Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarından GAP kapsamında, Atatürk Barajı'ndan Şanlıurfa kent merkezine kadar 26,4 kilometre uzunluğunda ve 7,62 metre çapında birbirine paralel yapılan iki tünelle Harran Ovası'nın bereketli toprakları 25 yıl önce ilk kez suyla buluştu.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in katılımıyla 9 Kasım 1994 yılında gerçekleştirilen törenle suya kavuşan ovanın uydu fotoğraflarındaki rengi, aradan geçen yıllarla birlikte değişirken, geleneksel olarak bölgede yetiştirilen arpa, buğday ve mercimeğin yerini ekonomiye daha fazla katma değer sağlayan pamuk ve mısır gibi ürünler aldı.

Çeyrek asırda sulama sayesinde Şanlıurfa, daha önce ekimin çok az yapıldığı pamuk üretiminde yüzde 56 ile birinci sıraya yerleşti, mısır üretiminde de ilk sıralara yükseldi.

Yapılan yatırımlarla 1 milyon 850 bin dekar alanın sulandığı bölgenin tarımsal üretimi ve ekonomiye katkısı artarak devam ediyor.

"SULAMANIN İSTİHDAMA ÇOK BÜYÜK KATKISI VAR"

GAP Bölge Kalkınma İdaresi (GAP BKİ) Başkanı Sadrettin Karahocagil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Şanlıurfa'nın dünyada tarımın ilk yapıldığı, buğdayın ilk üretildiği ve işlendiği yer olduğunu söyledi.

Bölgede tarımın geçmişinin 11 bin yıl öncesine dayandığına dikkati çeken Karahocagil, "Harran Ovası oldukça fazla insanın geçim sağladığı bir yerdi ancak Fırat Nehri'nden buraya gelen su, buradaki tarıma farklı bir boyut kattı. Bizim hesaplarımıza göre buraya su verilmeden önce Harran Ovası'ndaki bir hektar tarım arazisinin ülke ekonomisine 500 dolar civarında katkısı vardı. Bu rakam sulamanın yapılmasıyla birlikte 4 kat artarak 2 bin doları geçti." dedi.

Karahocagil, kuru ve sulu tarım arasındaki verim farkının bazen 7 katına kadar çıkabildiğini dile getirerek, sulamayla bölgedeki çiftçilerin 2 yılda 5 ürün elde etme imkanı yakaladığını bildirdi.

Sulamanın bölgenin sosyo-ekonomik yapısını da çok etkilediğini söyleyen Karahocagil, şöyle devam etti:

"Harran Ovası bugün Türkiye'de kırsal nüfusun en yoğun olarak yaşadığı yerlerden biri. Burada önemli olan çiftçimizin, köylümüzün köyünde, yerinde kalmış olması. Hepsi diğer bölgelerdeki insanlarımız gibi İstanbul'a, İzmir'e, Ankara'ya gitmediler. Bunu Suruç Ovası'nda yaşadık maalesef. Şimdi Suruç Ovası'nı da suluyoruz. İnşallah çiftçilerimiz geri dönüyor, dönecek. Sulamanın istihdama çok büyük katkısı var, hektar başına 2 ile 4 arasında kişiye yeni istihdam sağladığını düşünüyoruz. Sulu tarım yıl içinde devam eden tarım demek. Bu nedenle daha fazla kişiye ihtiyaç duyulan bir tarım. Bu açıdan Harran Ovası'nda sulama, çok ciddi istihdam da sağlamış oldu. Hem arazi sahipleri hem de orada çalışan mevsimlik işçilerimiz çok ciddi gelir elde ettiler. Şu anda Harran ilçesine gidildiğinde tabelasında 80 bin gibi bir nüfus görürsünüz. Bu nüfusun çok büyük kısmı köylerde kalıyor ve çiftçilik, tarım yapıyor. Hem Şanlıurfa hem de ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyorlar."

PAMUĞUN YARISINDAN FAZLASI ŞANLIURFA'DAN

Karahocagil, sulamayla birlikte bölgede endüstriyel bitkilerin üretiminde de büyük artış yaşandığını ifade etti.

Şanlıurfa'nın şu anda Türkiye'nin en fazla pamuk üretimi yapılan kenti olduğuna dikkati çeken Karahocagil, şunları kaydetti:

"Bölgeye su verilmesiyle Türkiye'de üretilen pamuğun yarısından fazlası Harran ve Şanlıurfa'da üretilmeye başlandı. Pamuk ülkenin en fazla döviz harcadığı alanlardan biri, hem pamuk hem de yağlı tohum ithalatı açısından. Yani tekstilde kullanılan çok ciddi pamuk miktarı, iplik miktarı var. Bu pamuğun yüzde 50'sini Türkiye üretebiliyor. Onun için Harran ile başlayıp, kentin, bölgenin diğer ovalarında devam eden sulama sayesinde ülke ekonomisine büyük katkı sağlanıyor. Pamukla birlikte ekim ve üretim alanı en fazla artan ikinci ürün de mısır. Mısır da ülkemizin çok ihtiyaç duyduğu bir ürün. Harran'ın, Şanlıurfa'nın şu anda ülkemizin mısır üretimine de büyük katkısı var. Mısır da hem yağlık hem de şeker olarak kullanılan önemli bir sanayi ürünü. Diğer yandan geleneksel olarak buğday, arpa, mercimek üretimi de devam ediyor."