Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Kurumsal hayatta beyaz yakalı olarak uzun yıllar çalışan pek çok kişinin hayalidir kendi işini yapmak. Ancak çoğu kişi en ufak zorlukta vazgeçer. Elbette sıfırdan iş kurmak hiç kolay değil. Hele ki işin içinde bir akrabanız varsa. Ancak hayallerinin peşinden koşan bir gelingörümce, tüm zorlukları ve tabuları yıkmış... Reklam sektöründe ama farklı alanlarda çalışan ikili, şimdilerde birbirinin alanına girmeden ama birbirlerini tamamlayarak sıfırdan bir marka yarattı; Feutre. Marka o kadar ilgi gördü ki, kişiye özel tasarımların ünü sınırları bile aştı. Tuba Seven ve görümcesi Nazlı Feyza Erhan ortaya yaratıcı ve çok kullanışlı çantalar çıkarıyor. Feutre’ün kurucuları ile markanın çıkış hikâyesini konuştuk. HT Cumartesi'nden Ekin Türkantos'un haberi...

Pek çok kişi kendi işini yapmak isterken bir türlü cesaret edemez. Feutre’ü kurmaya nasıl karar verdiniz?

Kurumsal dünyada çalışıp etrafındaki insanların iş bilmezliğinden sıkılan her beyaz yakalı gibi biz de bir gün kendi işimizi yapmanın hayaliyle yaşıyorduk. Şartlar her ikimizi de istifa noktasına getirince “O bir gün neden bugün olmasın?” dedik. Her ikimiz de reklam kökenliyiz. Birimiz online diğerimiz offline reklam dünyasında yıllarca çalıştıktan sonra Feutre ile işin müşteri tarafına geçtik.

Peki neden bilgisayar çantası ile çıktınız?

Çok sevdiğimiz bir arkadaşımız için doğum günü hediyesi almamız gerekiyordu. Bilgisayarı için maskülen bir çanta ya da kılıf aradığını biliyorduk. Halihazırdaki tüm ürünler taşlı, boncuklu ya da iddialı renklere sahip feminen ürünlerdi. Ve bu hediye arayışında gördük ki bir erkeğin rahatlıkla kullanabileceği, şık, cool ve kaliteli bir ürüne yurtiçinden ulaşmamız pek mümkün olmayacak. Yurtdışında bulduğumuz ürünlerin ise nakliyeleri ürün fiyatını bile geçiyordu. Madem bulamıyoruz o halde biz yaparız diyerek yola koyulduk. İlk koleksiyonumuzu İtalya’dan gelen özel dokuma bir keçeyi yüzde 100 vejetal deri ile kombinleyerek oluşturduk. Ürünü o kadar sevdik ki marka ismimize de ilham kaynağı oldu. Feutre, Fransızca keçe demek.

Modellerinizi nasıl belirliyorsunuz?

Öncelikle kendimiz ne kullanmak istiyorsak onu ürettiriyoruz. Bu arada çevremizden gelen önerileri de kulak arkası etmiyoruz tabii. Mesela lokomotif ürünümüz haline gelen “Ledger the Urban”, Nazlı’nın eşinin pasaportluk istemesiyle ortaya çıktı. Küçük deri ürünlere yönelmemiz de bu üründen sonra oldu zaten.

‘WOLFGANG PUCK’a BIÇAK SETİ YAPTIK’

Gelin-görümce ilişkisi denildiğinde bir an durur insanlar. Ama siz çok iyi anlaşmanın yanında kafa kafaya verip bir de marka yarattınız. Her şey gerçekten göründüğü gibi mi?

İlk tanıştığımız günden itibaren gelin-görümce değil, zeytinyağı ve börülce ilişkisiydi bizimkisi. Uygun şartlarda bir araya geldiğimizde tadından yenmez bir hal alıyoruz. Şaka bir yana birbirimizi yaptığımız iş konusunda çok iyi tamamlamadık galiba. Aynı işe ikimiz birden saldırıp fikir ayrılığına düşmek yerine; uzmanlıklarımızı en başından tanımladık ve herkes kendi işine baktı. Aynı orkestranın farklı enstrümanlarıyız. Fikir ayrılığına düşmüyor değiliz tabii ama bir şekilde orta yolu buluyoruz.

Kişiye özel tasarımlar da yapıyorsunuz değil mi?

Evet, hem kişiye hem de kurumlara özel üretim yapıyoruz. Kurumlara yılbaşı, lansman gibi dönemlerinde çözüm ortağı olarak hizmet veriyoruz. Ya bizim koleksiyonumuzdan seçtikleri bir parçayı adapte ediyoruz ya da tamamen farklı bir ürünü kurumsal kimliklerine uygun olarak ürettiriyoruz. Bir de çok zevk aldığımız kişisel tasarımlar var. Bir vesileyle Wolfgang Puck için kuzu derisinden bir bıçak seti kılıfı yapıp yolladık. Devam eden iki projemiz daha var.

Amazon’da satışa girebilmek ayrı bir başarı hikâyesi olsa gerek.

Evet, sonunda satıştayız. İlginç bir serüvendi. Bu işe girerken forumlarda, Amazon’da satış yapabilmek için gidilen kurslara denk geldik. Başlangıçta hiç anlam veremedik ama 3 ayın sonunda neden var olduklarını anladık. Biz FBA denilen iş modeli üzerinden ürün gönderdik Amazon’a; bu da bir sürü teferruat çıkmasına neden oldu. Barkod sorunundan tutun da Amerikan vatandaşı olmadığımızı ispata kadar bir sürü aşamadan geçtik. Amazon’un destek ekibinin iyi niyetli ama kafası karışık halleri de üstüne tuz biber ekti. Ama sonunda deneyimlerini bizimle paylaşan birkaç arkadaşımızın da yönlendirmesiyle Amazon üzerinden satışa geçtik.

Sadece online’da mı varsınız?

Kanyon’daki Souq Dükkan’da da varız. 12-13 Mayıs’ta Kokteyl Şenliği’ndeyiz. Tasarımcı paneline uğrarsanız şenliğe özel indirimlerden de yararlanabilirsiniz.