İstanbul'da "gri" havayı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve Meteoroloji Mühendisi Hüseyin Öztel anlattı: Yerde sis, havada Stratus
İstanbul'da pazar gününden bu yana gri renkli bir gökyüzü var. Yoğun bulutlar etkili olsa da kurak bir dönem geçiren İstanbul'a istenilen yağmur düşmüyor. İklim Bilimci Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu, İstanbul'daki bulutların "Stratus" olduğunu söyleyerek, "Stratusler genelde çiseleme yapar. Düşen damlacıklar çok büyük olmadığı için havada buharlaşıyor, hafif bir çisenti şeklinde etkili oluyor. Bağıl nem de yüksek olduğu için insanlar nemi hissediyor" ifadelerini kullandı. Habertürk TV Meteoroloji Mühendisi Hüseyin Öztel de barajlarda azalan suya dikkat çekerek "Bunun gibi kapalı ve çok zayıf yağmurlu günlerde kabaca bir hesapla buharlaşma hızı yarı yarıya düşüyor diyebiliriz. Yani iki kat hızlı su kaybedeceğimiz günler yakın, hafta sonu hava daha açık olacak. Ayrıca bulutluluk oluşturduğu gölge alanlar ile her canlıya rahat nefes aldırıyor" dedi. Habertürk'ten Helin Genç'in haberi...
ABONE OLİstanbul'da barajların doluluk oranı yüzde 33.58'e düştü. Son dönemde kuraklığın ve kritik seviyeye düşen içme suyu için tedbirlerin konuşulduğu İstanbul'da pazar gününden bu yana kapalı gri bir hava etkili oluyor. İstanbul'u, kapalı havasıyla ünlü Londra'ya benzeten bulutlar nasıl oluştu? Bu bulutlar neden yağmur bırakmıyor? Uzmanlara sorduk...
İklim Bilimci Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İstanbul'da etkili olan ve gri günler yaşatan bu bulutların isminin Stratus olduğunu söyleyerek, "Bulut miktarı nem olduğunu da gösterir. Stratus bulutu genellikle yukarı seviyeden aşağıya doğru bir hava çöküşü vardır. O yüzden yükselmez, tabaka şeklinde kalır. Yere indikleri zaman da sis olarak adlandırılırlar. Bunların herhangi bir özelliği yok, Stratusler genelde çiseleme yapar. Düşen damlacıklar çok büyük olmadığı için havada buharlaşıyor, hafif bir çisenti şeklinde etkili oluyor. Bağıl nem de yüksek olduğu için insanlar nemi hissediyor." dedi.
Habertürk TV Meteoroloji Mühendisi Hüseyin Öztel, İstanbul'daki bulutların oluşumunu şöyle anlattı:
"İstanbul, bugünlerde Karadeniz üzerinden esen poyraz ve zaman zaman yıldız (tam kuzey) yönlü rüzgarlarla serinliyor. Fakat dünya yüzeyinden atmosfere doğru yükseldikçe, rüzgarların güçlendiğini ve başka başka yönlerden estiğini görüyoruz. (Mesela bugün yaklaşık 5500-6000 metre yukarımızda çok kuvvetli güney yönlerden taşınan hava var. Yer seviyesinde ise kuzeydoğudan güneybatıya esiyor...)
Bu durum farklı karakterde, farklı sıcaklık ve su buharı içeriği ile doğal bir karışıma neden oluyor. Bu karışım sırasında havada bulunan suyun gaz, sıvı ve katı halleri tozlarla ve diğer gaz partikülleriyle sürekli bir etkileşime giriyor. Bulutların içinde bu 'yoğuşma' gerçekleşirken, yani su molekülü bir yüzeye (gözle göremediğimiz toz/katı partiküllere) yapışıp büyürken, dışarıya ısı enerjisi veriyor. Bulutlar bir fabrika gibi kendi enerjisini üretiyor.
Bu enerji bir kaldıraç görevi görüyor. Bu bulutlar, yer çekimi ve düşey yönde onu aşağı bastıracak harekete karşı gelebiliyor. Ürettiği bu enerji ile saatlerce aynı seviyelerde kalabiliyor. Bu kısmı anlamak çok önemli bir termodinamik işleyişini anlamak demek.