Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Sebze ve meyvede fiyat artışını önlemek ve kayıpları azaltmak konusu bir süredir gündemde. Hafta başında Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek başkanlığında toplanan Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi, zayi oranını önlemek için meyve ve sebze üreticilerine paketleme ve soğutma tesisleri için teşvik verilmesi kararı aldı. Ekonomi Bakanlığı’nın yapacağı çalışmayla, üreticiye bu yatırımlar için yüzde 75’e varan oranda hibe sağlanacak. Dün Habertürk’te Deniz Çiçek yazdı. Ankara’daki toplantıda özellikle marul, maydanoz gibi hassas yeşillikler ile domates gibi ürünlerin hasat sırasında zarar görmesi de değerlendirildi, çiftçiye doğru ürün toplama yöntemleri konusunda eğitim verilmesi görüşüldü. Dün de Metro Grup yetkilileriyle bu konuyu konuşmak üzere bir araya geldik. Metro Genel Müdürü Kubilay Özerkan, TUBİTAK ile ortaklaşa yapılan araştırmanın verilerini açıkladı.

ÇÖZÜM ARAYIŞI HER YERDE

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) tahminine göre bu yıl 110.7 milyon ton olacak sebze meyve üretiminin 9.4 milyon tonu nihai tüketiciye ulaşamadan kaybedilecek. Peki bu verileri sıralayıp sonra da fiyat artışlarını buna bağlayarak kenara çekilmek yerine ne yapılabilir? İşte Metro bunun için önemli bir adım atmış. TÜBİTAK ile marul, domates ve şeftali ürünlerini baz alan, 8 ay süren bir araştırma yapılmış. Ürünlerin iyi koşullarda ve kötü koşullarda tedariğini temel alan bu araştırma sonucunda kötü koşullarda tedarik edilen ürünün iyi koşulda tedarik edilene kıyasla 9 kat daha fazla atığa dönüştüğü gözlemlenmiş. Kubilay Özerkan, “Gıda kayıp ve atıklarında sürece bütünleşik bakmak çok önemli. Zincirin tek bir halkası eksik kalırsa tüm zincire olan etki çok daha büyük oluyor” diyerek anlattı: “Kayıpların azaltılması elbette piyasayı istikrara kavuşturacak bir şey. Yaşanan kayıpların en çok olduğu aşamalar paketleme ve nakliye. Şehirlerarası nakliyede frigofrik araç kullanımı, soğukta muhafaza, nem kaybını önleyici ambalaj kullanımı büyük oranda öne çıkıyor. Ürünü soğukta sergilemezsek yüzde 13’lük bir kayıp, soğuk zincirde taşımazsak yüzde 9.5’lik ve uygun ambalajda satmazsak yüzde 9’luk bir kayıp oluşuyor. Sadece 1 kilogram elmanın çöpe gitmesi 180 litre su kaybı demek. Ambalaj da, kayıpları azaltmada önemli bir kriter. Biz marulda nem önleyici ambalaj kullanarak raf ömrünü 3 kat artırdık.”

PLANLI ÜRETİM ŞART

Tüketim analizleri yapılarak doğru miktar, kalite ve özellikte planlı üretim yaptırma hedefiyle kayıplar en aza indirildi.

Doğru ambalaj, paketleme ve soğuk zincirin kırılmadan nakliyede dünya standartlarında uygulamalar hayata geçiriliyor.

‘0’ kilometre yaklaşımı ile yerel alımlar tedarik zincirinin önemli parçası oluyor.

Doğrudan üretici ve üretici örgütleri ile çalışılarak üreticiler eğitiliyor, kalite ve miktar açısından doğru ürünlerin üretilmesiyle doğrudan üreticinin kazanması sağlanıyor.

Üreticilere doğru hasat, taşıma, depolama, ilaçlama konularında da eğitimler verilmesi planlanıyor.

ÖNCE RAFA ÇIKANA KADAR, SONRA EVDE

Türkiye’de üretilen 49 milyon ton meyve ve sebzenin yüzde 25-40’ı ya üretim ve dağıtım zinciri aşamasında kayba uğruyor ya da satış ve tüketim aşamasında atık haline dönüşüyor.

TÜBİTAK araştırma verilerine göre; en iyimser tahminle kayba uğrayan ürün miktarı, 11.6 milyon ton. Bu da yıllık yaş sebze-meyve ihracatımızın tam 4 katına karşılık geliyor.

Parasal açıdan bakıldığında Türkiye’de sebze meyve ticareti 100 milyar TL civarında, bu miktarın minimum 25 milyarlık bölümü atık ve kayıp oluyor.

Farklı kaynaklara göre değişmekle birlikte, Türkiye’de sebze ve meyvedeki kayıp oranı tüketiciye ulaşana kadar yüzde 48’i buluyor.

ESEN EVRAN/GAZETE HABERTÜRK