Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
AA

Türk Hava Kurumu (THK) Başkanı Kürşat Atılgan, ABD ve İngiltere'nin uyguladığı elektronik cihaz yasağının "güvenlik" gerekçesiyle alındığını düşünmenin "biraz saflık olacağını" ifade ederek, "Eğer işi ciddiye almazsak, bunun ileri adımları ve ilave tedbirler gelebilir. Bu bir ekonomik savaştır." dedi.



Kararın, "güvenlik" gerekçesiyle alındığını düşünmenin "biraz saflık" olacağını anlatan Atılgan, ABD'nin "güvenlik" adı altında uyguladığı tedbirin son derece manidar olduğunu söyledi. Türkiye'ye karşı hasmane bir tavrın söz konusu olduğunu anlatan Atılgan "Bununla ilgili öncelikle diplomatik kanalları açık tutarak, tereddütlerini giderici teknik veya insani tedbir alınması gerekir. Aksi takdirde bu karar, Türk sivil havacılığına karşı çok büyük darbe vuracaktır." ifadelerini kullandı.

Atatürk Havalimanı’ndan sonra ilk etabı 2018 yılının ilk çeyreğinde hizmete girecek olan 3. Havalimanı'nın büyük bir transit merkezi olacağının konuşulmasının diğer ülkelerin havayolu şirketlerini korkuttuğuna işaret eden Atılgan, "Her yolcunun maliyetinin ortalama bin dolar olduğunu düşünürsek 700 milyon dolar yapar. Bunun ileri tedbirlerine karşı yavaş yavaş yaptırımlar gelebilir. Birtakım uçaklarımızın inişine engel olabilirler. Bu, bir ekonomik savaştır" değerlendirmesinde bulundu.



"THY'NİN BOEİNG ALIMLARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ"

İstanbul Aydın Üniversitesi Uluslararası Ti̇caret Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Kağan Kurtoğlu da THY'nin, dünyanın 120 ülkesinde yaklaşık 299 noktaya uçtuğunu kaydetti. Şirketin geçen yıl 680 bin yolcuyu ABD şehirlerine taşıdığını ve bu yolcuların yaklaşık 380 bininin yabancı olduğunu belirten Kurtoğlu, "Uluslararası kriterlere göre dünyanın en iyi 10 hava yollarından biri olan THY, ABD'de Buenos Aires, Sao Paulo, Toronto, Chicago, Houston, Los Angeles, New York, Washington, Boston, Montreal, San Francisco ve Miami'ye uçuyor." diye konuştu.



"İSTANBUL'DAKİ GÜVENLİK ÖNLEMLERİNİN YARISI YOK"

Kurtoğlu, yasağın ABD'nin kendisini korumak adına ve havayolu şirketlerinin baskıları sonucu alınan ekonomik bir karar olduğunu dile getirerek, yasağın kapsamına dikkati çekti. Kurtoğlu, "ABD havaalanlarının bir sicili var, elektronik eşyaları bavula koyduğunuzda birisi sağlam kalmaz ki benim de başıma geldi. On beş gün önce Chicago'dan geldim, İstanbul'daki arama ve güvenlik önlemlerinin yarısı dahi orada yok. Tek başına İstanbul'a yasak getirseler, çok büyük tepki çeker. İstanbul'a getirilen yasağı kamufle etmek için diğer havalimanları da listeye eklenmiş. Diğerleri zaten her zaman topun ağzında. Burada hedef THY, amaç THY'ye darbe indirmek." ifadelerini kullandı.



"FİRMALARIMIZ TEDBİRLER ALMAYA BAŞLADI"

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Uçak Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Kaya ise son 5-6 yıldır İstanbul'dan ABD'ye giden yolcular arasında çok fazla yabancı bulunduğuna dikkati çekerek, "Hatta bazı uçuşlarda Türk yolcudan daha fazla Ortadoğu ve Uzakdoğu ülke vatandaşı olabilmektedir. Bu insanların İstanbul üzerinden Amerika'ya ve Avrupa'ya gitmeyi tercih etmelerinin sosyal ve siyasi sebepleri olduğu gibi, Türkiye'nin dünya haritasının ortasında yer almasının da bir katkısı bulunmaktadır. İstanbul'a yapılan yeni havalimanının da devlet projesi olarak hayat bulması, bu sebeplerin bir araya gelmesinden kaynaklanmıştır" diye konuştu.



"YASAK TEKNİK ÇELİŞKİLER İÇERİYOR"

THK Üniversitesi ​Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi​ Dr. Ertan Zencir ise ABD'nin söz konusu karara gerekçe olarak 2015'te Mısır'da düşürülen uçağı ve geçen yıl Somali'de yolcu uçağına patlayıcı madde sızdırma girişimini örnek gösterdiğini anımsatarak, lityum pillerin uçağın kargo bölümünde taşınmasının daha büyük tehlikelere neden olabileceğini söyledi.

Zencir, yasaklı cihazların tam olarak kapatılmadan kargo bölümünde taşınırken alıcı verici devrelerinin açık unutulması halinde de uçuş güvenliğinin risk altında olduğunu vurgulayarak, "Lityum pillerin patlaması veya haberleşme alıcı verici devrelerinin yolcu kabinlerinde açık olması da her zaman muhtemel bir risk olarak değerlendirilebilir ancak kullanıcının gözetiminde bu problemlerin gerçekleşmesi kargo bölümüne göre çok daha az risk taşımaktadır." diye konuştu.

Uçağa terör amacıyla sokulabilen bir cihazın kargo bölümünde olsa da yolcu kabininden harekete geçirilebileceğini belirten Zencir, yasağın bu yönüyle de kendi içinde teknik çelişkiler barındırdığını ifade etti.