Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Savaşa Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin’in çıkardığı körfez krizi sebep olmuştur. 1980-1988 yılları arasında İran’la savaşan Irak ağır ekonomik zarara uğradı ve savaş sonrası büyük bir dış borcun altına girdi. Bundan kurtulmak isteyen Saddam Hüseyin, çözüm için 1991 yılında Ortadoğu’da huzursuzluğa neden olacak bazı iddialar ortaya attı. Bunlar Körfez krizinin ilk filizleri oldu.

1981-1990 yılları arasında körfez ödülleri petrol fiyatlarını sürekli düşünerek Irak’ı zarara sokmuşlar, Kuveyt Romeyla bölgesinde bulunan Irak’a ait petrollerden faydalanmış, Kuveyt topraklarında hakkı olduğunda ısrar etmiş ve Irak-İran savaşında Irak’a yaptığı para yardımının silinmesini istemişti. Kuveyt, bunları kabul etmeyince Saddam Hüseyin 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etmek ve bir hafta sonra da ilhak etmek suretiyle körfez krizinin çıkmasına neden oldu. Irak, böylece dünya petrol rezervinin % 20’sini elde etmiş oldu. BM Güvenlik Konseyi, Irak’ın Kuveyt topraklarından koşulsuz ve derhal çekilmesini isteyen bir karar aldı. Sonrasında ABD öncülüğünde 33 ülke kuvvet göndermek veya yardımda bulunarak Irak’a karşı oluşturulan koalisyon kuvvetlerine katıldı. Çöl Kalkanı denen operasyona, aralarında sekiz Arap ülkesinin de bulunduğu ülkeler destek verdi.

Arap ülkeleri; Saddam karşıtı, Saddam’ı destekleyenler ve çekimserler olmak üzere üçe ayrıldı. Arap Birliği Irak’ı kınayarak, Kuveyt’ten çekilmesini istedi ve Irak’a karşı çok uluslu Arap ordusu kurulmasını kararlaştırdı. Mısır ve Suriye, Saddam’a karşı olanların başına geçerek Suudi Arabistan’a kuvvet gönderdi. Buna karşılık Ürdün, Yemen ve FKÖ Saddam’ı destekledi. BM Güvenlik Konseyi oy çokluğuyla Irak’a karşı ekonomik yaptırım ve silah ambargosu kararı aldı. BM, ABD ve müttefik ülkelerin ısrarlarına rağmen, 1991’de müttefik çok uluslu hava güçlerinin taarruzu ile 1991’de 1. Körfez Savaşı başladı.

24-28 Şubat 1991’de 100 saatlik kara harekâtıyla Kuveyt’te Irak kara kuvvetlerinin büyük kısmının imhası ve kalanların Kuveyt’i terk etmesi veya esir düşmesiyle sonlandı. 3 Mart 1991’de Irak askeri heyeti ile 1.Körfez Savaşına katılan koalisyon kuvvetleri arasında, Kuveyt-Suudi Arabistan sınırının kuzeyindeki Safven kasabası yakınında çölde ateşkes görüşmesi yapıldı. Irak tüm şartları kabul etti. Bu şekilde savaş fiilen sona ermiş oldu. 1991 yılı Nisan ayında, Irak’ın BM Güvenlik Konseyince ortaya konan ateşkes koşullarını kabul ettiğine dair yazılı müracaatı ile 1.Körfez Savaşı sona erdi. Buna rağmen ABD bazı bahanelerle Irak’ı bombaladı. ABD Eski Devlet Başkanı Bush’a Kuveyt’te bulunduğu sırada suikast planlandığı gerekçesiyle 26 Haziran 1993 gecesi Bağdat bombalandı. Türkiye 1.Körfez Savaşına fiilen katılmayıp, İncirlik Hava Üssündeki ABD uçaklarının kullanılmasına izin verdi ve BM’nin aldığı tüm kararlara uydu. Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattını da kapattı.

Savaştan önce dünyanın beşinci büyük kara ordusuna sahip olan Irak, ABD ve müttefik ordularından nitelik bakımından çok üstün olmasından dolayı; ayrıca sekiz yıl süren Irak-İran Savaşından yorgun çıkması, savaşma iradesinin düşük ve klasik piyade savaşına göre eğitilmiş ordu olması nedeniyle yenildi. Irak yenilgisinde büyük bir etken de II. Dünya Savaşından beri bilinen savaş gerçeği; savaşılan bölgede hava üstünlüğü sağlamak ve hava-kara güçleri arasında eşgüdüm sağlamak, bir üstünlük gerektirir. Müttefikler güzel bir biçimde hava-kara koordinasyonu gerçekleştirirken, Irak bu avantajdan yoksundu. Ayrıca vurucu gücü ne olursa olsun, tek bir silaha dayanmanın yarattığı yenilgiye neden oldu. Saddam Hüseyin, SSCB’den aldığı Scud füzelerine ve bu füzelere yerleştireceği kimyasal ve biyolojik başlıklara güveniyordu, füzeler ABD Patriot Hava Savunma sistemi ile yok edildi, füzeler istenen başarıyı gösteremedi.

ABD’nin Irak’a uyguladığı kapsamlı ve uzun ambargosu sonucunda temel gıda ve ilaç eksikliği sonucunda Irak’ta çocuk ölümleri arttı. 1996’da BM petrol karşılığında gıda programını kabul etti. 986 sayılı BM kararına göre Irak, temel gıda maddesi alabilmek için her altı ayda iki milyar dolarlık petrol satışı yapabilecek, Irak bundan elde edilecek gelirin % 30’unu, 1.Körfez Savaşı mağdurlarına tazminat olarak verecekti. 1998’de 1153 sayılı kararla beş milyar dolara çıkarılan petrol satışı, 1999’da 1284 no.lu kararla satış sınırlandırılması kaldırıldı. 2000 yılında BM 1330 sayılı kararla 9. Dönemi başlattı.

Irak’ın Kuveyt’ten çıkmasından sonra, sahip olduğu kitle imha silahlarını yok etme ve yenilerinin üretilmesini engellemek için BM 687 sayılı kararla ateşkes ve imha öngördü. 6 Nisan 1991’de Irak, bu kararı kabul etti, 31.10.1998’de ülkeye uygulanan ambargonun kalkmayacağını öne süren Irak, UNSCOM ile işbirliği yapmayacağını açıkladı. Bundan sonra Irak yönetiminin BM Özel Komisyonu (UNSCOM) Irak’a dönmesine izin vermeyeceğini belirtti. 11 Eylül etkisiyle dünyayı uluslararası terörizm korkusu sardı. ABD, Irak’ı işgal etmiş durumdaydı; Irak’ın topraklarını BM silah denetçilerine açmaması koz olarak kullanıldı.

Savaş sonunda Arap Birliği fikri büyük darbe aldı. İran’ın güneyinde ağırlığı arttı. Türkiye’nin ABD’den yana tavır alması iki ülke arasında hasmani duygular beslenmesine neden oldu. Körfez Savaşından umduğu sonucu alamayan ve uğradığı zararları azmin edemeyen Türkiye de son zamanlarda ambargoyu delen ülkeler arasındadır.

Körfez Savaşı Nedenleri

a)İran-Irak Savaşı’nda Batı dünyasının tümü, Arap dünyasının çoğu, Sovyet Rusya ve sosyalist ülkeler de Irak’ı desteklemişlerdi. 1979 Şubat’ında İran’da Humeyni rejimi iktidara gelince, çevre ülkelere “devrim ihracı” çabasına girmiş, SSCB ve ABD’yi düşman ilan edip karşısına almış ve Irak’la savaşında yalnız kalmıştı.

İran Şahı, özellikle 1970’lerden itibaren, İran’ı yoğun şekilde silahlandırarak Basra Körfezinde bir İran hegemonyası kurup İran Körfezi haline getirmek istiyordu. ABD’ye 10-12 milyar dolarlık silah siparişi edince, Körfez ve diğer ülkelerde endişe yarattı, tepkilere yol açtı.

İran’ın savaşta yalnız kaldı, 8 yıllık savaşta üstünlük sağlayamadı. İran tehlikesi savaş sonucunda ortadan kalktı, ama bu kez Irak bir tehlike olarak ortaya çıktı, savaştan sonra silahlanmaya başladı. Batılı ülkeler ve ABD bu silahlanmaya bir şekilde destek oldular. Ortadoğu’da nükleer bir güç haline gelen Irak, başta ABD olmak üzere Batı’yı endişelendirdi. Irak’ın amacı Kuveyt’i işgaldi.

Irak’ta iktidara gelen Saddam Hüseyin, Arap ülkelerine, İran-Irak Savaşı sonrasında, İran tehdidine karşı koruduğunu ve Suudi Arabistan’la Kuveyt’in borçların ödenmesinde kendilerine yardım etmelerini beklediğini belirtti. İran-Irak savaşının yükünü bütün Araplar üzerine almalıydı. Çünkü Irak, İran ile Arap çıkarlarını ve Sünni yönetimleri saldırgan Şii mollalarından korumak için savaşmıştı. Tüm borçların silinmesini isteyen Irak’ı Kuveyt reddetti.

Irak, Arap ülkelerinden petrol varili başına fiyatı yükseltip, 30 milyar dolar borç verilmesini istedi, teklifine cevap bile beklemeden Kuveyt sınırına asker yığmaya başladı.

Irak, 16 Temmuz 1990’da Arap Birliği Genel Sekreterine bir mektup göndererek, Kuveyt’i 1980 yılından bu yana Rumeyla’da kendisine ait petrol bölgesinde petrol kuyuları açmak ve petrol üretimini artırarak fiyatların düşmesine sebep olmakla suçladı. Bundan da bir sonuç alamadı. Irak ve Kuveyt, Cidde ve Bağdat’ta bir dizi görüşme yaptı, sonuç alınamadı. 2 Ağustos 1990’da Irak Kuveyt işgaline başladı.

Sonuçları: Savaşın en önemli ve uzun vadeli sonucu, tüm Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki kökten dinci akımların güçlenmesidir.

Bölgenin kabileler, mezhepler ve yerel asiller arasındaki çatışmalara, yeni yeni bölünme ve kaosa sürüklenmesi ihmali artmıştır. Bölge devletlerinin çoğunun sınırları, emperyalist devletler tarafından çizilmiştir ve bu sınırların çizilmesi tamamen kendi çıkarları doğrultusunda olmuştur. Bütün bölgenin Lübnanlaşma süreci hızlanmış olup, ulus-devlete bağlılık da yok gibidir.

İran bölgede yeni bir ağırlık kazanmıştır.

Irak iyice ezilerek, bölgede başkaldırmak isteyen diğer devletlere örnek hale gelmiştir. ABD Basra Körfezi’nde tam ve tartışmasız bir kontrol kurmuş, bölgede üstünlük kazanmıştır. Ortadoğu’da yeni bir yapılanmaya girmiştir. Irak’ta Saddam’a karşı ayaklanmalar çıkmış, Irak birlikleri yüz binlerce Kürt, Şii ve rejime direnen sivili İran ve Türkiye sınırlarına sürüp, İran ve Türkiye’yi milyonlarca mülteci sorunuyla karşı karşıya getirmiştir. Bu sorundan en çok etkilenen Türkiye olmuştur. ABD, Kuzey Irak’a mülteciler için güvenli bölgeler ilan edip, Irak’ın giremeyeceği coğrafi enlemler belirledi. Türkiye’nin güneyine “Çekiç Güç” yerleştirdi. İncirlik Üssü’nde çok uluslu güç “Acil Müdahale Gücü” oluşturuldu. Irak’ın silahlanma programının durdurulması konusunda BM yetkilileri ve Irak arasında çeşitli sorunlar yaşanmıştır ve hala yaşanmaya devam etmektedir. 26 Haziran 1992’de ABD’nin Bağdat haber alma merkezine füze saldırısı yapılmış ve birçok sivil yaşamını yitirmiştir. ABD, saldırıyı Nisan ayında eski Başkan Bush’un Kuveyt’i ziyaretinde Irak’ın Başkan’a suikast planlaması gerekçesiyle yapıldığını söylemişti.

Irak karşıtı politika ve ambargo ekonomisini olumsuz etkilemiştir. Dünya Bankası’na göre, krizle birlikte zarara uğrayan ülkeler arasında Türkiye 1990’da 2 milyar 100 milyon dolarla birinci sırada yer almış, Türkiye’nin uğradığı bu zararı karşılamak için ABD, Japonya ve Suudi Arabistan Türkiye’ye birçok vaatte bulunmuş, ama bunların birçoğu gerçekleşmemiştir.