Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Mehmet Çalışkan

Tıpkı günümüzde olduğu gibi ortaya bir pandemi çıkmış.
Tıpkı günümüzde olduğu gibi başlarda kimse ciddiye almamış.
Tıpkı günümüzde birçok ülkenin yaptığı gibi önlemler geç alınmış.
Hal böyle olunca insanoğlunun soyu tükenme seviyesine ulaşmış.
Örneğin 15 milyon 520 bin nüfuslu İstanbul'da kala kala 10 kişi kalmış.

O 10 kişi, bakmışlar ki kendileri için de hayatın sonu gelmek üzere...
Dinleri, mezhepleri, kültürleri ve salgından önceki siyasi görüşleri farklı olan o 10 kişi, yaşama tutunmalarının tek yolunun birbirlerini koruyup kollamaktan geçtiğini anlamış.
Biraz geç de olsa bakan ama görmeyen gözleri açılmış.
'Son Uyanış'...

Filmdeki boş İstanbul sahneleri, sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde çekildi.  

Salgın döneminde çekilen ilk salgın filminin çekimleri sürüyor.
Sami Dündar'ın yapımcısı olduğu filmin senaristi ve yönetmeni İzzet Başlak.
Çekimlerine Ramazan Bayramı'nın 3'üncü günü 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde başlanan 'Son Uyanış', bir pandemide İstanbul'da kalan 10 kişinin yaşadıklarını hikâye ediniyor.

'Son Uyanış'ın hikâyesinin ortaya çıkışının koronavirüs pandemisiyle ilgisi var mı? Film, pandeminin bir fırsatı mı? Sami Dündar ile İzzet Başlak, Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'a anlattı.

Salgın döneminde bir film çekmeye başladınız. Bu dönemde film çekme fikri nasıl oluştu?
Sami Dündar: Öncelikle salgın döneminde sete ilk çıkılan film. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde film çekmek nasip oldu. İlk sahnelerimizi orada çektik.
İzzet Başlak: Hikâyenin çıkış noktası şu anda yaşadığımız pandemi süreciyle çok alakalı değil. Filmin senaryosunu 2016 - 2017 arasında yazdım. Çekim hazırlıkları yaparken salgın başladı. Kısacası; 'salgın oldu, bununla ilgili bir film çekelim' durumu söz konusu değil. Sami Ağabey ile birlikte sete girmeye karar verdikten hemen sonra koronavirüsle tanıştık. Tanışmaz olaydık. Hazırlıklara bir süre ara verdikten sonra yeterli koşulları oluşturunca da sete çıkmaya karar verdik.

Salgın konulu bir senaryo yazıyorsun ve çekimlere başlamak üzere salgın oluyor. Neler hissediyorsun?
İzzet Başlak:
Şans mı yoksa şanssızlık mı bilemiyorum ama salgın, bilindiği üzere sinema sektörüne derin bir darbe indirdi. Biz, film çekerek darbenin etkilerini kendi payımıza düşen kısmıyla minimum seviyeye indirmeye çalışıyoruz. Nasıl ki depremle yaşamayı nasıl öğrenmemiz gerekiyorsa bundan sonra salgınla da yaşamayı öğrenmemiz, işlerimizi bu bilinçle yürütmemiz gerekiyor. Yapımcımız Sami Ağabey ile gerekli önlemleri alıp sete çıkmaya karar verdik. Zaten ilk sete çıkan ekip biz olduk. Aldığımız önlemlere ve sonraki geri dönüşlere bakınca herhangi bir sıkıntı yaşamadığımızı gördük. Demek ki doğru önlemleri almışız. Önlemlerle işleri devam ettirebileceğimizi gördük.

'Son Uyanış', hangi salgının hikâyesinden oluşuyor?
İzzet Başlak: 
Dünyada çok büyük bir salgın oluyor. Tıpkı koronavirüs salgınında olduğu gibi tehlikeyi başta kimse umursamıyor. Önlem alınmadığı için de salgın büyüyor. Artık önlem almaya karar verdikleri zaman önüne geçilemez bir hal almış oluyor. İstanbul'da hayatta 10 kişi kalmış. Bunlar siyasi görüş, mezhep ve kültürel anlamda tamamen birbirine zıt ama sonrasında şunu fark ediyorlar; birbirlerinden nefret etmelerine ve tüm zıtlıklarına rağmen hayatta kalabilmeleri için birlik olmak zorundalar.

Birinin yaşamı diğerinin yaşamına bağlı...
İzzet Başlak:
Evet, tamamen bu şekilde ilerliyor.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde çekim yaptınız. Dünyanın simgelerinin birinde gün boyu çekim yapmak sana neler hissettirdi?
Sami Dündar:
1970'li yıllarda Kemal Sunal'ın bir filminde köprünün başında çekilmiş olan sahneler var. Onun dışında köprünün tamamında çekimi yapılan ilk film 'Son Uyanış' oldu. Kriz anında şartları zorlayıp film çekme adına sinema sektörüne de fırsat yaratmış olduk. Kısıtlama döneminde köprünün ve İstanbul'un yalnızlığını her açıdan görüntüledik. Çektiklerimiz ileride birçok belgeselde kullanılacak nitelikte. Bizim en büyük şansımız şu oldu; bize boş bir İstanbul gerekiyordu. O boşluğu efektlerle halledecektik ama salgın dönemi bize gerçekçi görüntüler elde etmemizi sağladı. Görüntüler gerçek ama dilerim filmin hikâyesi gerçek olmaz. Çünkü 'Son Uyanış' salgını önemsemeyenlerin başına gelenleri hikaye ediniyor.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde çekim yapmanın prosedürleri nelerdir?
Sami Dündar:
Zor bir süreçti çünkü daha önce olmamış. Tabii çok stratejik, üzerine titrenen bir yer. Zaten yeni adını almasına neden olan olaylarda ulus olarak kayıplar verdik. Çekimler için önce valiliğe başvurup genel iznimizi aldık. Sonra Ulaştırma Bakanlığı'ndan Sivil Havacılık Kurumu'na kadar birçok kurum ve kuruluştan izin aldık.

Sette kaç kişiydiniz, bulaş önlemini nasıl aldın?
Sami Dündar:
Bizim ekip 56 kişiydi. Onun dışında Karayolları Genel Müdürlüğü, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden de personeller vardı. Bulaş kurallarına aşırı derecede dikkat ederek önce çekim alanlarını dezenfekte ettirdik. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve çekim yaptığımız caddeler, sokaklar tek tek dezenfekte edildi. Daha sonra ekip, setteki sağlık görevlileri tarafından kontrolden geçirildi. maske ve mesafe kurallarıyla çekimleri yaptık. Ayrıca bir de bulaş komitesi kurduk.

Bulaş komitesi nedir?
Sami Dündar:
Sağlık, iş güvenliği ve ekibin şeflerinden oluşan bir komite. O kişiler, kurallara uyulmadığını gördüğü anda çekimleri durdurma ve seti iptal etme yetkisine sahipti. Bu konuda benim üzerimde yetkilere sahiptiler.

Bütün bunlar ek masrafa neden olmuştur. Önlemler için ne kadar para harcadın?
Sami Dündar:
Hayır, maliyeti yüksek değil. Sağlık ve hijyen konusunda harcanan paralar devede kulak. Koskoca bir film için çok ciddi rakamlar harcıyorsunuz ama bunun içerisinde her gün bir sağlık personeli bulundurmak, iş güvenliği uzmanı bulundurmak, hijyen kurallarına dikkat edecek nitelikte malzemeler bulundurmak o kadar da pahalı değil. Bir fantastik film çekiyoruz. Fantastik türünün alt yapısını oluşturan bütün teknik imkana sahibiz. Hikâyemize zaten oldukça güveniyoruz. Bunun yanı sıra iyi bir fantastik film için gerekli bütün ögeler için en üst kaliteyi gözettik. Türk sinemasının en iyi fantastik filmlerinden biri olacağını garanti edebilirim.
İzzet Başlak: Birilerinin buna cesaret etmesi ve özveride bulunması gerekiyordu. Biz o cesareti gösterip özveride bulunduk.

Salgın döneminde film yönetmen ne kadar zor oldu?
İzzet Başlak:
Ekipler o kadar bilinçlendirilmiş şekilde geldi ki... Kişisel hijyen ve mesafe kuralına uymak dışında ek bir yüküm olmadı. Bu açıdan bulaş komitesinin kurulması çok doğru bir karardı.

Oyuncu seçimini nasıl yaptın? 'Ya İzzet, ortalık fena. Bu dönemde ne filmi?' demediler mi?
İzzet Başlak:
Salgından önce oyuncular çağrılır ve deneme sahnesi çekilirdi. 'Son Uyanış' için oyuncular deneme çekimlerini evlerinde kendileri yaptı. Çektiklerini bize yolladılar. Biz de ona göre karar verdik. Çekimlerin nasıl gerçekleştirileceğini de anlattık. Bize güvenip 'Ya İzzet, ortalık fena. Bu dönemde ne filmi?' demediler.

Filmi ne zaman gösterime çıkaracaksın?
Sami Dündar: Keşke bilebilsek... Şu anda filmimizi bitirmekle meşgulüz. Gösterime girme konusu tamamen Türkiye'nin salgın koşullarıyla alakalı. Sinema salonları açılacak, bir program dahilinde filmler gösterime çıkarılacak. Sinema salonları 1 Temmuz'da açılacak ama yeni normalde film izleme alışkanlığının ne olacağını öngöremiyoruz. Sinemada endişesiz bir şekilde film izleme koşulları oluştuğu an izleyiciyle buluşuruz. Bunun yanı sıra dijital platform alternatifini de göz önünde bulunduruyoruz.