Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Her yıl Eylül-Ekim aylarında düzenlenen panayır mevsimi sona erdi; serinleyen rüzgârla birlikte tezgâhların rengi, kalabalığın uğultusu ve kavrulmuş mısır kokusu meydanlardan çekildi. Türkiye’de bir zamanlar 300’e yaklaşan panayırdan bugün 20 ilde yalnızca 69’u kaldı; bir kısmı fuar ve festivallere dönüştü, çoğu ise kentleşme, ulaşım ve tüketim alışkanlıklarının değişimiyle sessizce yitip gitti. Oysa panayırlar sadece alışveriş değil; kırsalda tarım-hayvancılık girdilerinden sosyalleşmeye, kadınlar için özgür ve “demokratikleştirici” bir alan sunmaktan kültürel mirasın aktarımına ve Müslüman–Hıristiyan etkileşiminin izlerine kadar çok katmanlı bir sahne; üstelik Anadolu’nun köklü panayırları, küreselleşmenin tek tipleştirici baskısına karşı yerel hafızayı, zanaatı ve ortak yaşam ritüellerini canlı tutarak sessiz bir meydan okumaya çalışıyor. Selçuklu’dan günümüze ulaşan Boyabat ve Eğirdir örnekleri “coğrafi izolasyon”un da etkisiyle varlığını sürdürürken, Çalışkan’ın uzun soluklu saha çalışmaları ve 2024’te yayımlanan kapsamlı kitabı panayırların kayda geçirilmesi ve UNESCO benzeri koruma mekanizmalarıyla desteklenmesi gerektiğini hatırlatıyor; aksi halde “panayır” sadece bir kelimeye dönüşecek.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ