Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), Türk Medeni Kanunu'nun, nüfus cüzdanını değiştirebilmek için cinsiyet değiştirme ameliyatı olma şartının iptali isteminin reddine, aynı kanunun cinsiyet değişikliğine izin verilmesi için "üreme yeteneğinden yoksun olma" şartını düzenleyen hükmünün ise iptaline ilişkin kararlarının gerekçesi tamamlandı.

AA'nın aktardığına göre, nüfusta "kadın" olarak kayıtlı cinsiyetinin "erkek" olarak düzeltilmesini isteyen bir eşcinsel, cinsiyet değişikliği ameliyatı olmadığı için nüfus cüzdanının değiştirilmediği gerekçesiyle Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtı.



Davacı başvurusunda, Türk Medeni Kanunu'nun 40. maddesinin 2. fıkrasındaki, "cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmi sağlık kurulu raporuyla doğrulanması halinde mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verileceği" şeklindeki düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını istedi.

BAŞVURU ANAYASA MAHKEMESİ'NE TAŞINDI

Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, başvuruyu ciddi bularak dosyayı Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, düzenlemenin iptali istemini oy çokluğuyla reddetmişti.

ÜREMEDE YOKSUNLUK ŞARTININ İPTAL İSTEMİ

Bu konuda bir başka başvuru da Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılmıştı. Mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun 40. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan " ve üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu…" ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, bu başvuruda ise cinsiyet değişikliğine izin verilebilmesi için "üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun olma" şartını, Anayasa'ya aykırı bularak oy çokluğuyla iptal etmişti.

İKİ KARARIN GEREKÇESİ DE RESMİ GAZETE'DE

Anayasa Mahkemesi'nin, her iki kararının gerekçesi de Resmi Gazete'de yayımlandı.

Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan başvuruda, nüfus cüzdanını değiştirebilmek için cinsiyet değiştirme ameliyatı olma şartı getiren Türk Medeni Kanunu'nun 40. maddesinin 2. fıkrasının iptal isteminin reddine ilişkin kararın gerekçesinde, kanun koyucunun, itiraz konusu kuralla nüfus kaydında cinsiyet değişikliğini düzenlerken biyolojik cinsiyet kavramından hareketle transseksüel yapıda olan kişinin nüfus sicilinde cinsiyet hanesinin değiştirilebilmesini, mahkemece bu konuda verilen izin doğrultusunda cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmi sağlık kurulu raporuyla doğrulanması şartına bağladığı hatırlatıldı.

Cinsiyet değiştirme ameliyatlarının geri dönüşünün olmaması, sağlık açısından riskler taşıması nedeniyle bu tür ameliyatların koşullarının kanun koyucu tarafından belirlenmesini ve bu sürecin devletin denetimine tabi tutulmasını gerektirdiğine işaret edilen gerekçede, şu tespitler yapıldı:

"İtiraz konusu kuralla nüfus sicilinde cinsiyet değişikliğinin yapılabilmesinin bu konuda mahkemece verilen izin doğrultusunda cinsiyet değiştirme ameliyatının gerçekleştirildiğinin resmi sağlık kurulu raporuyla doğrulanması koşuluna bağlanmasının sebebini, nüfus kayıtlarının hukuk düzeni bakımından taşıdığı önem ve bu anlamda kamu düzeninin korunması oluşturmaktadır. İtiraz konusu kuralla getirilen sınırlama ile cinsiyet değişikliği ameliyatı gerçekleştirilmeden nüfus sicilinde değişiklik yapılması suretiyle nüfus kayıtlarının isteğe bağlı olarak değiştirilmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

İtiraz konusu kuralla transseksüel yapıda olan kişinin cinsiyet değiştirme ameliyatı olup olmama noktasındaki seçim hakkına ve özel hayata saygı hakkı kapsamındaki cinsel yaşamına ilişkin tercihlerine herhangi bir müdahale söz konusu olmayıp, kişinin nüfus kaydındaki cinsiyet hanesini değiştirmek istemesi durumunda cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmi sağlık kurulu raporuyla doğrulanması yönünde bir yükümlülük getirilmektedir. Kuralla getirilen sınırlama nüfus kayıtlarının kalıcı ve tereddütsüz olması ve kamu düzeninin korunması gibi demokratik toplum düzeni yönünden zorlayıcı toplumsal ihtiyaçlardan kaynaklanmakta olup bu sınırlama, kişinin nüfus kaydında cinsiyet değişikliği yapabilme hakkını ortadan kaldırmamakta ya da kullanılamaz hale getirmemektedir."

Gerekçede, transseksüel yapıda olan kişinin cinsiyet değiştirme ameliyatı olmaksızın nüfus sicilindeki cinsiyet hanesinin değiştirilebileceğinin kabul edilmesinin, kişinin biyolojik cinsiyeti ile nüfus kaydında görünen cinsiyeti arasında farklılığın ortaya çıkmasına sebebiyet vereceğine işaret edildi.

Bunun yanı sıra kişinin, hukuk düzeni tarafından öngörülen ve biyolojik cinsiyeti nedeniyle yararlanamadığı belirli haklardan yararlanmak veya yükümlülüklerden kurtulmak amacıyla da nüfus kaydında görünen cinsiyetini değiştirebileceği belirtilen gerekçede, şunlar kaydedildi:

"Neticede bu durum, toplumsal hayatı olumsuz etkileyebileceğinden kamu düzenini bozucu bir etki yaratabileceği gibi bireylerin hak ve özgürlüklerini gereği gibi kullanmalarına da engel oluşturabilecektir. Dolayısıyla transseksüel yapıda olan kişinin cinsiyet değiştirme ameliyatı olmaksızın nüfus sicilindeki cinsiyetini değiştirilebileceğinin ve bu suretle biyolojik cinsiyetinden farklı bir cinsiyete sahip olabileceğinin hukuksal anlamda kabul edilmesinin hukuk düzeni bakımından yaratacağı sorunlar ve bu durumun toplum düzenine olumsuz yansımaları da göz önünde bulundurularak getirilen kural, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı ile özel hayatına saygı gösterilmesi hakkına ölçüsüz bir sınırlama niteliği taşımadığı gibi kamu düzeninin korunması amacını taşıyan kuralda demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık da bulunmamaktadır."

CİNSİYET DEĞİŞTİRMEDE "ÜREME YETENEĞİNDEN YOKSUN OLMA" ŞARTININ İPTALİ

Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan başvuruda verilen cinsiyet değişikliğine izin verilmesi için "üreme yeteneğinden yoksun olma" şartını düzenleyen hükmünün iptaline ilişkin kararın gerekçesinde ise transseksüel yapıdaki kişilerin, sahip oldukları biyolojik cinsiyetten farklı olarak kendilerini karşı cinsten hissettikleri, bu kişilerin doğuştan üreme yeteneğinden yoksun veya üreme yeteneğine sahip olabilecekleri belirtildi.

Doğumdan itibaren üreme yeteneği bulunmayan veya sonradan üreme yeteneğini sürekli biçimde kaybeden transseksüel kişilerin, Kanunun 40. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen diğer koşulları da taşımaları halinde mahkemeden cinsiyet değişikliği izni almak suretiyle cinsiyetlerini değiştirmelerinin mümkün olduğu ifade edildi.

Ancak üreme yeteneğine sahip transseksüel kişilerin cinsiyet değişikliğine mahkemece izin verilebilmesi için diğer koşulların yanında "üreme yeteneğinden sürekli yoksun olmaları" şartını da taşımaları gerektiği kaydedilen gerekçede, cinsiyet değiştirebilmeleri için bu kişilere tıbbi bir müdahalede bulunulmasını zorunlu kılındığı vurgulandı.

Gerekçede, üreme yeteneği bulunan transseksüel kişinin tıbbi yöntemlere uygun şekilde cinsiyet değiştirme ameliyatı olduğunda bu ameliyatın doğal sonucu olarak üreme yeteneğinden de sürekli biçimde yoksun kalacağına işaret edildi.

Cinsiyet değiştirme ameliyatının bir sonucu olan üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun kalma halinin, itiraz konusu kuralla mahkemeden cinsiyet değişikliği izni alınabilmesi için ayrı bir koşul olarak öngörüldüğü ifade edilen gerekçede, şöyle denildi:

"Cinsiyet değişikliği ameliyatı olacak kişinin bu ameliyat öncesinde üreme yeteneğinden yoksunluğunu sağlamak üzere ayrı bir tıbbi müdahaleye maruz bırakılması, bedensel ve ruhsal olarak ilgili yönünden katlanılması gerekli olmayan bir müdahale niteliği taşımakta olup kişinin maddi ve manevi varlığı ile özel hayatı yönünden getirilen bu sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin varlığından söz edilemeyeceğinden, ölçüsüz bir sınırlama niteliği taşımaktadır. Tıbbi bir müdahale sonucu üreme yeteneğinden sürekli yoksun kalan bir kişinin herhangi bir nedenle cinsiyet değiştirme ameliyatı olamaması durumunda cinsiyetini değiştiremediği halde üreme yeteneğini kaybetmesi sonucuyla karşılaşacağı açıktır. Bu da cinsiyet değişikliği için ön şart olarak kabul edilen söz konusu tıbbi müdahalenin sonuçları bakımından son derece ağır, telafisi imkansız durumlara yol açabileceğini göstermekte olup, kural bu yönüyle de ölçülü değildir."