'Aç kalsam da kimseye ağlamam'
Yeni filmi 'Gülcemal' ile bir kulübede çekildiği inzivadan bir süreliğine çıkan Peker Açıkalın, HT Magazin'e çarpıcı açıklamalarda bulundu
Mehmet ÇALIŞKAN / HT Magazin
mcaliskan@htgazete.com.tr
Peker Açıkalın, Kartepe-Sapanca’da çekildiği inzivadan çıkarak ‘Gülcemal’ ile sektöre döndü. Erhan Can Sezer ile birlikte senaryosunu yazdığı, gösterimdeki ‘Gülcemal’i Özgür Selvi yönetirken Açıkalın’a başrollerde Merve Sevi ve Cem Kılıç eşlik etti.
‘Gülcemal’ sizi tatmin etti mi?
‘Gülcemal’, oldukça gerçekçi bir film. İçime de son derece sinen, izlenmesi keyifli bir film oldu. Ne var ki bir hata yaptım. Filmde hiç küfür olmamasını istedim. ‘Gülcemal’de küfür olmaması da eleştirildi. Aslında küfür ‘Gülcemal’e uygun olurdu.
Ortalıkta yoktunuz. İnzivaya mı çekildiniz?
Sanatçılar gerektiği zaman ortalıktan kaybolup inzivaya çekilmeli. Sağlıklı üretimleri ancak böyle devam edebilir. Başka yolu yoktur. Önce geçmişte yaptığım işleri analiz ederek ‘Nereden geldim, nereye gidiyorum’u belirlemeye çalıştım. Yeni projeler ve karakterler üretmeye çabaladım. ‘Gülcemal’, bu projelerden biri olarak hayata geçti.
Büyük paraların olduğu bir sektörden uzaklaşmak ne kadar akıllıca?
Ne yazık ki günümüzde sanatçılık göreceli bir kavram haline geldi. Sanatçılığın tabiatında maddiyata yer yoktur. Sanatçılar için para amaç değil araçtır ama paranın amaç haline geldiğini daha çok görmeye başladık. Fenomen karakterler de ancak böyle yaratılır. Amacı para kazanmak olanların adlarını ileriye taşıması, ölümsüzleştirmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Ayrıca sanatçıları ayakta tutan, verimli kılan içlerindeki heyecandır. Ara verilmediği takdirde sürmenaj olunarak yeni heyecanlar içine girmek mümkün değildir.
Geçim sıkıntısı içinde olan bir sanatçının ne kadar verimli olabileceğini düşünebiliriz?
Elbette maddi anlamda kırılma noktaları olabiliyor. Kazandığı paranın kıymetini bilen, inzivaya çekildiğim dönemlerde yaşamak için bir kenara para koyan biriyim. Ne var ki evdeki hesap çarşıya her zaman uymuyor. İki çocuk babası biri olarak zaman zaman paramı yetiremeyebiliyorum.
Geleceğinizi düşünme duygusu...
Çok şükür bugüne kadar hakkım olan paraları kazandım. Daha çok para kazanma peşinde olsaydım kalitemi düşürebilirdim. Aç kalsam bile aç olduğum belli olmasın diye ağzımda kürdanla dolaşır yine de hiçbir yapımcıya ağlamam. Böyle bir kişiliğe hiçbir zaman sahip olmadım.
Çok para kazananlar da var sizin gibi heyecan peşinde koşanlar da. Sektörde bir çatışma yaşanmıyor mu?
Sektörde bir çatışma yaşanmaz. Sonuçta herkes kendisini izleyenlere karşı sorumludur. O insanlar da kimin, neyin peşinde olduğunun farkında. Burada önemli olan uzun vadede kimin ne kazanacağıdır. Unutulup gitmek mi yoksa adını ölümsüzleştirmek mi? Adını ölümsüzleştirmeyi isteme duygusu sanatçının doğasında yer alır. Aksi halde tükenmişlik sendromuna kapılınır.
Tükenmişlik sendromu cidden yaşanır mı yoksa?
36 yıldır bu işi yapıyorum. Bir kez olsun tükenmişlik sendromuna yakalanmadım. Tükenmişlik sendromunun açılımı aslında şudur: “Parayı kazandım, ben bir uzayayım.” Şımarık olan öyle bir kaybeder ki bir süre sonra esamisi bile okunmaz.
Hayallerinizi ne ölçüde gerçekleştirdiniz?
Allah’a şükür her şey yolunda. Bir sağlık sorunu yaşamış olsam da hayattayım. Sağlıklı iki kızım var. Onları büyütüyorum, devlet okullarında okutuyorum.
Özellikle mi devlet okullarına gönderiyorsunuz?
Elbette. Devlet okuluna değil de herhangi bir özel okula göndermem yılda 200-300 bin TL’ye tekabül eder. Bu rakam da benim için büyük bir lüks.
36 yıllık kariyeri olan fenomen karakterlere imza atmış biri için bu paralar lüks mü?
Evet, lüks. Bu paranın lüks olmayacak kadar para kazanan biri olsaydım ya ‘tükenmişlik sendromu’na kapılırdım veya adımı geleceğe taşıyacak işlerde yer alamazdım.
Çocuklarını özel okullarda okutanlara hiç mi öykünmüyorsunuz?
Hayır, kesinlikle öykünmüyorum. Yapmak istedikleri meslekle ilgili kendilerini yetiştirmek için elimden geleni yaparım. Ben de devlet okullarında okudum. Yeteneğim ve arzum ölçüsünde bir meslek seçtim. Karnımı doyuruyorum, çocuklarıma bakabiliyorum ve mutluyum. Ya büyük servetler uğruna sevmediğim bir mesleği seçmiş olsaydım veya bu işte parayı amaç olarak belirleseydim ama mutsuz bir insan olsaydım? Düşüncesi bile bana kâbus gibi geliyor.
‘Gaffur’ film oluyor
Gezi Parkı olaylarını film yapıyormuşsunuz...
Yeni projemin aslında Taksim Gezi Parkı olaylarıyla ilgisi yok. İnzivada olduğum günlerde, Gezi Parkı olayları henüz başlamamışken bir senaryo yazmaya başlamıştım. Hikâye de mayıs ayında başlıyor. Gezi Parkı’nda bir adam oturmaktadır. İki sivil polis yanına gelir ve ‘Neden burada oturuyorsun?’ der. Sonra o adamın orada oturmasından rahatsız olunması toplumsal olaylara döner. ‘Barikat Lideri’ adını verdiğim senaryonun ana hikâyesi budur. Benim senaryomun Taksim Gezi Parkı olaylarıyla ilgisi yok.
‘Gaffur’u neden film haline getirmediniz?
Yapmadım ama yapmayacağım anlamına gelmez. Belki yaparım. Ben ‘Ekmek Teknesi’ndeki ‘Cengiz’i de film haline getirmek isterim. Ayrıca ‘Gaffur’, ‘Avrupa Yakası’ndaki diğer oyuncularla bir araya gelmesinden dolayı ‘Gaffur’ olmadı mı? O oyuncuların hepsini sinema filmi için yeniden bir araya getirmek pek kolay değil. Ne var ki ‘Gaffur’ filmi için çok teklif var. Bakalım, düşünüyorum.
‘Gülcemal’de Peker Açıkalın’a başrolde Merve Sevi eşlik etti.
Peker Açıkalın, bir kulübede çekildiği inzivada teknolojiden uzak oldukça mutlu bir yaşam sürdüğünü dile getirdi.