bu yeniliklerden yoğun bir şekilde yararlanıyor. Polisiye romanlar da inanılmaz derece bütün bu malzemeleri kullanıyor." dedi.

Sanat alanları içerisinde edebiyatın en demokratik sanat olduğu değerlendirmesini yapan Ahmet Ümit, şunları kaydetti; "Çünkü okuyucuya kendi hayallerini kurmasına izin verir. Yani karakter varsa okur kafasındaki o karakteri canlandırır, hatta okuduklarından yola çıkarak kast yapıyor. Ama biz bu metni tiyatro sahnesine taşıdığımız zaman veya filme çektiğimiz zaman, bir opera, dizi yaptığımız zaman artık karakter somut bir şekilde karşımıza çıkıyor. Öyle olunca izleyici yönetmenin seçtiği karakteri kafasında canlandırmak zorunda. Ama edebiyat böyle değil. Edebiyat okura kendi fikrini geliştirmek, kendi hayal dünyasını kurmak açısından sonsuz olanaklar verir."

Okurlarla 15 Haziran'da buluşacak 'Kayıp Tanrılar Ülkesi' kitabının birinci bölümünün okuma etkinliği, bu akşam 21'de Clubhouse Yapı Kredi Kulübü'nden ünlü isimlerin katkısıyla gerçekleştirilecek.