HABERTURK.COM

Üç Nal'ın Üç Garibi

Sanatın merkezi İstanbul sanılır, ama sanatçıların ağırlıklı bölümü Ankara’da yaşar… Sadece bu döneme de özgü değildir, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan yana böyle gelmiştir…

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, sohbetimizde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a heykelini yaptırması önerisinde bulunduğunu söylediği o meşhur resimden söz edince içime mutluluk doldu. O meşhur resim de hafızamda canlandı...

Ne kadar çok incelemiştim oysa o dörtlünün fotoğrafını; baştan aşağı…

Birinin başı açık ama tıraşı alafranga; yanındakinde ressam şapkası, diğerinde ise fötr; sonuncusunda da 8 köşe kasket…

Yüzlerdeki ifade ise her an muzırlık yapacak kadar neşeli…


Ankara'da heykelini yaptırması için CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'a önerdiği dört edebiyatçının fotoğrafı... (Soldan sağa) Orhan Veli Kanık, Şinasi Baran, Oktay Rifat Horozcu, Melih Cevdet Anday.

FOTOĞRAFIN ŞİİRİ

Fotoğrafın üyelerinden Melih Cevdet Anday da o kadar beğenmiş ki şiirini de yazmış:

“Dört kişi parkta çektirmişiz;

Ben, Oktay, Orhan bir de Şinasi.

Anlaşılan sonbahar;

Kimimiz paltolu kimimiz ceketli;

Yapraksız arkamızdaki ağaçlar.

Henüz babası ölmemiş Oktay’ın,

Ben bıyıksızım,

Orhan, Süleyman Efendi’yi tanımamış.

Ama ben hiç böyle mahzun olmadım;

Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?

Oysa hayattayız hepimiz…”


CENAZE ARABASIYLA KIZ TAVLAMAK

Şiire konu fotoğraftakiler Garip Akımı’nın öncüleri… Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat Horozcu ve arkadaşları Şinasi…

Üçünü edebiyatından tanırız ama Şinasi kimdir bilmeyiz… Orhan Veli Kanık’ın yaşam öyküsünü okurken tanımıştım Baran soyadını alan Şinasi’yi…

Ankara’da okurken sınıf arkadaşlarıymış; Gazi Oymağı’nda izcilik de yapmışlar. Şinasi’nin o dönem Cebeci’de oturan bir de sevgilisi varmış…

Ceplerinde para olmadığı için Hacı Bayram Camii’ne gider ölen kişinin yakını gibi davranır, sonra cenaze arabasına doluşup Cebeci Asri Mezarlığı’na kadar giderlermiş.

Defin yapılıncaya kadar da kızın sokağına gider Şinasi ile buluşturur, yeniden aynı araçla Hacı Bayram’a dönerlermiş. İşte şiirdeki “Ölümü hatırlatan ne var bu resimde?/ Oysa hayattayız hepimiz…” dizesinin nedeni de bundan kaynaklıymış.

“O DİREĞE ÖKÜZ BAĞLARIZ”

Şinasi Baran, Ulus gelişmeye başlayınca arkadaşlarının da önerisiyle bugün Posta Caddesi diye bilinen sokaktaki eski evinin altındaki ahırı meyhaneye çevirme, adını da “Üç Nal” koyma kararı almış.

Orhan Veli Kanık, Şinasi Baran’ı meyhane konusunda cesaretlendirmek ve katkıda bulunmak için inşaat sırasında yanına gidermiş.

Belli ki Şinasi Baran’ın annesi bu durumdan hoşnut değilmiş.

Bir gün Orhan Veli’yi ahırın kenarındaki direğe sırtını dayamış halde bulunca, “O direğe öküz bağlarız” diyerek tepkisini sergilemekten geri kalmamış.

Meyhane uzun yıllar iyi iş yapmış, edebiyatçıların buluşma mekanı olmuş.

ÖLÜMDEN DÖNDÜLER

“Üç Nal’a gelen, dörtnala gider…” söylemi tekerlemeye dönüşmüş.

O kadar ki bir gün Melih Cevdet Anday’ın kullandığı araba ile Çubuk Barajı’nda kaza yapınca Orhan Veli Kanık günlerce komada kalmış…

Belki o fotoğraf da o dönem çekilmiş, çünkü Orhan Veli, “Hiçbir şey çekmedi dünyada nasırından çektiği kadar” dediği Süleyman Efendi’yi henüz tanımamış…

Fotoğrafları anıları gibi uzun yıllar hafızamızda garip kalmıştı; şimdi heykelleriyle yeniden canlanacak olması ne güzel…

GİDENLER DE DÖNMELİ

Belki onlarla beraber Tandoğan Meydanı’nı süsleyen Su Perisi, Seymenler Parkı’ndan çalınan İlhan Koman’ın (çalınanın yerine yenisi bronzdan döküldü, ancak mekanına dönemedi) ve Burhan Alkar’ın eserleri; dünyaca ünlü heykeltıraş Otto Hebert Hajek’in Hergelen Meydanı’ndaki o güzelim heykeli; Atatürk Orman Çiftliği’nde tarımla uğraşırken halini betimleyen Atatürk heykeli ile Çiçekçi Kız, Oturan Yorgun Amca ve Oturan Kadın heykelleri de bir gün yerlerine döner…

Üç nala gidenin dörtnala gelmesi umuduyla…