Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

25 Ağustos Perşembe günü, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konvoyu Artvin’in Şavşat İlçesi’nden Ardanuç İlçesi’ne gittiği sırada saldırıya uğradı. Peki, bu saldırı bir suikast girişimi miydi? Kılıçdaroğlu neden hedef alınmıştı? O gün CHP Lideri’nin yanında bulunan Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ile çatışma anında yaşananları ve saldırının arka planını konuştuk...

Filmi biraz başa saralım. Perşembe günü program nasıl başlamıştı?

Aslında o program 15 Temmuz darbe girişiminden dolayı daha önce 2 kez ertelenmişti. Kardeş belediyeler uygulaması kapsamında, Beylikdüzü Belediyesi, Ardanuç belediye binasının yapımına katkıda bulunmuştu. Onun açılış törenini yapacaktık. 08.55 uçağıyla Kars Havaalanı’na hareket ettik. Karayoluyla Ardahan üzerinden Şavşat İlçesi’ne gittik. Genel başkan otobüs üzerinde bir konuşma yaptı. Daha sonra bir çay bahçesinde yurttaşlarımızla sohbet etti. Konvoyla birlikte oradan ayrıldık. Genel başkanımızla aynı minibüsteydim. Önümüzde 2 eskort vardı. Polis, jandarma ve jammer vardı. Bir viraja gelmeden koruma arabası önümüzü kesti. Araçlar durdu. Korumalar araçlardan fırladı. Hepsi çelik yeleklerini giydi. Çatışma başladı. Roketatarlı sistem olduğu için araçları bilinçli şekilde durdurup ateş edeceklermiş. Korumalardan biri, yukarıda roketatar gördüğünü ve herkesin dikkatli olması gerektiğini söyledi. Belirtilen bölgeye yoğun ateş açtılar. Güvenlikten Ali arkadaşımız roketatarlıyı etkisiz hale getirmiş.

Normalde konvoyda hem jammer hem askeri araç oluyor muydu? Yoksa düne özel bir önlem mi vardı?

Daha önce jammer’a rastlamamıştım.

Kim karar veriyor güvenlik seviyesine?

Güvenlik şubemiz güzergâh bildiriyor. Genel başkanın koruma ekibi de gidilecek yere bir gün önceden gidip keşif yapıyor ve güvenlik güçlerine bildiriyor.

Çatışma ne kadar sürdü?

Aralıklı yarım saat. Biz çatışma esnasında aracın içinde kaldık. Bizi takip eden bir ambulans vardı. Bir askerin ağır yaralı olduğunu öğrendik ve ambulansımızı askerin yanına gönderdik. Çatışma hâlâ devam ediyordu. Polisin zırhlı aracını bizim kapıya yaklaştırdılar, bindik ve oradan uzaklaştık.

Çatışma başlayınca aranızda ne konuştunuz?

Araçlar bir anda durunca yol çalışması var sandık. Silah sesi duyunca bir avcıyla karşılaşmış olabileceğimizi düşündük. “Suikast olamaz” dedik.

Korkuya kapılıp “Her şey bitti” dediğiniz bir an oldu mu?

Sakindik ama araca mermi isabet etseydi kaygılanabilirdik. Güvenlik görevlilerimiz oradaydı. Aracın içindeydik. Dışarıdakiler için kaygılandık.



‘İLK ARAYAN İÇİŞLERİ BAKANI OLDU’

Kılıçdaroğlu’nun ilk tepkisi ne oldu?

Büyük bir tepki vermedi. Sadece “Ne oluyor?” dedi. Panik yapmamamızı söyledi ve kendi telefonuyla video çekmeye başladı. Basın müşavirimiz Okan Bey aracın dışındaydı. Lastiğin altına yatmıştı. “Şimdi ben de seni yakaladım” der gibi onu görüntüledi (Gülüyor). Şehit haberini alana kadar sakindi. Şehit olduğunu öğrendiği an çok üzüldü.

Kübra Par’a konuşan Seyit Torun, o anlarda aracın içinde çekilen videoyu da izletti.
Kübra Par’a konuşan Seyit Torun, o anlarda aracın içinde çekilen videoyu da izletti.

 

İlk kiminle konuştu?

İlk başta pek telefon gelmedi. Zırhlı araçla oradan ayrılıp Karayolları şantiyesine gittiğimizde daha çok telefon geldi. İlk arayan İçişleri Bakanı oldu. Ardından Başbakan ve Cumhurbaşkanı aradı. Genel başkanımız aileden ilk kızıyla konuştu.

Karayolları şantiyesine gitmeye nasıl karar verdiniz?

Güvenli bir bölgeye ulaşma telaşındaydık. Artvin İl Başkanı’mız da bizimleydi. Şantiyeye gitmemizi o önerdi.

Sonra neler oldu?

Ulusal basından ve yakınlarımızdan arayanlar oldu. Sonra bir anda şantiyeyi de boşaltmamız gerektiği haberi geldi. Teröristler bir gün önce oradan ekmek istemişler. Bu haberden sonra Şavşat’a geri geldik. Kaymakamın odasında beklemeye başladık. Genel başkanımız yolda açılışa mutlaka gideceğimizi söyledi. Programı aksatmak istemedi. İçişleri Bakanı açılışa gitmemiz için helikopter tahsis edeceğini söyledi. Bir organizasyon hatası oldu, önce yanlış piste gittik. Sonra bölge komutanının getirdiği helikopterle Ardanuç’a geçtik. Açılışımızı yaptık. Genel başkanımız konuşma yaptı. Hava muhalefeti nedeniyle helikopterle Erzurum’a, oradan uçakla Ankara’ya geçtik.

‘MADEM HEDEF ASKERİ ARAÇTI, BİZİM ETRAFIMIZDA NEDEN ÇATIŞMA ÇIKTI?’ 

PKK saldırıyı üstlendi ama “Askeri aracı hedef almıştık; Kılıçdaroğlu’nu hedef almamıştık” diye açıklama yaptı. Ne diyorsunuz bu sözlere?

Madem hedef askeri araçtı, bizim olduğumuz bölgede neden çatışma çıktı? Bizim etrafımızda aralıklarla yaklaşık yarım saat süren yoğun bir çatışma oldu. Bu saldırının hiçbir hafifletici gerekçesi olamaz. Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir canı varsa oradaki askerimizin de aynı canı var. Hepimiz can taşıyoruz.

Sizce Kemal Bey’e neden saldırdılar?

Türkiye’yi karıştırmak, yeni bir kaos ortamına sürüklemek istemiş olabilirler. Genel başkanımız, Türk ordusunun IŞİD’e karşı başlattığı harekâtı desteklediğini açıkladı. Biz bu ülkenin birlik ve bütünlüğü için mücadele ediyoruz. Terörün her şekline karşıyız. Saldırı esnasında şehit olan askerimizin babasıyla görüştüm. Televizyondan izleyince günlük olaylarmış gibi görünüyor ama şehit olanın yakınınız olduğunu düşünün... O acıyı hissetmiyorsanız duyarlı değilsiniz demektir. Cizre saldırısında da şehitlerimiz var. Bir acımızı atlatırken yeni bir acıyla karşı karşıya kalıyoruz. Türkiye artık bundan kurtulmalı. CHP olarak terörün bitmesi için açık çek veriyoruz. Nasıl bir karar alınırsa altına imza atmaya hazırız. Bunu her zaman söyledik. Suikast girişimi başarılı olsaydı, bu ülkede sözün bittiği yer olurdu. Ülkemizin her yeri tehdit altında. Ciddi bir can kaygısı yaşıyoruz. Terör bize ekonomiyi, sağlığı, eğitimi unutturdu. Bilinen terör örgütleri vardı. Başımıza bir de FETÖ çıktı. Ne olursa olsun bu ülkeyi yönetenler sonuçtan sorumludur. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Türkiye biraz daha normalleştiğinde bunları yeniden gözden geçireceğiz.

Peki bu olay karşısında bundan sonra ne yapacaksınız?

Bir anamuhalefet liderinin böyle bir terörist eylemle karşı karşıya kalması çok üzücü. Eylem gerçekleşmiş olsaydı, Allah korusun bu ülkede iç savaş bile çıkabilirdi. Asla moralimizi bozmayacağız. Yılmayacağız. Programlarımız aynı şekilde devam edecek. Teröre prim vermeyeceğiz.

Kemal Bey’e suikast girişimi olabileceği yönünde şüpheniz var mıydı?

Somut belgeler yoktu ama yine de 12 kişilik koruma ekibi 21 kişiye çıkarılmıştı. İlk kez emniyetten uzun namlulu silahlar alınmıştı. Belli söylentiler vardı.

Bundan sonra Kemal Bey için ekstra güvenlik önlemi alınacak mı?

Mutlaka alınacak. Biz de talep edeceğiz. Genel başkanımız bundan pek hoşlanmıyor. Geçmişte zırhlı araç söz konusu olmuş ama istememiş. Yaşanan olay gösterdi ki bu kendimize olan güvenimiz veya hayata bakışımızla ilgili değil; ülkeyi ilgilendiren bir sorun...

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Artvin’deki saldırının ardından sığındıkları Karayolları şantiyesinde böyle görüntülenmişti...

‘IŞİD’E TÜRKİYE İÇİNDE DE OPERASYON YAPILMALI’

Cerablus operasyonuna CHP olarak nasıl bakıyorsunuz?

Destekliyoruz. Türkiye’yi tehdit eden bir terör örgütüne karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz. Amacımız Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit etmek değil. Bize verilmiş zarar, can kayıpları ve tehdit unsuru var. Keşke Suriye bugün barış ülkesi olsaydı. Bunlar yaşanmasaydı. Ülkemizin güvenliğini sağlamak için bu operasyon yapılmalıydı. Ama bu operasyonun aynısı Türkiye içinde de yapılmalı. Türkiye’deki IŞİD’liler emniyet raporlarında var. İsim isim hepsi biliniyor. Zaten pek gizlenmiyorlar. Toplu namazlar kılıyorlar, birlikte dolaşıyorlar. Hepsinin kaydı var. Yabancı ülkelerden gelip IŞİD’e geçiş yapılan yer Türkiye... Türkiye ayağını bitiremezlerse Suriye ayağını bitiremezler. Asıl bataklık Türkiye’de.

Suriye’deki operasyon hem PYD hem de IŞİD’e yönelik yapılıyor. CHP buna nasıl bakıyor?

IŞİD bizi tehdit eden ve Türkiye’de eylemler yapan bir terör örgütüdür. Orada belli bir koridor var. O koridorun temizlenmesi için PYD’nin de kendi alanına çekilmesi lazım.

KÜBRA PAR / GAZETE HABERTÜRK