Anadolu'nun panayırları yakın gelecekte kelimelerde mi kalacak?
Prof. Dr. Vedat Çalışkan, neredeyse 20 yıllık saha araştırmasını "Anadolu'nun Ticaret ve Kültür Mirasları: Tarihten Günümüze Panayırlar" kitabında topladı. Türkiye'de Cumhuriyet dönemindeki yaklaşık 300 panayırdan sadece 69'un kaldığını, çoğunun fuar ve festivale dönüştüğünü söyleyen Çalışkan, Boyabat ve Eğirdir gibi Selçuklu mirası örneklerin "coğrafi izolasyon" ve yerel ihtiyaçlar sayesinde yaşadığını; Anadolu panayırlarının ise küreselleşmenin tek tipleştirici baskısına, yerel hafızayı, zanaatı ve ortak ritüelleri canlı tutarak kafa tuttuğunu vurguluyor. Kadınlar için "özgür" ve "demokratikleştirici" bir alışveriş-sosyalleşme alanı sunan panayırların ulusal ölçekte kurumsal destek ve UNESCO benzeri tescillerle korunması gerektiğini belirten Çalışkan, aksi halde "panayır"ın sadece bir sözcük olarak kalacağı uyarısını yapıyor
ABONE OLHer yıl Eylül-Ekim aylarında düzenlenen panayır mevsimi sona erdi; serinleyen rüzgârla birlikte tezgâhların rengi, kalabalığın uğultusu ve kavrulmuş mısır kokusu meydanlardan çekildi. Türkiye’de bir zamanlar 300’e yaklaşan panayırdan bugün 20 ilde yalnızca 69’u kaldı; bir kısmı fuar ve festivallere dönüştü, çoğu ise kentleşme, ulaşım ve tüketim alışkanlıklarının değişimiyle sessizce yitip gitti. Oysa panayırlar sadece alışveriş değil; kırsalda tarım-hayvancılık girdilerinden sosyalleşmeye, kadınlar için özgür ve “demokratikleştirici” bir alan sunmaktan kültürel mirasın aktarımına ve Müslüman–Hıristiyan etkileşiminin izlerine kadar çok katmanlı bir sahne; üstelik Anadolu’nun köklü panayırları, küreselleşmenin tek tipleştirici baskısına karşı yerel hafızayı, zanaatı ve ortak yaşam ritüellerini canlı tutarak sessiz bir meydan okumaya çalışıyor. Selçuklu’dan günümüze ulaşan Boyabat ve Eğirdir örnekleri “coğrafi izolasyon”un da etkisiyle varlığını sürdürürken, Çalışkan’ın uzun soluklu saha çalışmaları ve 2024’te yayımlanan kapsamlı kitabı panayırların kayda geçirilmesi ve UNESCO benzeri koruma mekanizmalarıyla desteklenmesi gerektiğini hatırlatıyor; aksi halde “panayır” sadece bir kelimeye dönüşecek.