Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Bu ifşa örneklerinden 2’si hiç beklenmeyen bir kesimden geldi. 2 kadın sosyal medyada her fırsatta “Kadının metalaştırılması”na karşı olduğunu ilan eden 2 sol grup içinde gördüğü cinsel taciz ve şiddeti ifşa etti.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu ve Kaldıraç adı verilen sol gruplar içindeki 2 kadın yaşadıkları taciz ve baskıyı tüm yönleriyle sosyal medya hesaplarından paylaştı.



Neslihan @neslihandrnhn isimli Twitter kullanıcısı ‘ben artık çığlık atmayacağım’ diyerek yaşadıklarını paylaştı. Neslihan isimli mağdur kadın, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nda dört yıl faaliyet göstermiş. Hatta burada yöneticiliğe kadar yükselmiş. Ezilenlerin Sosyalist Partisi MYK Üyesi A.D.E. isimli kişiden gördüğünü öne sürdüğü cinsel ve psikolojik tacizi şöyle anlattı:

“Yaklaşık 8 ay önce bulunduğum SGDF VE ÖGK bünyesinden ayrıldım. Yaklaşık dört yıl boyunca bu örgütlerde faaliyet gösterdim. Öyle ki ÖGK bünyesinde Merkezi Koordinasyon Üyesi olarak görev aldım. Bunları neden belirtiyorum çünkü bu metinde her şey anlaşılır olmalı. Neden ayrıldığım konusu ise SGDF MYK üyesi olan A.D.E. tarafından maruz kaldığım psikolojik ve fiziksel boyuta varan şiddette en çok güvendiğim yerlere göklere sığdıramadığım kadın özgürlük mücadelesinde en ön saflarda mücadele eden örgütümün buna dair bir mekanizmayı yaklaşık bir buçuk yıl kadar işletmemesi.”

“EL KALDIRDIĞINDA ‘UYKU SERSEMLİĞİ’ DİYORDU”

“2018 senesinde A.D. ile bir ilişkiye başladık. Bir ay sonra A.D.'nin dokuz aylık bir hapishane sürecinden sonra şiddet durumu başlamış oldu. Bu süreçte örgüt içindeki yaptığım işlerde yeteneksiz ve yetersiz olarak hissettirmesinin yanı sıra tartışmalarımızda Suruç gazisi olmasını, 10 Ekim katliamının yaşayanlarından olmasını sürekli öne sürerek her zaman beni haksız çıkarmayı başarmıştı. Ben de artık bu cümlelere ikna olmaktan başka bir hissi duyumsamamaya başladım. Kısaca söylediği her şeye artık ikna olmuştum. Tartışmalar artık el kaldırma boyutuna vardığında ‘uyku sersemi’ olduğu bahanesi ile kendini affettirmesi ile sonuçlanıyordu. Burada asıl üzüldüğüm keşke o eli indirseydi. Belki o zaman yaptığı her şeyin bir şiddet biçimi olduğunu sevgili örgütümüzdeki muhataplarımıza kanıtlayabilirdim. Ama ipleri koparan asıl konumuz bir kadın olarak beni en çok yaralayan olay ve bunun sonucunda maruz bırakıldıklarımdır.”

ŞULE ÇET ÖRNEĞİ, KÜFÜR HAKARET

“Şule Çet mahkemesi öncesi yaptığımız bir konuşmada küfürler, hakaretler ve aklınıza gelebilecek tüm aşağılama kelimelerini kullanarak tüm nefretini kustuktan sonra hiçbir şey olmamış gibi yüzsüzce yüzüme bakarak ‘beni bu noktaya sen getirdin’ demesiydi. Yaşadığım ağırlığı kesinlikle anlatamam. Bir ay kadar duş alırken mide bulantıları ve öğürmelerle kendimi duştan attıracak kadar iğrenç bir süreçti. Yaşadıklarımı T.K.’ye anlattıktan sonra çok güvendiğim örgütümün buna dair bir yaptırımı olacaktır diye düşündüm. Ve sonuç ‘biz onun kulağını çektik’ oldu."

"AMA ‘O DEVRİMCİLİK YAPIYOR’ DEDİLER"

“Bu süreçte bu olanları normalleştirmeye çalıştım. Bu normal bir şey herhalde, ‘her ayrılık böyle oluyordur sanırım’ diye kendimi avutmaya çalıştım. Hatta o kişiyle bir noktaya kadar iletişim kurmaya da çalıştım yanlış anlaşılma olmasın. Barışmak ya da başka bir sebepten değil. Yoldaş olmanın zorlukları… Ve aldığım cevaplar; “Psikolojik şiddete dair bir yaptırımımız yok. Ama devrimcilik yapıyor ne yapalım biz ona şimdi? Aşırı kadın perspektifinden bakan bir örgütün cevabını aldım. Durumu elbette Kabul etmedim. Ö.G. ile tartıştım. Maalesef ondan da 'ama devrimcilik yapıyor bu çocuk' cevabını aldım."

“HDP PARTİ ÜYESİ DE OLDU”

Bunu söyleyen kişiler de kadın muhataplarımızdı. En sonunda ‘bu durumu değerlendireceğiz’ dediklerinde ‘tamam’ dedim. Ve bu süreçte A.D. HDP PM üyesi olarak yeni sorumluluk alırken aynı zamanda SGDF içinde görevlerine devam etti. Yani gözümün önünde meclislerde yan yana gelmek zorunda olan, kaldığım eve gelerek orada olduğumu bile bile kalmaya devam etti. Kısacası eziyet devam etti. Tam bir buçuk yıl süreç böyle devam etti. Ne bir geri dönüş ne de bir geri bildirim olmadan. Sevgili erkek yoldaşları O.D. ve C.P.’nin omuzlarını sıkarak tesellisi ve moral vermesi statüsünden bir gram kaybetmeden yoluna devam etti. Tam bir buçuk yıl boyunca attığım çığlığı duymayan bu yerde benim yerimin değil kadın yoldaşlarına şiddet uygulayan kişilerin asıl yer sahipleri olduğunu görmüş oldum. Ayrılık kararımı siz bir tercih yaptınız ve bu kişiyi tercih etmiş oldunuz’ diyerek bildirdim.

KADINLAR, ‘SOL’DAKİ ŞİDDET VE TACİZİ ANLATTI

Benzer bir ifşa ise yine “Aylık Devrimci Sosyalist Dergi Kaldıraç” isimli, kendisini “Sosyalist” olarak tanımlayan dergi grubunda 7 yıl çalışan Betül K. adlı kadından geldi. Betül K., yaşadığı tacizi şöyle anlattı:

“Mektupta ‘bir kadın arkadaş anlatınca benim de aklıma yaşadıklarım geldi' kısmını okuyunca ben de tetiklendim, psikoloji böyle bir şey geçmiyor bir yerlerde kalıyor. Ben de Kaldıraç dergisi bünyesinde 7 yıl devrimci faaliyet yürüttüm çok inanarak, emek vererek. Bir başka kurumda aynı tarzda kadın arkadaşlarım gibi psikolojik manipülasyonlar yaşadım. (Üzgünüm içeriğini anlatmak bana iyi gelmiyor) yapıyla paylaştığımda ötelendi, susuldu ve sonucunda sorgulandım. Sorguda bana ‘kürtaj oldun mu’ diye bile sordular. Sonra küçük lokma olduğumuzdan kapının önüne konuldum ve kurumları gezerek ‘Betül devrimci ahlaka uygun davranmıyor’ bile denildi. Kendi içlerinde bile sebeplerini açıklayamayıp bana karşı selamı sabahı kestirdiler. Sağ olsun o dönem kadın arkadaşlar elimden tuttu. Sonra ciddi bir sağlık sorunu yaşadım aradılar. Çünkü istedikleri zaman iletişim kurabilir, istedikleri zaman kapının önüne koyabildikleri bir kadın yoldaşlarıydık onlara göre. Bana güç veren kadınlar iyi ki varlar. Ben de yaşadım kadınlar ben de.”

24 SAAT GÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri