"Kimin eli kimin cebinde belli değil"
Başbakan AK Parti Grubu'nda CHP'yi çok sert eleştirdi!
Başbakan Erdoğan bugün AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na yüklendi.
İşte Başbakan'ın değerlendirmeleri:
"KOALİSYONLARA MİLLET TEPKİSİNİ GÖSTERMİŞTİR"
"CHP ve diğer muhalefet partilerinin Mısır'da yaşanan olaylardan ders çıkarmak yerine halkı şiddete davet etmeleri, Türk demokrasisi adına bu partiler üzerinde kolay kolay silinmeyecek bir kara lekedir. 1950 yılında DP'nin iktidara gelmesi, halkın CHP ikitidarına adeta bir başkaldırısı oldu. Milletin gönlünde kendisine silinmez bir yer edinen merhum Turgut Özal'ın da 12 Eylül'ün ardından geldiğini unutmayınız. Üstüste milletin teveccühüne mazhar olması, milletin darbecilere bir karşı çıkışıdır. Halk, DSP-MHP-ANAP koalisyonuna ve önceki koalisyon hükümetlerine 'yeter söz de karar da milletindir' diyerek tepkisini ortaya koymuştur.
"Statükoya, yasakçı anlayışa bir tepkidir"
"22 Temmuz seçimleri, halkımızın AK Parti'ye büyük teveccühüyle birlikte statükoya, yasakçı anlayışa bir tepkidir. Şahsıma, muhalefet, 'senin de akıbetin Menderes gibi olacaktır' ifadelerini kullanmaya, bazı köşe yazarlarıyla aynen yazmaya başlamışlardı. Herhalde birilerine benzetiyorlar beni. Biz 'Allah'ın verdiği ömrü Allah'tan başka kimse noktalayamayacaktır', bunun böyle bilinmesini isteriz. Bu millet, CHP, MHP ve BDP başta olmak üzere statükoyu korumaya çalışan milletin arzularına kulak tıkayan çevrelere karşı açık bir mesaj vermiştir. Bu millet her zaman değişime açık olmuş, bu değişimi de demokratik yollarla gerçekleştirmeyi bilmiştir."
"Bazı köşe yazarları AK Parti'ye mesaj veriyorlar"
Bazı köşe yazarları Tunus ve Mısır'daki olaylardan yola çıkıp AK Parti'ye mesaj veriyorlar. O mesajı kendilerinin alması lâzım. Bizim değil oların mesaja ihtiyacı var. Benim milletim o mesajı o siyasi partilere vermiştir. 12 Eylül'de de vermiştir. Kimin ileri demorkasiden, özgürlüklerden yana olduğu kimin de vesayetçi anlayıştan yana olduğu gün gibi aşikârdır. Bu ülkede kimin hukukun üstünlüğünü savunduğu ortadadır. Kimin çetelere karşı amansız bir mücadele içinde olduğu herkesin mâlumudur.
"Onları sümen altına iten iktidarlar olursa..."
Yarın yazacaklarını biliyorum ama söylemek zorundayım. Bazı entelektüeller bazı köşe yazarları ikide bir şu ifadeleri kullanıyor: 'Bizim gayretimizle bir çok şey oldu.' Böyle sanıyorlar. Onları sümen altına iten iktidarlar olursa siz sadece söylediklerinizle kalırsınız. Biz bu işe sizlerle değil her şeyi kendi takvimi içerisinde işleyen bir şekilde neticeye milletiyle ulaşmaya çalışan bir iktidarız. Halktan yana olan, milli iradeye gölge düşürülmesine eyvallah etmeyen AK Parti'dir. Halkın yanında olan, Meclis'i komisyonları terk edenler halk oylamasında halkı boykota çağıranlar, siyasi iktidara tuzak kuran çetelere avukatlık yapanlar değil, canı pahasına çalışan dik duran AK Parti iktidarıdır.
"CHP'ye MHP'ye BDP'ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum"
Sadece bizim tarafımızda değil bizzat CHP tarafından dahi bu tepkiyle karşılandı. Şuanda Genel Başkan'ın üslubunun milletvekilleri tarafından da benimsendiğini görüyoruz. Ben CHP'ye MHP'ye BDP'ye gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum. Bir Ana Muhalefet Partisinin başkan yardımcısı kalkıp da bu ülkenin Başbakan'ına bostancıbaşı veya haremağası ifadesini yakıştırabilir mi? Bütün bunlar karşısında Sayın Başbakan çok gerilimli deme nezaketini gösteren köşe yazarlarına sesleniyorum acaba sizler bu açıklama karşısında ne yazdınız, ne söylediniz? biz 'eyvallah iyi söyledin mi' diyeceğiz. Kimin eli kimin cebinde belli değil böyle bir muhalefet partisi olur mu? bugün chp içinde tartışmaların sçeim öncesi hespaların kontrolsüzlüğü daha da arttığından seviyesizliğin yiice düştüğüne bu iafdelerle görüyoruz.
"CHP Genel Başkanı değil Yargı mı?"
Bugüne kadar bu üslubu ciddiye almadık, milletimize şikayet ettik. Şerefli insanlara atılan itiraflara sert cevaplar vermemiz gerek. Ak Parti'ye bir terör örgütüyle işbirliği halinde gösterenlere biz sessiz mi kalacaktık? Her bir siyasi parti yasal meşru her dernekle her vakıfla oturur konuşur, onları kabul eder veya ziyaret eder. Bir suç varsa bunu değerlendirecek merci CHP Genel Başkanı değil yargıdır, savcıdır, hakimlerdir. Tüm siyasi partiler gibi meşru zeminde herkesle görüşürüz bu işbirliği gibi lanse etmek bize değil, iftira atanlara zarar verir.
"Biz belgelerle konuşuyoruz"
SSK döneminde terör örgütü mensuplarına nasıl sahip çıktığını biz defalarca açıkladık. Biz belgelerle konuşuyoruz. Ama bunu hiçbir zaman CHP terör örgütü ilişkisi olarak lanse etmedik. Böyle bir üslubu kendi duruşumuza asla uygun göremeyiz. 'SSK'yı 7 yıl yönettim' güzel tamam. 7 yıllık yönetiminde SSK ne yaptı? SSK 7 yıl hep kayıptaydı. 1 yıl önce SSK başarılı bir performans ortaya koyarken 7 yıllık süreçte sürekli artarak ekside devam etti. Bütçe müzakerelerinde bunu açıkladık. Hangi yüzle çıkıyorsun da hala ben SSK'yı başarıyla yönettim diyorsun. Halep oradaysa arşın belgelerde.
"Vatandaş da bu üsluptan rahatsız"
CHP'ye gönül veren bu üsluptan rahatsız. Candaş medya bile rahatsız, örtmeye çalışıyor. Eğer buna devam ederlerse, geçmişte yaptığımız gibi kendisini muhatab almayız. Onu ciddiye almamak istemeyiz, ama sözünün ağırlığı kalmayan bir kişiyi muhatab almak da bizim için bir züle dönüşür.
"DİKKATE ALMIYORUZ"
Başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere muhalefetin seviyesi iyice düşen, insaf ölçülerini iyice aşan, nezaketi saygıyı artık iyice terk eden üslubu hakkında bazı değerlendirmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Terbiye dışı üslubu zaten uzun süredir dikkate almıyoruz. Cevaplama gereğini de duymuyorum. Bunun topyekun bir siyasi söyleme artık bir politikaya dönüşmüş olmasından dolayı ciddi bir kaygı duyduğumuzu da belirtmek istiyorum. Genel başkan olduğu ilk kurultayda nasıl bir ağız kullanacağını açık açık orataya koymuştur.
Yolsuzluk en kadar büyük bir suçsa aynı şekilde şerefli insanlara hiçbir belge olmadan iftira atmak da o derece suçtur.
"ADALET KOMİSYONU'NDAN İSTİFALAR ÇALIŞMAYA ENGEL DEĞİL"
Önce Anayasa Komisyonu'nda AYM ile ilgili görüşmeler sırasında sokak sokak direnme çağrısı yapıldı. CHP'li üyeler komisyondan istifa ettiler. CHP tarafından yapılan bu tehlikeli çağrıların son derece anlamlı olduğunu burada ifade etmeliyim. Birçok yasanın müzakeresinde dahi kullanılmayan bir üslup ve yöntem, seçime çok az bir süre kala CHP tarafından devreye alınmış durumda. Adalet Komisyonu'ndan istifaların içtüzük hükümlerinde komisyonun çalışmasını engellemediğini hatırlatmak isterim. Anayasa da bunu tartışmaya mahal vermeyecek şekilde ortaya koyuyor. Komisyon çalışmalarına devam edecektir.
Ne yazık ki CHP'den, insanları sokaklara çağırmaları karşısında, tatmin edici bir açıklamayı bırakın, zımni olarak bunu destekleyen açıklamalar geldi. 1960 öncesinde aynı kışkırtma yoluyla medyayı da kullanarak müdahalenin zeminini oluşturdu, müdahaleyi alkışladı. Bugün aynı şeyi tekrarlamak istiyorlar. Türkiye'nin değiştiğini görmek istemiyorlar. Mahalle mahalle, sokak sokak direnme çağrısı yapanlar belli ki seçimde bir başarı sağlayacaklarına dair umutlarını kaybetmiş durumdalar. Türkiye 1950'lerin Türkiye'si değil, ileri demokratik standartlara ulaşmış, vesayeti sorgulayan, mafyayı tasviye etmiş bir ülke. Millet artık reyine sahip çıkıyor, iktidarına, sandığa, demokrasiye sahip çıkıyor. Seçim, sandık dışında hiçbir yöntem milletin nezdinde itibar görmeyecektir.
CHP eskiden beri kendileri siyaset yapamadığı için ya birilerini göreve davet eder, ya halkı sokağa davet eder. Kendisine güvenen partiler başkalarından medet ummazlar. Sadece millete ve demokrasiye inanırlar. CHP artık bu kolaycılığı bir kenara bırakmalıdır. Millete, eline taş sopa alıp sokak sokak direnme çağrısında bulunanlar, elbet sandıkta çok ağır bir şekilde ödeyecektir. Böyle bir çağrının herhangi bir beldede, belediye meclis üyemiz tarafından yapıldığında nasıl bir tepkiyle karşılacağını, medyanın bunu nasıl çarşaf çarşaf manşete taşıyacağını sizlerin takdirine sunuyorum. Basit bir heykel tartışmasını bile rejim meselesine döndürenlerin, bu konuyu nasıl vereceğini varın siz düşünün.
'Alkollü hareket engellenemez' diyorlar. Bir siyasetçi buna önderlik eder mi? Biz bu ülkeyi bu tür anlayışlara teslim edemeyiz. Kendisini idare edemeyenin, milleti idare etmesi mümkün mü? Anayasa'nın gereğini yerine getirdiğimiz için bize 'anayasanın gereğini yerine getiriyor' demiyor kimse! Gençliğin korunması gerekiyor. Bunlar tam aksine alkolik olmasını arzu ediyorlar. Aramızdaki fark bu. Biz anayasamızın hükmü neyse, bunun gereğini yine yaparız. Amerika'da AB'de neyse aynısını yaparız."