Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen "Ankara Devlet Protokol İftarı" programına katıldı. ABD ziyareti sırasında yaşanan olayların ardından korumaları hakkında çıkarılan yakalama kararına tepki gösteren Erdoğan, "Benim korumalarımdan 12 tanesi için tutuklama kararı çıkarmışlar. Bu nasıl bir yasadır, bu nasıl bir hukuktur? Bu korumalar, beni korumayacaksa niçin bunları ben yanımda Amerika'ya götürüyorum? Amerika'nın Hans'ı ile George'u ile mi kendimi koruyacağım?" diye konuştu.

İftarın ardından yaptığı konuşmasına tüm katılımcıların ramazan ayını ve yaklaşan Kadir Gecesi ile Ramazan Bayramı'nı tebrik ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin en üst düzey yöneticileriyle iftar sofrasında bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Türkiye'nin bütünlüğü, milletin birliği ve devletin bekası uğruna yaptıkları hizmetler için teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siyasi, sosyal, ekonomik fay hatlarımıza yönelik saldırıların bundan sonra da devam edeceği açıktır. Zira kıskanılan bir ülkeyiz, kıskanılan bir milletiz. Bu sebeple ülkemizin güvenlik konseptinde köklü bir değişikliğe gitmemiz şart olmuştur. Saldırıları kendi sınırlarımız ve mahremiyet alanlarımız içinde karşılamanın ağır maliyetini yeteri kadar ödedik. Bundan sonra sorunlara doğrudan kaynağında müdahale edecek, çözümleri orada arayacağız. Fırat Kalkanı Harekatı bu anlayışın ne kadar isabetli ve netice verici olduğunu bize göstermiştir." dedi.

Türk Silahlı Kuvvetlerine teşekkür eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye'yi terör örgütleriyle kuşatmaya çalışanların oyunlarının ilk perdesini inşallah bozduk. Bu şimdi bir şeyi gösteriyor; bu millet demek ki isterse yapar. Öyleyse gecikme olmadan birçok şeyi yapmamız gerekiyor. Gecikirsek bunlar aleyhe tecelli eder, onun için gecikemeyiz. Adımları anında atmamız lazım. Şimdi bu oyunu tüm sınırlarımız boyunca işlemez hale getirmenin hazırlıklarını yapıyoruz. Aynı şekilde ekonomide ülkemize uygulanan gizli kuşatmanın kırılışının işaretlerini almaya başladık. İşte büyüme oranımız bunun son örneğidir. İlk çeyrekte yüzde 5 büyüme bütün oyunları bozmuştur. OECD rakamlarına baktığınız zaman dünyada şöyle biraz önümüzde Çin var, onun arkasında hemen Hindistan var ve onun arkasında da yüzde 5 ile iki Müslüman halkı olan ülke var, Türkiye ve Endonezya. Bu böyle devam edecek, ben buna inanıyorum."

"BUNU TEK BAŞARAN ÜLKE TÜRKİYE OLMUŞTUR"

Terör örgütü PKK'nın çukur eylemlerine, FETÖ'ye, terör örgütü DEAŞ'a karşı milletin gösterdiği feraseti takdire şayan olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bütün bu gelişmeler bize bundan sonra geleceğimizi güvence altına almaya, politikalarımızı çok daha rahat, güçlü şekilde hayata geçirme imkanına sahip olduğumuzu gösteriyor." diye konuştu.

Gözleri olup görmeyen, kulakları duymayan, gönülleri mühürlü olanların bulunduğunu dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün parlamentoda bakıyorum ki bir parlamenter konuşma yapıyor, diyor ki 'Bu iktidar DEAŞ'ı terör örgütü olarak ilan edememiştir.' El insaf. Şu anda DEAŞ'ın gerek Suriye'de gerek topraklarımızda bu kadar can kaybı vermesinin dünyada örneği var mı? Bunu tek başaran ülke Türkiye olmuştur, bu iktidar olmuştur. Her zaman, her yerde gerek şahsım gerek Başbakanımız, bütün bakanlarımız DEAŞ'ın nasıl bir terör örgütü olduğunu hep biz açıkladık, anlattık. Hala da anlatmaya devam ediyoruz. İşte buyurun bu akşam yine söylüyorum ama kulağı var duymuyor, ne yapacaksın? Bu gerçekleri göreceğiz. DEAŞ'a karşı bu mücadeleyi veren biziz ama onlarla kapı arkalarında koalisyon kuranları da biliyoruz. Bizim tek arzumuz var, yeter ki milletimizin desteğini kaybetmeyelim. Yeter ki yasama, yürütme ve yargı erkleri olarak uyumumuzu, dayanışmamızı ve hedeflerimize ulaşma kararlılığımızı koruyabilelim. Yeter ki eski hastalıkların bünyemize yeniden sirayet etmesine izin vermeyelim."

"AMERİKA'NIN GEORGE'U İLE Mİ KENDİMİ KORUYACAĞIM"

Erdoğan, "Amerikadayım, PKK terör örgütü, FETÖ'cüler hep birlikte birleştiler, 40-50 metre mesafede şahsıma karşı orada gösteri yapıyorlar. Amerikan polisi hiçbir şey yapmıyor, dokunmuyor. Acaba benzer bir şey Türkiye'de yapılmış olsa tavır ne olur, düşünebiliyor musunuz? Hiçbir şey yapmadıkları gibi onlara karşı müdahalede bulunan oradaki bizim soydaşlarımız, vatandaşlarımızdan iki tanesini içeri almışlar dün. Böyle şey olabilir mi?" ifadelerini kullandı.

Korumalarına yönelik de işlem yapıldığını aktaran Erdoğan, "Benim korumalarımdan 12 tanesi için tutuklama kararı çıkarmışlar. Bu nasıl bir yasadır, bu nasıl bir hukuktur? Bu korumalar, beni korumayacaksa niçin bunları ben yanımda Amerika'ya götürüyorum? Amerika'nın Hans'ı ile George'u ile mi kendimi koruyacağım?" diye konuştu.

"ANAYASA'NIN 138. MADDESİNİ UNUTMASINLAR"

Salondakilere çok önemli görevlerin düştüğünü belirten Erdoğan, herkesin alanlarında mümkün olan en üstün performansı ortaya koymasının gerekliliğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Türk milletinin yakın tarihimizde 'yıkıldı' denilen, bir daha ayağa kalkamaz sanılan dönemlerde nasıl bir şahlanış ortaya koyduğunu çok iyi biliyoruz. Milletimiz 15 Temmuz'da en somut örneğini gördüğümüz şekilde bugün yine böyle bir şahlanış içindedir. Bu gücü, dinamizmi, bu imkanı değerlendirecek ve neticeye ulaştıracak olan ise işte burada bulunan bizleriz. Bunu hep birlikte başaracağız.

Bir taraftan 'Hukuka saygı' denilip ondan sonra hukuku çiğneme yoluna gitmek kimseye bir şey kazandırmaz. Bir taraftan 'Yasalara uymalıyız' deyip öbür taraftan yasaları birçok taraftan dolaşmak suretiyle ayaklar altına almak kimseye bir şey kazandırmaz. Bu akşam buradan bir şeyi seslendirmek istiyorum. Bu alanda, hukukta, yasalarla ilgili birçok alanda adım atmak isteyenler Anayasa'nın 138. maddesini hiçbir zaman unutmasınlar. Bu maddeyi onlara hatırlatıyorum ve onun için herkes konumunu iyi bilsin ve o konumunda, oradan bir güç alarak bir yerlere baskı yapma yoluna da gitmesin. Çünkü o onlara hiçbir şey kazandırmaz tam aksine kaybettirir. Bir başka şey daha söylüyorum; sorumluluğumuz sadece kendimize, başında bulunduğumuz kuruma değildir. Bunlarla birlikte asıl gelecek nesillere karşı büyük bir sorumluluğumuz vardır."

"KİMSE VATAN TOPRAKLARINDA OPERASYON DÜŞÜNMESİN"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 780 bin kilometrekarede tek vatan olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Kimse bu vatan topraklarında operasyon düşünmesin. İşte bu operasyonları düşünenler bedellerini ağır ödüyorlar, ödemeye de devam edecekler. Cudi'de de öderler, Bestler Dereler'de de öderler, Kandil'de de öderler. Nereye giderlerse peşindeyiz. Kato'nun tepesinde de ödediler, onun mağaralarında da ödediler. Aydoğan Paşa'mız ve yanında şehitlerimiz oldu ama 'Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda. Canı cananı bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda' derken işte o şehitlerimizin yoğrulduğu o topraklar bize vatan oldu."

Dışişleri Bakanlığından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güvenlik personelinden bazıları hakkında tutuklama kararı alındığının öğrenilmesi üzerine ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass'ın Bakanlığa davet edildiği ve kararın kabul edilemez olduğunun ABD Büyükelçisine vurgulandığı bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı'nın yazılı açıklaması şöyle;

Vaşington Büyükelçiliğimiz ikametgâhının önünde 16 Mayıs tarihinde yaşanan olaydan ötürü ABD makamlarının bazı vatandaşlarımız ile Sayın Cumhurbaşkanımızın güvenlik personelinden bazıları hakkında tutuklama kararı aldığının öğrenilmesi üzerine, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Sayın Müsteşarımız tarafından Bakanlığımıza davet edilmiştir.

ABD makamları tarafından alınan bu kararın yanlış, yanlı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, Vaşington Büyükelçiliğimiz önünde yaşanan arbedenin yerel güvenlik makamlarının gerekli önlemleri almamalarından kaynaklandığı, ABD’nin benzer üst düzeyli ziyaretlerde mutat olarak aldığı tedbirler bu defa da aynen uygulanmış olsaydı bu sorunun yaşanmayacağı, dolayısıyla da yaşananlardan vatandaşlarımızın sorumlu tutulamayacağı ABD Büyükelçisine iletilmiştir.

Sözde protestocuların, terör örgütü bayrak ve sembolleriyle Vaşington Büyükelçiliğimiz ikametgâhına birkaç metre yaklaşmasına ve masum vatandaşlara saldırmalarına ABD makamlarınca gözyumulmasının ve ayrıca, Büyükelçilik kançılaryası önünde Sayın Bakanımızın korumalarına saldıran Amerikan güvenlik yetkililerine de hiçbir işlem yapılmamasının asgari bir adalet anlayışıyla bağdaştırılamayacağı da ABD Büyükelçisine bildirilmiştir.

Tarafsız ve bağımsız bir soruşturmanın sonucu olmadığı açıkça görülen bu kararın kabul edilemez olduğu ABD Büyükelçisine vurgulanmıştır.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti sırasında, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği önünde yaşanan olaylar nedeniyle 12 kişi hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Erdoğan bu karar ile ilgili " İki soydaşımı içeri aldılar. 12 korumam için yakalama kararı almışlar. Hukuksal anlamda ne gerekiyorsa yapacağız" demişti.

 

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Washington ziyareti sırasında Türk Büyükelçiliği önündeki kavgayla ilgili olarak 12 Türk güvenlik görevlisi hakkında yakalama kararı çıkarılmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Tillerson, "12 Türk güvenlik görevlisine yöneltilen suçlamalar, ABD'nin yasal ifade özgürlüğünü bastırmak için gözdağı ve şiddete başvuran kişilere hoşgörü göstermediği şeklinde net mesaj veriyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Bu nasıl hukuk" diyerek korumaları hakkında ABD'nin yakalama kararına tepki gösterdiği olaya ilişkin açıklama yapan Tillerson'ın sözleri, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert tarafından günlük basın toplantısında aktarıldı. Tillerson açıklamasında, Dışişleri Bakanlığı'nın konu hakkında güvenlik birimleri ve ilgili adli yetkililerle çalışmayı sürdüreceğini vurguladı ve "Bir sonuca varıldığında, bakanlık herhangi bir ek adımın atılmasına gerek olup olmadığını karara bağlayacak" dedi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nauert, yakalama kararı alınan Cumhurbaşkanlığı korumaları için "iade talebinde bulunulup bulunulmayacağı" sorusuna verdiği yanıtta, soruşturmadaki bulgulara bakmaya ve incelemeye sürdürdüklerini belirtti ve, "Ne gibi ek adımlara gerek duyulduğunu değerlendireceğiz. Adımlarımız suçlamalara yanıt niteliğinde ve orantılı olacak. Şiddetten sorumlu olanların bu eylemlerinden dolayı hesap vermelerini sağlamak için güvenlik birimleriyle birlikte çalışmaya odaklanmış durumdayız" diye konuştu.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass'ın Türk Dışişleri Bakanlığı'na çağrılmasına da değinen Nauert, Bass'ın Ankara'da Dışişleri Bakanlığı'nda görüşmelerde bulunduğunu söyledi ancak içeriğe ilişkin elinde ek bir bilginin bulunmadığını söyledi.

Nauert, ABD'yi ziyaret eden devlet ve hükümet başkanlarına eşlik eden görevlilerin, bu kişilere tanınan dokunulmazlıktan yararlandığını ancak bu kişilerin ABD topraklarından ayrılmaları ile birlikte ikincil dokunulmazlıklarının ortadan kalktığını, yakalama, tutuklama ya da mahkemeye çağrılma gibi hukuksal girişimlerde dokunulmazlık güvencesinin artık geçerli olmayacağını söyledi. Kavgaya karıştıkları ve şiddete başvurdukları ileri sürülen Türk korumaların ABD'ye geri gelmeleri durumunda haklarında çıkarılan yakalama kararının uygulanacağını belirten Nauert, "ABD'nin bu kişilerin iade edilmesini isteyip istemeyeceği" sorularına da "Konu ile ilgili atılabilecek olası ek adımları tartıyoruz. Değişik seçeneklere bakıyoruz. Bu hala devam eden bir süreç" karşılığını verdi.