Çağatay Çelik

Jose Mourinho, Tottenham'la iyi bir başlangıç yaptı ve Londra temsilcisi beş maçta dört galibiyet alarak Portekizli menajere güzel bir 'Merhaba' dedi. Son Chelsea dönemi ve Manchester United günleriyle sarsılan itibarını İngiltere'de katıldığı yayınlarda tersine çeviren Mourinho'yu İngiltere'de parlak günlerin beklediğini söylemek zor olmaz. Ancak Mourinho'nun Tottenham'da elde edeceği muhtemel başarıları Mauricio Pochettino'dan bağımsız konuşmak zor olur. Arjantinli çalıştırıcı Tottenham'ı çalıştırdığı beş seneden biraz fazla olan süreçte İngiltere'de 'Top six' denilen kulüplerden biri haline getirdi. Belki de daha fazlası... Üstelik bunu kısıtlı kaynaklarla başardı!

Ada basınına yakın süreçte göz attığınızda Pochettino'nun, Arsenal'in efsanevi menajeri Arsene Wenger'le kıyaslandığını görmüşsünüzdür. Emirates Stadyumu, Fransız çalıştırıcıya modern dönemde birçok şey borçlu. Aynı ezeli rakiplerinin Pochettino'ya olduğu gibi...

Pochettino'nun Tottenham'da başardıklarına göz atmanın en iyi yolu geçmişe yıl yıl bakmaktır. Her seneye ayrı ayrı baktığınızda tutku, çalışma ve mükemmeliyetçilik görürsünüz. Ama bunlardan daha önemlisi bir adamın, bir kulübü hayal edilenin çok ötesinde bir imaja dönüştürmesidir.

2014-15 SEZONU: İLK GÜNLER

Bugün Tottenham dendiğinde akıllara ilk olarak Harry Kane, Christian Eriksen, Dele Alli ve Heung-Min Son'un gelmesinden doğal bir şey yok ancak Pochettino göreve başladığındaki Tottenham, bambaşkaydı. Yüklü bonservis bedelleri ödenmiş oyuncular olan Emmanuel Adebayor, Roberto Soldado, Etienne Capoue gibi isimler, o dönemki Tottenham'ı oluşturuyordu.

Harry Kane'in doğuşu: 21 gol attı

 Michael Dawson, Paulinho, Aaron Lennon, Soldado, Chiricheş gibi oyuncuların alacağı sürelerin bu kadar çabuk değişeceğini oyuncular dahil kimse tahmin etmiyordu. Ben Davies, Eric Dier ve Dele Alli, 2014 yazında Tottenham'a katıldı ancak hiçbirinin ilk sezon performansı, Harry Kane'inkisi kadar gösterişli olamayacaktı. Kulübün altyapısından yetişen, birçok kulüpte kiralık olan Kane, o sezon 21 gol attı. Üstelik bunu maç başına 3,89 şut ortalamasıyla başardı!

Tepeden tırnağa saldırgan bir hücum anlayışının oturduğu sezonda Erik Lamela ve Eriksen, Kane'in hücumdaki partnerleri oldu. Danimarkalı hücum kısmında maç başına 2,76 şut ortalaması yakaladı ve 10 golün de hazırlayıcısı oldu. Diğer etkileyici hücum performansı ise Chadli'den geldi. Belçikalı sezonu 11 gol ve 5 asistle tamamladı.

Pochettino ilk sezonunda ligi beşinci sırada tamamlayarak önceki yıldan daha iyisini başardı ancak o sezonki en büyük hikaye lig kupasında yazıldı. Brighton, Newcastle, Sheffield United'ı eleyerek finale çıkan Tottenham, Mourinho'nun Chelsea'siyle karşılaştı. John Terry ve Didier Drogba, Arjantinlinin sezonu kupayla kapatmasına engel oldu.

2015-16 SEZONU: BIELSA ESİNTİLERİ

Camianın iyimser tahminlerde bulunduğu günlerle başladı. Pochettino ise o günlerde değişimi başlatmakla meşguldü. Paulinho, Capoue, Stambouli, Chiricheş ve Adebayor, tek transfer döneminde takımdan ayrılırken Kieran Trippier, Toby Alderweireld ve Heung-min Son takıma katıldı.

Yüzde 63,92'lik oranla 68 gol attılar!

 O sezon Premier Lig oldukça sıradışıydı çünkü Claudio Ranieri yönetimindeki Leicester City, oynadığı futbolla tarihi bir şampiyonluk elde etti. Leicester kadar olmasa İngiltere'yi şaşırtan diğer bir konu Tottenham'ın Şampiyonlar Ligi vizesi almasıydı. Ligin son 4 haftasında sadece 2 puan alabilen Tottenham, son dönemeçte bazı şeyleri daha iyi yapabilseydi belki de her şey farklı olacaktı.

Önceki sezonu sadece 5 averajla tamamlayan Tottenham, 2015-16'da ise bu sayıyı 34'e çekti. İnanılmaz yüksek bir yüzdeyle gol bulan Londra temsilcisi rakip filelere tam 69 gol gönderdi. Arjantinlinin yüksek prese dayanan oyun anlayışı iyiden iyiye pekişmeye başlamıştı.

Sezon sonunda Chelsea, Manchester City, Manchester United, Liverpool'un üzerinde yer alan Tottenham için dönük noktası 22. hafta oldu. Pochettino ve öğrencileri ilk iki içerisine 25. haftadaki Watford galibiyetiyle dahil oldu. Londra temsilcisi için unutulmayan diğer bir nokta ise Chelsea ve iki Manchester ekibinin birden mağlup edilmesi oldu. Pochettino, Tottenham'ı zirve yarışçısı bir kulüp haline getirmeye başladığı için bile övgüleri aldı.

Futbolculuk döneminin dışında antrenör olarak da Marcelo Bielsa'yla çalışma imkanı bulan Pochettino'nun önderliğindeki Tottenham, 68 gol buldu ve bunu yüzde 63,92'lik gol beklentisi oranıyla yakaladı. İngiltere'nin bir numaralı yıldızlarından biri haline gelen Dele Alli sezonu 10 gol ve 9 asistle tamamladı. Harry Kane gol sayısını 25'e yükseltirken savunmada Vertonghen&Alderweireld, Danny Rose&Kyle Walker'ın uyumları da göz doldurdu.

2016-17: UYUM, ŞEKİLLENMEYE BAŞLADI

Tottenham, Pochettino'yla geçen ilk iki sezonda beklentilerin üzerine çıksa da 2016-17 sezonu bir dönüm noktası oldu. Antonio Conte ve Pep Guardiola'nın lige adım atışları, İngiltere futbolunda taktiksel dönüşümü başlattı ve Premier Lig'de çıtayı oldukça yukarı çekti.

Pochettino, Guardiola'yla karşılaştığı ilk maçtan 2-0'lık galibiyetle ayrılsa da bu mücadelenin ardından 4 maçlık galibiyet hasreti geldi. Üst üste iki deplasmana çıkan Tottenham ardından Leicester City ve Arsenal'le oynamak zorunda kaldı. Aynı zamanda Şampiyonlar Ligi'nde de mücadele eden Tottenham, Antonio Conte'nin Chelsea'sine konuk olduğunda ise sahadan 2-1'lik mağlubiyetle ayrıldı.

Beşinci ve üçüncü olan ilk iki sezonun ardından Tottenham'ın Şampiyonlar Ligi'nde de yer alırken şampiyonluk için mücadele etmesi de herkesi şaşırttı. Klopp'un Liverpool'u Tottenham'ı Lig Kupası'ndan iterken Conte de FA Cup yarı finalinde 4-2'lik galibiyetle finale yükselen taraf oldu.

Ligin en az gol yiyen (26),en çok gol atan takımı (84) oldular

 38 maçta sadece 26 gol yiyen, o sezonun en az gol yiyen takımı olan Tottenham, aynı zamanda ligin en golcü takımı da oldu. Yüzde 71.04'lük gol beklentisi oranıyla 84 gol atan Londra temsilcisinde Harry Kane, 29 gol attı! MK Dons'tan gelen Dele Alli de performansını bir çıta yükselterek 2,76 şut ortalamasıyla rakip fileleri 18 kez havalandırdı!

Eriksen ve Son da Tottenham'ın hücum performansını omuzladı. Danimarkalı 15 asist yaparken Son da Pochettino'nun sisteminin tıkır tıkır işlemesini sağladı. Güney Koreli 14 gol ve 6 asistlik performans sergilerken Victor Wanyama ve Moussa Sissoko da ilk 11'in parçaları oldu.

Tottenham, White Hart Lane'e veda sezonunda evinde oynadığı 14 maçın 12'sini kazandı ve hiç yenilmedi! Pochettino ve öğrencileri, camiaya 1964-65 sezonundan sonra bunu ilk kez başararak güzel bir veda sundu.

2017-18: TOTTENHAM ARTIK 'CONTENDER'

Tottenham yeni stadyumu için Arsenal'in Emirates'e geçişinden farklı bir yol seçti ve 2017-18 sezonuna görkemli transferlere imza attı. Davinson Sanchez, Lucas Moura, Serge Aurier, Fernando Llorente ve Juan Foyth için 121 milyon Euro ödendi!

FA Cup'ta yarı final, Şampiyonlar Ligi'nde de son 16'yı gören Tottenham, Premier Lig'de geçen sezonun gerisinde kaldı. Real Madrid, Borussia Dortmund ve APOEL'le birlikte H Grubu'nda yer alan Pochettino ve öğrencileri, Devler Ligi'ndeki 6 grup maçında 5 galibiyet elde etti!

Şampiyonlar Ligi'nde son 16 turunda Wembley'de 3 dakikada yediği 2 golle Juventus'a elenen Tottenham, Lig Kupası'nda West Ham United'a, FA Cup'ta ise Manchester United'a boyun eğdi. Premier Lig'de ise rekor üzerine rekor kıran Manchester City 100 puanla şampiyonluğa ulaşırken Tottenham üçüncü sırada yer aldı. Liverpool, Chelsea ve Arsenal'in üzerinde tamamlamaları teselli oldu. Üstelik Tottenham'ın Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan katılımı, maddi açıdan hayati önem taşıyordu.

Real ve Dortmund'u geride bırakıp gruptan lider çıktılar

 Dele Alli 2017-18 sezonunda çılgın performansını yine sürdürdü ve 50 maçta 14 gol 16 asistle doğrudan 30 gole katkı sağladı. Christian Eriksen ligi 'double double' yaparak tamamladı ve 10 gol, 10 da asist üretti. Harry Kane ligde 37 maçta 30 gol atarak 30 gol barajına ilk kez ulaştı. Heung-min Son da 53 mücadelede 18 gol 11 asistle yıldızlaştı! Dört sezonda başarılan şeylerin ardından medyanın odaklandığı şey ise Pochettino'nun kupa kazanıp kazanmaması oldu.

2018-19 SEZONU: HER ŞEY BURUN FARKI KADARDI!

Düelite, futbolda kullanılan bir terim olsaydı, Tottenham'ın 2018-19 sezonunun tam karşılığı olurdu. Pochettino ve öğrencileri ligde ve Şampiyonlar Ligi'nde iki farklı devreler oynadı. Ligin ilk yarısında zirveyi zorlarken ikinci yarısında ise üst üste puan kayıpları yaşadı. Şampiyonlar Ligi'nde ise grup aşamasında puan kayıplarıyla boğuşurken sonrasında finale kadar çıktı.

Önceki sezon yapılan transfer harcamalarının ardından stadyum inşaatı, kulübün ekonomisini ve transfer politikasını baştan aşağı değiştirdi. Yaz transfer yapmayan kulüp yönetimi, Pochettino'ya beş sezondur mücadele ettiği oyuncu grubuyla rekabet etmesini söyledi. Önceki yaz Manchester City'ye katılan Kyle Walker'ın transferi dahil hiçbir ayrılık Pochettino'yu Mousa Dembele'ninkisi kadar etkilemedi. Her ne kadar asist ve gol katkısı sağlayamasa da Dembele, Tottenham'da kurguyu sağlayan asetlerin başında geliyordu.

Dembele'nin ayrılığı Pochettino'yu yeni bir dizilim bulmaya zorladı. Arjantinli orta sahada Harry Winks ve Sissoko'dan oluşan, öndeki 4'lünün arkasında bir ikili tandemi kurdu. Bu da aslında yolun yarısına kadar iyi işledi. Tottenham, sezonun ortasına gelindiğinde 45 puanla üçüncü sırada yer alıyordu ancak Şampiyonlar Ligi'nde ise bu anlayış pek işe yaramadı.

 

İkinci yarı 54 puanın sadece 26'sını toplayabildiler

Sezonun ikinci yarısı ise lig açısında büyük bir hayal kırıklığıydı. Büyük bir düşüşe geçen Tottenham, toplanabilecek 54 puanın sadece 26'sını topladı. Üst üste gelen puan kayıplarına rağmen Şampiyonlar Ligi umudunun sürmesi ise aynı periyotta kötü sonuçlar alan Arsenal'e bağlıydı. Kane'in sakatlığı, gözleri Son ve Moura'ya çevirdi ancak yıldız futbolcukar, İngiliz santrforun yokuluğunu ligde doldurmayı başaramadı.

Şampiyonlar Ligi son 16 turunda Lucien Favre'ın Borussia Dortmund'uyla karşılaşan Tottenham devamında Burnley ve Chelsea deplasmanlarından mağlubiyetle döndü. Alman temsilcisi karşısında toplamda alınan 4-0'lık galibiyetin ardından Manchester City'yle eşleşen Tottenham'ın turu geçmesine pek ihtimal verilmiyordu.

Tottenham'ın yeni stadında oynanan karşılaşmada işler hiç de iyi başlamamıştı. Sergio Agüero, 13. dakikada penaltı kaçırırken Harry Kane de ayak bileğinden sakatlık geçirdi ve 58. dakikada oyundan çıktı. Dele Alli'nin de sol elinde kırık tespit edildi. Tottenham buna rağmen 78. dakikada Heung-Min Son'un golüyle avantajı kapan taraf oldu!

Alli, rövanş maçına yetişirken Kane ise bu karşılaşmada forma giyemedi. Raheem Sterling, henüz 4. dakikada City'yi 1-0 öne geçirirken Heung-min Son'un söyleyecekleri vardı. Güney Koreli yıldız 7 ve 10. dakikalarda attığı gollerle skoru 2-1'e getirdi. Bernardo Silva ise 11. dakikada skoru eşitledi. İlk yarı biterken Manchester City, Sterling'in 21. dakikada bir kez daha attığı golle soyunma odasına 3-2 önde gitti.

Sergio Agüero 59. dakikada farkı 2'ye çıkarken oyuna 41. dakikada giren Fernando Llorente 73. dakikada skoru 4-3'e getirdi. Manchester ekibinde 90+3. dakikada Sterling'in kaydettiği gol, Video Yardımcı Hakem (VAR) sistemi incelemesinin ardından ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Tottenham, rakibine 4-3 kaybetmesine rağmen, deplasmanda atılan gol avantajıyla adını yarı finale yazdıran takım oldu.

57 yıl sonra adını son 4'e yazdıran Tottenham, iki yarı final arası 40 yıl (1974-2014) bekleyen Atletico Madrid'e ait rekoru kırdı. Tottenham, Şampiyonlar Ligi'nin mevcut formatına kavuştuğu 1992'den beri Arsenal, Chelsea, Leeds United, Liverpool, Manchester City, Manchester United'dan sonra yarı finale yükselen 7. İngiliz kulübü oldu. Böylece İngiltere, İspanya ile paylaştığı rekoru tek başına ele geçirdi.

Şampiyonlar Ligi kariyerindeki gol sayısını 12'ye çıkaran Tottenham'ın Güney Koreli kanat oyuncusu Son Heung-min, Özbek Maxim Shatskikh'i geçerek turnuva tarihinin en skorer Asyalı futbolcusu oldu.

57 yıl sonra ilk kez yarı final gördüler

137 YILLIK TARİHTE İLKİ BAŞARDI

Tarihi yarı finalde Ajax'ı ağırlayan Tottenham sahaya Harry Kane'siz çıkarken 15. dakikada Donny van de Beek'in attığı golle 1-0 geriye düştü. Londra temsilcisi maçın kalanında gol bulmayı başaramayınca sahadan 1-0'lık mağlubiyetle ayrıldı. Johan Cruyff Arena'daki rövanşta da işler Tottenham'ın istediği gibi başlamamıştı. Matthijs De Ligt, Juventus'un ardından Tottenham ağlarını da havalandırırken Ziyech, 35. dakikada skoru 2-0'a getirdi. Devre bu sonuçla tamamlandı.

Tottenham için değişimin başlangıcı ise Fernando Llorente'nin oyuna girişi oldu. İspanyol yıldızın oyuna girmesiyle birlikte Lucas Moura daha fazla hareket alanı bulurken önce 55'te ardından 59. dakikada skoru eşitledi. Ajax, 2-2'den sonra tehlikeli akınlar geliştirse de gol bulmayı başaramadı. Dakikalar 90+6'ya geldiğinde Lucas Moura bir kez daha sahne aldı ve imkansızı başararak Tottenham'ı finale taşıdı. Brezilyalı oyuncu, Alessandro Del Piero, Ivica Olic, Robert Lewandowski ve Cristiano Ronaldo'dan sonra Şampiyonlar Ligi yarı finalinde hat-trick yapan 5'inci isim oldu.

Johan Cruyff Arena'da son düdüğün ardından ilginç anlar yaşanırken Pochettino'yu Tottenham taraftarlarının önünde dans ederken izledik. Maç boyunca döktüğü terler ise gömleğinin lacivert renkte olmasına rağmen açıkça seçilebiliyordu. Bu dans ise kısa sürede yerini ilginç antrenman metodlarına bırakacaktı.

Tottenham, 1999'da Juventus'u 2-0'dan gelerek mağlup eden Manchester United'dan beri Şampiyonlar Ligi yarı finalinde bunu başaran ilk takım oldu. Bu geri dönüş sayesinde 137 yıl önce kurulan Tottenham, turnuvada ilk kez finale yükseldi. Pochettino, Londra ekibini, 1963 UEFA Kupa Galipleri Kupası, 1972, 1974 ve 1984 UEFA Kupası'ndan sonra tarihinde 5'inci defa Avrupa kupalarında finale taşıdı.

KIZGIN KÖMÜRDE YÜRÜTTÜ, BOĞAZLARINDA OKLA HAZIRLADI

Liverpool Menajeri Jürgen Klopp, Pochettino kadar sıkı antrenman yaptırmasıyla bilinen bir menajer. Liverpool'un başında çıktığı ilk antrenmanda iki oyuncu mide spazmı geçirmiş, bir altyapı oyuncusu ise saha kenarına istifra etmişti. Ancak Klopp, Tottenham mücadelesi öncesinde daha sakin çalışmalar yapmayı tercih etti. Pochettino'nun planları ise daha farklıydı. Arjantinli, final öncesindeki her antrenmanı 45 dakika kadar erken başlattı çünkü pozitif düşüncenin önemine inanıyordu.

45 dakikalık bu çalışmalar genelde psikolojik seanslardan oluşuyordu. Pochettino inanıyordu ki Tottenham, Liverpool'u yenecekse bunun yolu önce inanmaktan geçiyordu. Ancak antrenmanlarda iki ilginç metod vardı. Daha önce Southampton'da da denediği 'kızgın kömürler üzerinde yürüme' ve adem elmasının hemen yanına saplanmış okları çıkarma.

Boğazında bir ok parçasıyla adrenalinin yükseldiği o anlarda Pochettino şöyle diyordu: "Oku gördüğünüzde şunu düşüneceksiniz: 'Bu iş imkansız. boğazımda bir oku nasıl çıkarırım' Sonra da şöyle diyeceksiniz: 'Yok! Böyle olmayacak. Kendimi öldüreceğim' Derken oku kırmayı düşüneceksiniz. Buradaki en önemli nokta zihninizi yoğunlaştırmak, bir yere odaklamak. Futbol da böyle!"

BUNLARI EVDE DENEMEYİNİZ!

Her bir futbolcu diğerini takip etti. Boğazlarındaki okları parçaladırlar, 'Mental bariyerleri' yıkıp geçtiler. Bu çalışmaların final bölümünde ise 'ateşte yürüme' vardı. Pochettino, daha önce çalıştırdığı Southampton'da 2013 yazında yaptırdığı gibi Barselona'daki motivasyon koçu olan arkadaşı Xesco Espar'ı getirmişti. Bir zeminin üzerine kızgın kömürler yığdılar. Önce Pochettino ardından teknik ekip ve futbolcular yürüdü. Hayır, bu okuduklarınızı evde denemeyiniz!

 Pochettino oyuncuların kafasına girmek ve onları limitlerini aşmak için zorlamak zorunda hissediyordu kendisini: "Mental, duygusal ve piskolojik açıdan farklı metodlar yarattık. Koşacaksanız elbette ki güçlü bacaklara, kaslara sahip olmalısınız. Ancak o esnada zihniniz 'Yok daha fazla koşamayacağım' diyorsa zaten koşamazsınız. İşte bunları bu yüzden yapıyoruz"

Real Madrid'i, başkana söz verdiği için reddetti!

Maç öncesindeki basın toplantısında Tottenham'la önünde başarması gereken tek şeyin kaldığına inanıyordu Arjantinli. Şampiyonlar Ligi'ni kazanması durumunda takımdan ayrılabileceğini de açıkça ifade etti. Real Madrid'den sezon ortasında teklif aldığında bunu reddetmiş ve İspanyol basınına da nedenini açıklamıştı: "Daniel Levy'ye söz vermiştim. Sözünü tutmayan bir teknik direktörün işe alınması kulüp açısından da iyi olmaz. Diğer bir yandan bana güvenen bir başkan vardı. Onu yarı yolda bırakamazdım"

BEKLENEN FİNAL GELDİ ÇATTI

İki İngiliz ekibinin karşılaştığı finalde ise henüz 1. dakikada sol kanattan Tottenham ceza sahası içine giren Mane'nin ortasında, yakın pozisyondaki Sissoko'nun üzerine gelen topa müdahalesinde elle oynama olduğu gerekçesiyle hakem penaltı noktasını gösterdi. Sloven hakem Damir Skomina, pozisyonla ilgili VAR'a başvururken, VAR hakemi de penaltı kararını onayladı. Topun başına geçen Mısırlı futbolcu Mohamed Salah, 2. dakikada Liverpool'u 1-0 öne geçirdi. Salah'ın maçın başlamasından 1 dakika 49 saniye sonra attığı gol, Şampiyonlar Ligi'nde final maçları tarihinde en kısa sürede atılan ikinci gol olarak istatistiklere geçti.

Erken yediği gole rağmen oyun disiplininden hiç kopmayan Tottenham, uzun toplarla ve kontrataklarla hücuma çıksa da Liverpool kalesinde tehlike oluşturacak pozisyonlar üretmekte zorlandı. İkinci yarıya art arda hücumlarla Liverpool kalesine gelen Tottenham, ilk 10 dakikada Son ve Dele Alli ile yakaladığı önemli pozisyonları değerlendiremedi.

Beraberlik golü için tüm hatları ile bastıran Tottenham, çok önemli pozisyonlar yakalasa da son vuruşlarda etkili olamadı. Liverpool'un kazandığı köşe vuruşu sonrasında 87. dakikada ağları havalandıran Dovick Origi, farkı 2'ye çıkaran golü attı. Mücadele, Liverpool'un 6. şampiyonluğuyla sonuçlandı.

Mücadele sonrasında "Bir final kazanılır, sonrasında analiz edilmez." diyen Pochettino, ilk dakikada penaltıdan gol yemelerinin takımın heyecanını etkilediğini kaydetti. Arjantinli penaltıya sebep olan Sissoko'nun elini topu durdurmak için kaldırmadığını savundu.

2019-20: BİR DÖNEMİN SONA ERİŞİ

Tottenham, elindeki tüm gücü kullanmasına rağmen Şampiyonlar Ligi'ni Liverpool'a kaybetti. Mauricio Pochettinı ise kendisine verilen kaynaklarla yapabileceği her şeyi yaptığı kanaatindeydi. Bu da her şeyin bir kenara bırakılarak yeni sezona hazırlık sürecinde 'sürpriz' olarak adlandırıldı. Bu süreçte bir şeylerin yanlış olduğu belliydi. Pochettino'yu kulübe bağlayan bağ çoktan zayıflamıştı. Arjantinli'nin uzun süredir beklediği yatırımlı transferler olan Tanguy Ndombele, Ryan Sessegnon ve Giovanni Lo Celso nihayet gerçekleşmişti.

Christian Eriksen, Toby Alderwireld ve Danny Rose'un takımdan ayrılmak istemeleri, Pochettino'nun oyuncular ve başkan Levy ile arasındaki ilişkiyi de kötü etkilemişti. 2019-20 sezonunun başında gelen kötü sonuçlar da Arjantinli'nin üzerindeki baskıyı iyiden iyiye artmasına neden oldu.

Tottenham, Premeir Lig'in ilk 5 haftasında sadece 2 galibiyet alırken Şampiyonlar Ligi'nde de Olympiakos beraberliği ve Bayern Münih hezimeti geldi. Arjantinli kovulduğunda oyunculara doğru dürüst bir veda etme şansı bile bulamadı. Soyunma odasındaki tahtaya bir veda mesajı yazmasının ardından takımın bazı oyuncuları Pochettino'nun evine giderek vedalaştılar. O sıralarda UEFA'nın Afrika'daki bir etkinliğine katılmak üzere olan Jose Mourinho ise apar topar gezisini iptal ederek Londra'ya geldi.

Espanyol'dan ayrılık sürecinde de benzer bir durumla karşı karşıya kalmıştı. Sınıf atlattığı oyuncular ya daha büyük kulüplere gitmek istemiş ve reddedilmiş ya da daha cazip sözleşmeler talep etmişti. Arjantinli'nin sıkı antrenman programından memnuniyetsizlikler söz konusuydu ve Pochettino'nun söyledikleri artık takıma tesir etmiyordu. Bir değişim gerekliliği basında sıkça dile getirilirken Levy'nin tercihi önceleri tam bir 'kazanan' olan ve İngiltere'de yaşadığı kötü süreci tam tersine çeviren Mourinho oldu. Pochettino'dan ise geriye antrenman sonrasında oyuncularına bıraktığı not oldu: "Hepinize çok teşekkürler. Size 'Elveda' diyemiyoruz ama her zaman kalbimizde olacaksınız"