Bir gün mutlaka Küba
Ağzında purosuyla etrafı seyreden yaşlıları, kar beyazı sahilleri, pırıl pırıl denizi ve melez güzelleriyle ünlü Küba "Bir gün mutlaka gidilmeli" listesinin en başında
Yüzündeki çizgilerinle saçındaki beyazlar, benim için eskisinden daha güzelsin. Bırak varsın geçsin yıllar, bitsin artık bu korkular. Her yaşın ayrı bir güzelliği var. Fikret Şenes bu sözleri sanki Küba için yazmış. Bir şehre eskilik ne kadar yakışabilir? Yüzündeki çizgileriyle gurur duyan insanlar gibi Havana. Küba, ismine en çok efsane üretilen ülkelerden biri aynı zamanda. Devrim, Che, Castro, salsa, puro, rom...
Bu liste uzayıp gider. Pek çoğumuzun “Bir gün mutlaka” dediği bu ülke, “Başka bir dünya mümkün” diyor herkese. Fotoğraf mı dediniz? Küba’da her renkten insan yaşıyor; beyaz, siyahi ve en çok da melez. Hepsi Kübalı. Küba’ya adım attığınız saat kaç olursa olsun halkın tüm günü sokaklarda geçirdiğine tanık olacaksınız. Ev yapımı toplar ve sopalarla beyzbol oynayan çocuklar, eski Amerikan arabalarını tamir eden erkekler, bisikletlerle gezinen gençler, ağızlarında purolarıyla etrafı izleyen yaşlılar, sohbet eden kadınlar sıradan bir Küba gününde, fotoğraf karelerinizin arasında yer alacak. Çünkü bu ülkede hayatın hiçbir anı yok ki müziksiz geçsin. Öyle ki gecenin ilerleyen saatlerinde bile müzik sesleri hiç dinmiyor.
Zaten dans ve müzik Küba’nın simgeleri; tumbadan rumbaya, cazdan salsaya geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Mohito’nun vatanı Bugünkü Küba’yı tek bir şehirde gezip bitirmek isteyenlere Havana tavsiye edilir. Dünyanın her yerinden turiste rastlayacağınız Havana’da onlarca çeşit tropikal bitkiyle karşılaşacaksınız. Katedral Meydanı Havana gezinizin ilk durağı olacak. Küba‘nın bağımsızlık mücadelesinin öncüsü José Marti’nin dev anıtının bulunduğu, Castro’nun ünlü konuşmalarını yaptığı dev meydanda, İçişleri Bakanlığı’nın ön cephesini boydan boya kaplayan Che Guevara portresi, köşebaşlarındaki “Viva Fidel!” afişleri, 1959’da diktatör Batista’yı deviren devrimcilerin kullandığı traktörden bozma tanklar, bomboş caddelerde yol alan yarım asırlık Amerikan otomobilleri karşınıza çıkacak. Eski Havana bölgesini illa ki görün. Ülkenin pek çok bölgesinde olduğu gibi burası da “İnsanlığın kültürel mirası” olarak UNESCO tarafından koruma altına alınmış. Yine kent merkezindeki eski parlamento binası ve yanındaki neo barok tiyatro görülmeye değer. Havana’nın 259 yıllık katedralinin önündeki Plaza del Catedral eski kentin nirengi noktası.
Katedrale göz attıktan ve meydandaki kafelerde mola verdikten sonra Hemingway’in 8 yıl kaldığı Ambos Mundos Oteli’ne ve sık sık yemek yediği La Bodeguita del Medio barına da uğramanızı öneririz. Ünlü yazar Ernest Hemingway’in dünyaya tanıttığı Küba kokteyllerinin en yaygını, kuşkusuz “Mojito”. Rom, soda, şeker ve naneden yapılıyor. Bazı barlarda şeker yerine şeker kamışı da kullanılıyor. Bir diğer Küba kokteyli olan “Cuba libre” (Özgür Küba) ise kola ve rom karışımı. En yaygın kokteyllerden biri de ananas suyu, hindistancevizi kreması ve rom karıştırılarak yapılan pina colada. Ayrıca Daiquiri, Cuba Bella, Bello Monte, Cubanito, Mulata da denenebilir. Yemek seçimleriyse dana biftek, tavuk ızgara, salam dilimi ızgara, tava balık ve domuzdan ibaret.
NASIL GİDİLİR?
Türkiye’den Küba’ya gitmenin iki yolunu var; uçak ve Bahama, Meksika gibi ülkelerden kalkan kruvaziyerlerle deniz yolculuğu. Küba bizden vize istemiyor.
KAR BEYAZI MERCANLAR
Küba’da çok canlı bir sualtı hayatı var. Maria La Gorda ve minik mercan adası Cayo Largo sualtı deneyimi yaşayabileceğiniz yerlerin başında geliyor. Cayo Largo’yu oluşturan mercan türü adeta kar beyazı renkte. Dolayısıyla bu bembeyaz mercanın her bir tanesi ve toplu iğne ucu inceliğindeki kumları, tropik güneş ışınları altında ısınmıyor, her zaman serin kalıyor.
CHE GUEVARA'NIN KENTİ SANTA CLARA!
Diğer kentlere göre daha bakımlı. Guevara’nın savaş sırasında buldozerle rayları sökmek suretiyle devirdiği Batista kuvvetlerine destek treni, devrim anıtı haline getirilmiş. Che’nin, 30 yıl süren girişimlerin ardından Küba’ya getirilen cenazesinin bulunduğu anıt mezar, bir tepeye kurulmuş. Dev bir kaidenin üzerine yerleştirilen Guevara, kente tepeden bakıyor. Trinidad ise Küba’nın 19. yüzyıldan kalma bir şehri. Burası da UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine alınmış. Trinidad dünyaca ünlü Playa Ancon Plajı’na yalnızca 12 kilometre uzaklıkta. Turkuvaz renkli okyanus, bembeyaz kumlar, unutulmaz Küba deneyimleriniz arasında yer alacak.
SANTİAGO DE CUBA!
Santiago De Cuba, Küba’nın Havana’dan önceki başkenti. Havana ülkenin bir ucundaysa Santiago De Cuba da diğer ucunda. Dağlarla çevrili bu şehirde, gökyüzüne baktığınızda yırtıcı kuşlarla karşılaşabilirsiniz. Şehrin her yerinde devrim sırasında ölenlerin anısına dikilen heykelleri göreceksiniz. Hukukçu, politikacı, gazeteci ve yazar olan Jose Marti Küba’nın İspanya’ya karşı yaptığı iki kurtuluş savaşında da yer almış bir halk kahramanı. Bir çatışma sırasında öldürülen Jose Marti, Devrim Meydanı’na adım attığınızda sizi Che Guevara ile birlikte karşılıyor.
EN ÇOK ABD'DEN GELİYORLAR!
Ülkede otellerin büyük bir kısmı devlete ait. Birkaç tane de çok yıldızlı özel otel bulunuyor. Küba’ya özgü ev pansiyon sistemi de var. İsterseniz oteller yerine bir ya da birkaç odasını kiralayan Kübalıların pansiyonlarında kalabilirsiniz. Havana’da lüks otel sayısı çok sınırlı, bu nedenle devlet desteğiyle ev pansiyonculuğu sistemi yerleşmiş. Ülkeye dünyanın pek çok yerinden en çok da ABD’den turist gelmesi de Küba’nın başarısı olsa gerek.
Levent Özçelik-HT CUMARTESİ