Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Fatmanur Boylu

Türkiye’deki aşı çalışmaları, “TÜBİTAK Kovid-19 Türkiye Platformu” çatısı altında sürüyor. Birden fazla çalışma, aşının bulunması için umut vadediyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Bilim Kurulu üyeleri, Türkiye’deki aşı çalışmalarıyla ilgili genel bilgileri veriyor. Bu kez aşı çalışmalarını laboratuvardan çıkmayan uzmanlar anlattı.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Biyolojik Bilimler, Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bilimler ve Hacettepe’deki profesörler ve başarılı öğrencileri, koronavirüs aşısının bulunması için ortak çalışmalara imza atıyor. Onların çalışması Türkiye’deki aşı çalışmalarından sadece biri. ODTÜ’lü Bilim İnsanı Prof. Dr. Mayda Gürsel, laboratuvardaki çalışmalarını ve yaşadıklarını HABERTÜRK Muhabiri Fatmanur Boylu’ya anlattı:

“AŞI BULUNDU AMA…”

“Aşı bulunmadı diye bir şey yok ama aşı koruyucu olacak mı, herkes bunu test ediyor. Biz bir alternatifi deniyoruz. Geçmişteki diğer aşı tecrübelerini de birleştiriyoruz. 6 aydan kısa bir sürede yapmamız mümkün değil. En azından 3 ay fare deneylerine devam etmemiz lazım.”

“BÜTÜN FARELERDE ANTİKOR OLUŞTURMAYI BAŞARDIK”

Birden fazla sayıda ve çeşitte aşı yaklaşımlarının bulunduğunu aktaran Gürsel, kendi ekibinin hangi aşı üzerinde çalıştıklarını aktardı: “Bizim yaklaşımımız, virüs benzeri parçacık yapıyoruz. Virüsün 4 yapısal proteinini, memeli hücre üzerine aktarıyoruz. Memeli hücreler, 4 proteini üretiyor ve bir araya geliyor. Aynen bu koronavirüsün yapısına benzer farklı parçacıklar oluşturuyor. Biz bunları üretip hücrelerde bunları saflaştırıp bir de immün sistemi güçlendirici bir ajanlarla karıştırıp, bu aşıyı deniyoruz şu anda. Antikor yanıtı oluştu mu? Evet. Bütün farelerde antikor oluşturdu. Bu bizi heyecanlandırsa da ‘evet aşıyı bulduk’ dememiz mümkün değil. Önce insanda denenmesi lazım.”

“ARALIK AYINDA İNSAN DENEYLERİNE GEÇMEYİ UMUYORUZ”

“Biz ilk aşımızı farelerde denedik. 2 aşılama yaptık. Sonuçları da şu anda almaktayız. Bundan sonra biraz daha fazla dozda aşıyı, çok saf bir şekilde üretmek için deneylerimizi yapacağız. Bunu başarabildiğimizde tekrar farelerde bir tur daha deneyeceğiz. Yaklaşık Aralık civarı her şey yolunda giderse o zaman GMP dediğimiz insanlara gidebilme koşulu var. Onu da sağlayabilirsek faz-1 için ürünümüzü yıl sonu gibi hazırlamayı ümit ediyoruz.”

“İNSAN DENEYİNE İLK OLARAK SELÇUK ÜNİVERSİTESİ GEÇEBİLİR GİBİ”

Gürel, Türkiye’de yapılan bazı aşı çalışmalarını da sıraladı. Gürel, “Selçuk Üniversitesi’nden Osman Erganiş hocamız inaktive aşısını yapıyor. Boğaziçi Üniversitesinden Nesrin Özören hocamız, virüsün mızrak proteini, mikro zerrecikler var. İmmün sisteminde onlarla birleştirerek bir aşı denemesi yapıyor. Ege Üniversitesi’nden Mert Döşkaya hocamız DNA aşısı çalışıyor. Selçuk Üniversitesi’nde MRNA aşısı çalışmaları başlayacak diye biliyorum. Ankara Üniversitesinden Hakan Akbulut hocamız Oxford’daki aşıya benzer SARS-COV aşısı üzerinde çalışıyor” diye anlattı. Gürsel, “İnsan deneyine en yakın çalışma hangisi” sorusuna, “Bunu kestirmem çok zor. Çünkü inaktive yapan Osman Erganiş hocamız mesela yakın olabilir” cevabını verdi.

TÜRKİYE’DEKİ BAZI AŞI ÇALIŞMALARI

- SELÇUK ÜNİVERSİTESİ EKİBİ: İNAKTİVE AŞI, MRNA AŞI

- BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ EKİBİ: ASC ZERRECİKLİ AŞI

- EGE ÜNİVERSİTESİ: DNA AŞISI

- ANKARA ÜNİVERSİTESİ: SARS-COV AŞISI

AŞI PİYASAYA NE ZAMAN ÇIKACAK?

Hayvan deneylerinden başarıyla çıkılması takdirde faz-1 çalışmalarına geçilecek. İnsanda denenecek. Ardında faz-2 diye adlandırılan aşama var. Burada da büyük bir gönüllü grupta aşı denemeleri yapılacak. Hem güvenilirlik ölçülecek hem de antikor yanıtı oluşturup oluşturmadığına bakılacak. Son aşama ise faz-3 aşaması. Bu aşamada aşı on binlerce insan üzerinde denenecek. Aşının etkinlik ve koruyuculuğuna bakılacak. O esnada KOVİD-19 ile karşılaşmış kişiler de aşılanacak. “Bir koruma sağladı mı” sorusuna yanıt aranacak. Bu aşamaların ardından ilaç piyasaya sürülebilir hale gelecek. Gürsel, “Bu testleri genellikle geçebilen aday sayısı çok kısıtlı olabilir. Hızlandırılmış bir süreç biz de elimizden geleni yapıyoruz” diye ekledi.

“ÜNİVERSİTELER ARASINDA REKABET DEĞİL DAYANIŞMA VAR”

“Bu gruplar sürekli ortak da görüşüyoruz. Birbirimizle iletişim içindeyiz. Bazen malzeme değiş tokuşu yapılıyor. Yaklaşımlar karşılaştırılıyor. TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal hocamız gerçekten nerede bir sorun olsa canla başla çalışıyor. Birçok sorunumuzu çözdü. TÜBİTAK MAM sayesinde malzemeleri ısmarlıyoruz. Bütün bunların kliniğe gitmeden önce toksikolojilerinin de yapılması gerekiyor. O konuda bize TÜSEB yardım edebileceğini söylüyor. Sanki bir aşı başarılı olacak gibi bir algı var. Böyle olmayacak muhtemelen. Belli aşamaya gelmiş birden fazla yaklaşım var. Klinik çalışmalara girmesi lazım zaten. Bu grup arasında bir çekişme yerine. Dayanışma olduğunu belirtmek isterim.

“BU DURUMA DÜŞÜRÜLMEMİZİ BEN KALDIRAMIYORUM”

Gürsel, süreci ellerinden geldiğince hızlı yönetmeye çalıştıklarını ancak malzeme ve alt yapı konusunda zorluklar yaşadıklarını vurguladı: “Türkiye’de kimyasalların birçoğu üretilmiyor. Yurt dışından bir antikor ısmarlıyorsunuz bazen 2 ayda geldiği oluyor. O tür şeyler bizi biraz geciktiriyor ama ümitliyiz. Yurt dışındaki imkanlarla burayı karşılaştırmak mümkün değil. Araştırma üniversitesi olarak birinci sıradayız fakat alt yapıya bakacak olsanız yaşadığımız sorunları diğer üniversiteler yaşamıyor. Elektrik kesintilerinden, aletlerimizin kaybolmasına, yanması kadar sorunlarımız var. Bazen cebimizden ödeyip tamir ettirmeye çalışıyoruz. Öğrencilerimiz kamyonet arkasında, ellerinde kocaman termoslarla ürün taşıyorlar. Bunları çözmemiz lazım. Gerçekten bu duruma düşürülmemizi kaldıramıyorum. Umarım bizi de gören olur.”

“KORKTUĞUMUZ İÇİN DEĞİL, ÇALIŞMA AKSAMASIN DİYE KORUNUYORUZ”

“Bu süreçte mümkün olduğunca kendimiz korumaya çalışıyoruz. Korktuğumuz için değil de çalışmalarımız aksamasın diye. ister istemez, bu bölümlerde bazı kişiler enfekte olursa bize de bulaşma ihtimali var. Çok dikkat etmemiz lazım. bizde çok şükür pozitif vaka yok.

“BİZ BU İŞE YETENEKLİ ÖĞRENCİLERİMİZ OLDUĞU İÇİN GİRDİK”

“Biz bu işe gerçekten çok yetenekli öğrencilerimiz olduğu için girdik. Öğrencilerimize güvendiğimiz için. Biz hoca olarak hep konuşuyoruz. Arkada gece gündüz çalışan öğrencilerimiz var. O kadar yetenekli ki öğrencilerimiz, en büyük arzumuz bu öğrencilere ülkenin bir imkan tanıması. Sabahlara kadar laboratuvarda çalışan arkadaşlarımız var. Onlara müteşekkiriz. Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu süreçte öğrenciler ODTÜ’de yemek bile yiyemedi. Haftanın bir günü onlara yapıp götürüyorduk. Bari ev yemeği yesinler diye. Değişik günlerimiz oldu.