Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla Twitter'dan bir mesaj yayınladı. Emine Erdoğan mesajında, "Sesi olmayanlara ses olmak insanlık vazifesidir. Hayvan Hakları Yasasının bir an önce yürürlüğe girmesini, hayvanların tüm kötülüklere karşı korunmasını ve doğal ortamlarında ihtiyaçları gözetilerek yaşamalarını diliyorum" ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, #4EkimHayvanlarıKorumaGünü ve #WorldAnimalDay etiketlerini kullanarak, "Hayvanlara güzel muamele insaniyet yolunda kat ettiğimiz yolun en iyi göstergesidir. Onlar bizim en masum emanetimizdir. Hep birlikte huzur içinde bir dünyada yaşamayı diliyor, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nü kutluyorum" dedi.

"TÜRKİYE'YE YAKIŞMIYOR"

TBMM Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonu Başkanı ve AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel, Araştırma Komisyonu taslak raporuna ilişkin sorularını yanıtladı.

Kamuoyunda, hayvan hakları ihlallerinin ortadan kalkmasıyla ilgili talebin bulunduğunu aktaran Yel, hayvanlara yönelik uygulanan ve vicdanları sızlatan görüntülerin Türkiye'ye yakışmadığını ve bunun ortadan kalkması gerektiğini belirtti.

Hayvanları Korunma Kanunu'nda pek çok hususun sayıldığını ancak uygulamadan kaynaklanan sorunların bulunduğunu kaydeden Yel, raporda, bu sorunlara çözümler önerdiklerini aktardı.

"AYNI ÇATIDA TOPLANMALI"

Yel, yıl sonuna kadar yeni bir hayvan hakları kanunu çıkarılmasını istediklerini belirterek, "Mevcut kanunda hayvanlar bir eşya, bir mal olarak nitelenmiş. Sahipli ve sahipsiz hayvan ayrımı yapılmış. Biz tüm hayvanları aynı çatı altında toplayarak onların bir canlı olarak değerlendirilmesini istiyoruz" diye konuştu.

Hayvanlara işkence ve kötü muamelenin cezasının Kabahatler Kanunu'na göre bugüne kadar caydırıcı olmayan küçük para cezaları olduğunu anımsatan Yel, sadece sahipli hayvanlara değil, tüm hayvanlara karşı yapılan işkence, kötü muamele gibi fiillerin suç sayılması, Ceza İnfaz Kanunu'nda da ertelemeye yer vermeyecek şekilde en az 2 yıl 1 ay olmak üzere ceza verilmesini önerdiklerini belirtti.

"DERS OLARAK OKUTULMALI"

Cezaya gitmeden önce de toplumun bu anlamda eğitilmesini önemsediklerini vurgulayan Yel, şöyle konuştu:

"Ana sınıflardan başlamak üzere hayvan sevgisinin işleneceği derslerin olmasını, 4. sınıfta müfredata girerek bir ders haline gelmesini istiyoruz. Hayvan hakları konusunda atalarımızda olan, dini ve milli değerlerimizde yer bulan, dünyaya da örnek teşkil eden uygulamaların yeni neslimize mutlaka hatırlatılması lazım. Bu yapıldığı takdirde, ben inanıyorum ki zaten bu konuda istekli ve heyecanlı olan toplumumuz daha da duyarlı hale gelecektir."

Mustafa Yel, hayvan hakları konusunun kurumsal hale gelebilmesi için özellikle yerel yönetimlere çok önemli görevler düştüğünü kaydetti.

Mevcut yasada, hayvan haklarının korunmasıyla ilgili belediyelerin asli görevlerinin bulunmadığına değinen Yel, hayvan hakları ihlallerinin önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenerek, belediyelerin asli görevleri arasına alınması gerektiğini ifade etti.

"HAYVAN REFAHI FONU"

Hayvanlara yönelik süreçlerin yürütülmesinde kullanılmak üzere "Hayvan Refahı Fonu" kurulmasını önerdiklerini anlatan Yel, fon gelirlerinin emlak, çevre temizlik gibi vergilere eklenecek kalemlerden, şans oyunlarından aktarılacak paylardan, kesilen idari para cezalarından, yapılacak bağışlardan karşılanabileceğini, bu fondan, başta yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşlarıyla hayvansever vatandaşların yararlanmasını istediklerini belirtti.

"KÜRKE TEPKİ BÜYÜK"

Raporun çok kapsamlı hazırlanacağını anlatan Yel, bazı konu başlıklarına ilişkin şu bilgileri verdi:

"Kürke çok büyük tepki var. Sırf derisi için ne yazık ki katledilen hayvanlar var. Biz kürk ithalatının yasaklanmasını istiyoruz. Kesinlikle kürk hayvanı bakılıp, bu anlamda bunlardan kürk elde edilmesinin de yasaklanmasını istiyoruz. Deneylerde mümkün olduğu kadar hayvanların kullanılmamasını istiyoruz. Tamamen kullanılmamasını günümüz teknolojisinde öneremiyoruz. Gereksiz yere hayvan deneyleri yapıldığına dair şikayetler geliyor. Hayvan deneylerinin tamamen somut, bize sadece gerekli olan hallerde kullanılmasını istiyoruz.

"AVCILARIN SORUMLULUĞU"

Av ve avcılıkla ilgili bazı sıkıntılar var. Bu çok önemli bir konu. Avcılara düşen sorumluluklar, onların fedakarlık yapması gereken alanlar var. Bizim önerimiz, av ve avcılık kulüplerinin, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce kendilerine tahsis edilen özel avlanma sahalarında, genel müdürlükçe üretilip doğaya salınan çeşitli av hayvanlarının avlanması, yabani hayatla ilgili herhangi bir şekilde avlanmalarının mümkün olmaması. Bu, makul bir süre için olabilir.

Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yerel yönetimlerin atış alanlarının artırılması konusunda önümüzdeki 4 yıl içerisinde bir eylem planı ortaya koymasını, bu 4 yıl boyunca da Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün özel avlaklar oluşturulması için çalışma sarf etmesini öneriyoruz. Bunlar sağlandıktan sonra da 2024-2025'ten itibaren belli bir süre Türkiye'nin tamamında avlanmanın yasaklanması gerekmekte. Avcılar, 'Biz avlamadığımız zaman komşu ülkelerde göçmen kuşlar avlanıyor.' şeklinde tepki gösteriyor. Bunun giderilebilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığımız çevre ülkelerle görüşme yaparak, senkronize bir şekilde, tüm ülkelerde belli bir süre avlanmanın yasaklanmasını istemelidir. Bu yapıldığı takdirde doğamız kısa bir süre içerisinde kendisini toparlayacaktır."

LEYLEK YUVASI PLATFORMU

Mustafa Yel, sulak alanların kurutulması, sazlık alanların yakılmasıyla birlikte hayvanların yaşam alanlarının kalmamasıyla ilgili sorunlar da yaşandığını belirterek, sazlık alanların yakılması ve sulak alanlara zarar verilmesinin, ormanlara yapılan bir müdahale gibi suç haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Göçmen kuşların elektrik tellerinden zarar görmemesi için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının görevlendireceği enerji dağıtım şirketlerinin, kuş gözlemcileriyle ortak bir çalışma yapmasını önerdiklerini ifade eden Yel, 3 yıl içinde göçmen kuşların rotalarının belirlenmesini, elektrik tellerinin izole edilmesini, leylek yuvaları platformu oluşturulmasını istediklerini kaydetti.

Türkiye'deki başı boş gezen sokak köpekleri ve kedilerinin çokluğuna işaret eden Yel, "Sokak köpekleri ve kediler trafik kazalarına karıştığında bazı vatandaşlar ne yazık ki hayvanları bırakıp gidiyor. Hayvanların karıştığı trafik kazalarında vatandaşların mutlaka bu hayvanlara müdahale etmesi gerekiyor. Müdahale etmeyen vatandaşların Türk Ceza Kanunu'na göre cezalandırılması talebimiz var." diye konuştu.

Yel, kısırlaştırma konusundaki önerilerinin yerine getirilmesi halinde sokak hayvanlarının yarattığı sorunların 4-5 yıl içinde ortadan kalkacağını ifade etti.

ADALAR İÇİN ÖNERİ

İstanbul'da Adalar'daki fayton tartışmasına ilişkin de değerlendirmede bulunan Yel, buraya komisyon olarak yaptıkları ziyarette, gördükleri manzaraların vicdanları sızlattığını söyledi.

Adalar'da, kontrolsüz bir şekilde at nüfusunun arttığını gördüklerini, dünyada metrekareye en fazla atın düştüğü yerin bu ilçe olduğunu tespit ettiklerini, yaklaşık 1800 atın küçük bir alanda sıkıştığını aktaran Yel, "Ulaşımda kullanılan faytonların tamamen ortadan kalkması, turizm amacıyla da sembolik miktarda faytonun kalmasını öneriyoruz. Ayrıca faytonların güzergahlarının da atları yormayacak şekilde düzenlenmesini istiyoruz. Her cins atın değil, belli cinsteki atların kullanılmasıyla bu konunun makul ölçülerde ve hayvan hakları ihlali yapılmadan bu işin olabileceği konusunda öngörümüz var." dedi.