Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Sinema Feminist western mi, anti-feminist western mi?

        KEREM AKÇA / HABERTURK.COM

        keremakca@haberturk.com

        19. yüzyılda Nebraska’nın çöllerinde geçen ‘kadınları ayağa kaldırma’ öyküsü, ‘western’ fonunda yansıtılıyor. Feminist western alt türünde faaliyet gösteren “Yolcu”, zamanla cinsiyetçi bir açmaza giriyor. Buna paralel olarak sinematografi ile müziğin enfes birlikteliği, vurucu sinemasal anlar yaratıyor. Tommy Lee Jones “Üç Defin”den sonra yönettiği ikinci western filminde de bir ağırlık hissettiriyor. Bizde vizyona girmeyen “Yolcu”, DVD raflarında alıcı bekliyor.

        Western, sinema tarihinde stüdyoların ‘erkek filmi’ olarak konumlandırdığı bir türdür. Maço kültürünü pohpohlamak için üretildiğini ileri sürenler de vardır. Hatta “Brokeback Dağı”nda (“Brokeback Mountain”, 2005) bir tersine yorumda, Akademi üyelerinin muhafazakar tabanına takılıp son anda Oscar zaferini kaçırmıştır. Ama türün tarihinde kadınları da öne çıkaran bir alt tür vardır. ‘Feminist western’, erkek egemen dünyaya karşı çıkma hedefiyle bir ‘anti-tez’ oluşturmuştur.

        ERKEK ELİNDE FEMİNİST WESTERN ŞABLONU

        “Dişi Kartal”dan (“Johnny Guitar”, 1954) “Bandidas”a (2006) uzanan denemeleriyle yedinci sanatın işleyişinde yer etmeyi kafaya koymuştur. Tommy Lee Jones, ilk uzun metrajı “Üç Defin” (“Three Burials of Melquiades Estrada”, 2006) ile “Bana Onun Kellesini Getirin”in (“Bring Me The Head of Alfredo Garcia”, 1972) daha gerilimli ve dramatik versiyonuna imza atmıştı. Yol boyu yürüyen ‘yitip gitmiş’ kovboy, bir sınır devriyesinden kaçarken ‘ceset gömme’yi Amerikanlaştırmıştır.

        ‘Meksika westerni’ böylece başka bir boyut kazanarak, senarist Guillermo Arriaga’nın Latin toplumuna bakışının hakikiliğinden destek almıştı. Böylece 2000’lerin ilk 10 yılının en iyi western filmlerinden biriyle yüzleşmiştik. Oyuncu-yönetmen, ikinci uzun metrajlı sinema filminde feminist westerne bakıyor. Model-omurga açısından bakarsak John Sayles imzalı “Yalnız Kovboy”un (“Lone Star”, 1996) birbirinden farklı hikayeleri birleştirme düşüncesini, Jonathan Kaplan’ın “Kötü Kızlar”ıyla (“Bad Girls”, 1994) güncelliyor gibi yapıyor. Ama esasen çaresiz, başıboş serseri George’u yanlarına alan dört kadının ayaklanma, kendine gelme serüvenini gösteriyor. Bu köşeye sıkıştırılmış tiplemeye Tommy Lee Jones can veriyor.

        GÖRSEL AÇIDAN SORUNSUZ, HATTA ETKİLEYİCİ

        Ölen bebekler, psikolojik problemler, tecavüz derken sorunlar yumağı bir melodram aracına dönüşüyor. Peder Dowd’un arzusuyla, öğretmen Mary Bee delirmenin eşiğindeki üç kadını topluyor. Hedef Iowa’da akıl hastalarını alan bir kiliseye doğru ‘arınma’ yolculuğuna çıkmak…

        Marco Beltrami ve Rodrigo Prieto’nun müzik-sinematografi uyumu, vurucu. 2.35:1’de müthiş bir işçilik var. Batıya değil orta batı bölgesine denk gelen Nebraska’nın çölleri onlar sayesinde takip edilir hale geliyor. Yol filmi-western kırması alt tür cavalry western ile de akrabalık kuran eser, aslında kadınların yanına aldığı ‘köle’ misali başlıyor. Adeta Kızılderili ile beyaz kovboyun yerini değiştiriyor.

        İKİNCİ YARIDA SÖYLEM DEĞİŞİYOR

        Tommy Lee Jones’un kıpırdayacak hali olmaması filmin esaslı problematiğine dönüşüyor. Yenilmez erkek figürü böylece yerle bir ediliyor. Glendon Swarthout’un romanı bunu istiyor. Swank ise ayakları üzerinde durup üç kadını kurtarıyor. Ama zaman geçtikçe 1988 tarihli romandan uyarlanan eser anti-feminist metinlere kayıyor. Bir süre sonra kocasının gazabına uğrayan üç kadın ‘erkek eli’ne emanet ediliyor. Yapacak bir şeyi kalmayan, çaresiz, yardıma muhtaç, amaçsız kadınların tek umudunun ‘erkeğimle seks yapacağım’ olduğu bir dünya geliyor.

        Feminist okumaların tersine dönmesi, özellikle ikinci yarıda doğayı ve etkileyici besteleri bir kenara bırakmamızı sağlıyor. Lee Jones, “The Sunset Limited”daki (2011) gibi sinemasal açıdan yerlerde sürünen bir işe imza atmıyor. Ama cinsiyetçi romanı uyarlama çabası, felsefi açıdan eski model kovboy filmi kafası getiriyor.

        Her şeye rağmen başta Swank olmak üzere, Miranda Otto, James Spader, Meryl Streep, Grace Gummer, Sonja Richter ve John Lithgow gayet iyi oynayıp filmin seviyesini yükseltiyor. Etkileyici sinematografi, sarsıcı müzik ve sahici oyunculuklar yanımıza kar kalıyor. “Yolcu”, “Kestirme Yol” (“Meek’s Cutoff”, 2010), “The Keeping Room” (2014) gibi feminist western filmlerinin üretildiği bir dönemde alanında sivrilmeyi beceriyor.

        FİLMİN NOTU: 5.7

        Künye:

        Yolcu (The Homesman)

        Yönetmen: Tommy Lee Jones

        Oyuncular: Tommy Lee Jones, Hilary Swank, Sonja Richter, Miranda Otto, Grace Gummer, James Spader, Meryl Streep, Hailee Steinfeld, John Lithgow

        Süre: 122 Dk.

        Yapım Yılı: 2014

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ