Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına konu olay, 2010’da Diyarbakır’da yaşandı. Diyarbakır’da yaşayan işitme engeli bulunan C.E. (57), 27 Ağustos 2010’da günlük işlerini bitirdikten sonra saat 21.45’te evine gitmek üzere yola çıktı. C.E., Balıkçılarbaşı’ndaki Dört Ayaklı Minare’nin önünde terör örgütü PKK lehine sloganlar atan gösterici bir grup arasından geçtiği sırada belinde yanma hissedince yere yığıldı. Polislerin yardımıyla ambulansla önce Dicle Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan C.E., çok uzun süren tedavi süreçlerine karşın felç oldu.

KOVAN OLAY YERİNDE, ÇEKİRDEK BEDENDE

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, olay hakkında resen soruşturma başlattı. Olay Yeri İnceleme ekiplerince, olay yerinden çok sayıda molotof kokteyli, cam şişe, yanmış pamuk, metal çivi, teneke ve bez parçaları toplandı. 2 adet 9 mm çapında kovan ve mermi çekirdeği ile 3 mermi çekirdeği gömlek parçaları bulundu. C.E.’nin vücudundan çıkarılan metal parçanın gömleği bulunan ancak kendi kayıp olan mermi çekirdeği olduğu belirlendi.

‘FAİLİ MEÇHUL OLAY’

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nden konuya ilişkin savcılığa gönderilen yazıda, görevliler ile terörist gruplar arasında kalan yaşlı bir kadının zarar görmemesi için bazı polisler tarafından havaya uyarı ateşi açıldığı, grupların ara sokaklara kaçtığı, bu sırada yerde yaralı halde yatan C.E.’nin ambulansla hastaneye götürüldüğü anlatıldı. Emniyetten savcılığa gönderilen tahkikat evrakında C.E.’nin yaralanması “Faili meçhul olay” olarak nitelendirildi. Soruşturma kapsamında 12 Ocak 2011’de ifadesi alınan C.E., olay anını şöyle anlattı: “Dört Ayaklı Minare’nin önünden geçiyordum. Önümde insan kalabalığı gidiyordu. Arkamda ve yan tarafımda polisler vardı. Kulaklarım iyi duymadığından herhangi bir şey duymuyordum. Bir ara sırtımda bir yanma hissettim. Arkama dönüp baktığımda resmi polis elbiseli bir polis beylik tabancasını bana doğru doğrultmuştu. Bir şey demeden kendimden geçerek yere düştüm. Yardım için bağırdım, polisler başıma toplandı. Ambulans çağırdılar. Beni hastaneye gönderdiler. Beni vuran polis memurudur, arkamdan polisler dışında gelen yoktu. Beni vuran polisin tespit edilerek cezalandırılmasını istiyorum.”

KURŞUNU SIKAN POLİS MEMURU ÇIKTI

Bu beyan üzerine soruşturmayı derinleştiren savcılığın talimatı ile olay yerinde görev yapan polis memurlarının silahları üzerinde kriminal incelemeler yapıldı. Ekspertiz raporu ile C.E.’yi yaralayan mermi ve olay yerindeki kovanların polis memuru R.Ç.’nin tabancasından çıktığı belirlendi. Savcılık, 2011’de R.Ç. hakkında Diyarbakır Valiliği’nden soruşturma izni istedi, valilik ön inceleme yapılmasına karar verdi.

VALİLİĞİN RET KARARI YARGIDAN DÖNDÜ

Ön inceleme kapsamında alınan polis memuru R.Ç. ile diğer tanık polislerin ifadesi alındı. Valilik ön inceleme sonucunda R.Ç. hakkında soruşturma izni vermedi. Bu karar, C.E.’nin itirazı üzerine 2011’de Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi’nce kaldırıldı. Savcılık da R.Ç. hakkında “olası kasıtla nitelikli yaralama” suçundan dava açtı. Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi, R.Ç.’nin 2014’te “taksirle yaralama” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme, cezayı da erteledi. C.E.’nin bu karara yaptığı itiraz, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce reddedildi.

‘HUKUKSUZ EYLEME MÜSAMAHA GİBİ ALGILANIR’

C.E., AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. Yüksek Mahkeme, “yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği” ne karar verdi, gerekçesinde de şu ifaderi kullandı:

“Yetkili makamların maddi gerçeği açığa çıkarabilmek, başka bir ifade ile olayı aydınlatabilmek için kendilerinden makul olarak beklenebilecek tedbirleri ya hiç almadıkları ya da bu konuda gecikme gösterdikleri kanaatine varılmıştır. Soruşturma, 4 yıl 2 ayda tamamlanabilmiştir. Soruşturmada delillerin zamanında toplanmasındaki özensizlik, sadece olayın tüm yönleriyle aydınlatılamamasına sebep olmamış ayrıca bu konuda herhangi bir engel veya güçlük bulunmadığı halde soruşturmanın gereksiz uzamasına ve kolluk görevlisinin karıştığı olayda bu tür hukuka aykırı eylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmesine neden olmuştur.”

Gazete Habertürk'ten Fevzi Çakır'ın haberine göre Anayasa Mahkemesi, bu gerekçe ile başvurucu C.E.’ye 30 bin TL tazminat ile yargılama gideri olan 2 bin 186 TL’nin ödenmesini kararlaştırdı, ceza yargılamasının yenilenmesi için dosyanın bir örneğinin Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetti.

C.E.’nin açtığı tazminat davasına ilişkin süreç halen devam ediyor.