Habertürk'te Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtlayan şarkıcı Sıla Gençoğlu'nun avukatı Rezan Epözdemir, davanın seyri ve sonucuyla ilgili bilgiler verdi. Av. Epözdemir, davanın Türkiye'de sesini çıkarmaktan korkan, ekonomik özgürlüğü bulunmayan kadınlar için de cesaretlendirici bir niteliğe sahip olduğunu belirtti.

Epözdemir, Türkiye'de önemli bir şirketin CEO'luğunu yapıp da eşinden şiddet gören bir kadının hukuka başvuramadığını çünkü "Şiddet gören bir kadın olarak 3 bin kişiye nasıl hükmederim?" kaygılarını taşıdığını belirtti.

Özdemir'in konuşmalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

Sıla ile ailece de görüşüyoruz. Böyle bir hadiseden bahsetti. Sesi endişeliydi.Ertesi sabah sağlık raporu almasını söyledim. Bir sanatçısınız, güçlü sanatçısınız, maniplatüf süreçler, algı operasyonu, bir kadının böyle bir karar alması çok zor. Güçlü kadınlar, toplumda kadınlar dahi eşlerinden, arkadaşlarından şiddet gördüğünü rahat açıklayamıyorlar. Son dönem Türk kamuoyunun çok iyi tanıdığı bir hanımefendi geldi, eşinden şiddet gördüğünü söyledi. Kapsamlı bir bilgi aldı. Bu kadın 3 bin kişiyi yöneten bir kadındı. "Şiddet gören bir kadın olarak 3 bin kişiyi yönetemem" dedi.

"ÖZEL RAPORLAR SANKİ GERÇEKMİŞ GİBİ ALGILANDI"

Sıla meselesine dönünce. Şikayetçi oldu, Adli Tıp'tan rapor aldı. Süreç yürüdü. Başsavcı vekilliği iddianameyi iade etti. Biz şikayetçi olduk. Bir sabah uyandık. Niçin bu kadınlar cesaret edemiyor tam da onu anlatıyorum. Adli Tıp Kurumu'nun raporu var her yerde çarşaf çarşaf 'Sıla şiddet görmedi' yazıyor. Adli Tıp ilk defa açıklama yaptı, "Bizim böyle bir raporumuz yok' dedi. Bir bilirkişiden rapor almışlar. Oradaki akademisyenler etik dışı davranmışlar. Biz döndük bunları YÖK'e şikayet ettik. Bu raporların nasıl alındığını birçok hukukçu biliyor. Bu özel bilimsel görüşler sanki gerçekmiş gibi algılandı.



"BAZ İSTASYONU VE WHATSAPP RAPORLARI ÇOK NET"

Bu süreçte başkaca bilimsel görüşler rapormuş gibi haberleştirildi.İlk duruşmaya geçen celsede girdik. Bütün tanıklar, müşteki ve sanık dinlendi. Mahkeme 'sanığın kısmi ikrarı' dedi. Sanık 'evdeydik, birbirimizin kolunu tuttuk ve düştük' diyor. Karşı taraf bunun kurgu olduğunu söyleyerek beraat gerektiğini söyledi. Komşudaki kız saat 04.45'de orada. Baz istasyonu raporları, Whatsapp raporlarıyla net. Yani bir ölüm raporu eksikti! Savcılık telefonu inceledi, mahkeme telefonu inceledi tutanağa geçti.

"BÜTÜN KADINLAR ADINA BİR ÇIĞLIK ORTAYA KOYMAK LAZIM"

Sıla Gençoğlu gibi bir sanatçının şiddet gördüğünü ifade etmesi onu aşağı çeker, şöhretini bertaraf eder. Zaman, konjonktür ne olursa olsun. Sıla Gençoğlu'nun 'Ben dayak yedim' diye ortaya çıkma ihtiyacı var mı? Artık Türkiye'de şiddet görmüş, nüfusu görmüş, sosyoekonomik durumu olmayan kadınların adına bir çığlık ortaya koymak lazım.

"BİRÇOK SİYASİ İSİM ARAYARAK GEÇMİŞ OLSUN DEDİ"

Sanık daha önceki kız arkadaşın parmağını kırmış. Karşımızda bunu ihtiyat haline getiren bir irade var. Bu süreçle ilgili bir karar almak çok sıkıntı. Tanıkların tamamı dinlendi. Sıla hanım süreç bitene kadar açıklama yapmak istemedi. CHP, İYİ Parti, AK Parti'den birçok isim kendisine geçmiş olsun dileklerini bile sosyal medyadan yansıtmayan bir kişiliği var. Sırf davaya halel gelmesin diye.

"HAKARET, TEHDİT VE KASTEN YARALAMAKTAN SUÇLU BULUNDU"

Geçen duruşmada hata yapmayacağız dedik. Karşı tarafın taleplerin hepsi reddedildi. Ancak bu taleplerin tamamı kabul edilmiş gibi açıklama yapıldı. Sağlık raporu, Adli Tıp raporu var. 17 yaşındaki genç bir kız yan evde iki tane arkadaşıyla birlikte Whatsapp mesajı var. Bütün bunlar olduktan sonra neyi toplayacaksın? Yargılamayı uzatmak için ek süre istedi karşı taraf. Hepsi reddedildi. Sonuçta mahkeme 16 ay 20 gün hakaret, tehdit, kasten yaralama yüzünden ceza verdi. Cezayı 1 yıl erteledi.

 



"MAGANİZEL DÜRTÜLERE SANSASYONA KURBAN ETMEMELİYİZ"

2009'dan bu yana Münevver Karabulut'u konuştuk. Sonra Nazlı Sinem Erköseoğlu'yu konuştuk. Şiddet gören kadınlar zaman, zemin, konjonktür ne olursa olsun haykırsın dedik. Sıla gibi hem hak arama özgürlüğü, psikolojik güçlülüğü olan bir kadın. Siz bir kadın olsanız. Küçük düşürüldünüz, algı operasyonları yapıldınız ve linç edildi. Siz bir kadın olsanız hak arama özgürlüğünü kullanabilir misiniz? Magazinel dürtülere, sansasyona kurban ederseniz hiçbir kadın hak arayamaz.

"SESİNİ ÇIKARAMAYAN KADINLAR İÇİN EMSAL OLACAK BİR DAVA"

Kadınlar şunu bilsin, günün sonunda adalet tecelli eder. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Bu süreç kesinleşirse en azından Türkiye'de hak arama özgürlüğü olmayan, ekonomik olarak güçsüz olan kadınlar, ben de en azından bir ses vereyim, sonuç elde ederim diye düşünecekler.