Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        1

        En hassas konulardan biri olan Aids, çok değerli sanatçıları bizden alıp götürmüştür uzaklara… Örneğin severek dinlediğimiz “Queen” grubunun solisti Freddie Mercury gençliğimizde en çok dinlediğimiz isimlerden biridir. Ölümü oldukça sansasyon yaratmıştır. Bu özel günde saygıyla anıyoruz.

        2

        Klasik sinemanın çok değerli oyuncularını da es geçmemek gerek. Bize çok değerli filmler hediye ettiler, onların bu hediyelerini ömrümüzün sonuna kadar kalbimizde saklayacağız. Eğer Aids’le ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz sizin için hazırladığımız listeye göz atmanızı öneririz.

        3

        “Dünya Aids Günü” her yıl 1 Aralık’ta kutlanmaktadır. Hastalığa karşı bilincin arttırılması ve yeni önemler alınması adına, kutlanan bu özel gün, önemli bir çağrı niteliğindedir, yani dünyaya bir haykırıştır. Amaç: hastalıktan hayatını kaybedenleri anmak ve onları yüceltmek…

        4

        Hükümet ve sağlık yetkilileriseslerini duyurmak için,konunun önemine ilişkin konuşmalar yaparlar. 1995 yılından beri kutlanan “Dünya Aids Günü”, vatandaşların duyarlılığını gündeme alarak, bazı propagandalar yapar ve bu propagandalarlaAids’e karşı nasıl bir rota çizdiğini açıklar.

        5

        Eriştiğimiz bir bilgiye göre; 1997 yılından 2007 yılını kapsayan süre zarfında toplam 25 milyon kişi yaşamını yitirmiştir. 2007 yılı istatistiklerine göre 33 milyon kişi HIV virüsü taşımaktadır. En tehlikeli hastalıklardan biri olan ve tedavisinde zorluklar yaşanan Aids, insanı iç hasara sürükleyen ölümcül bir HIV virüsüdür.

        6

        Kurtulma oranımız da oldukça düşüktür. Genellikle cinsel yolla bulaşan HIV, enfeksiyonun önlenmesi için çalışmaların yapılması, artış gösteren Aids hastalığına karşı yapılan en büyük katkılardandır. Şu bir gerçek ki; yıkımı en son saflarına kadar yaşadığımız Aids nedeniyle çok değerli sanatçıları öteki dünyaya uğurladık.

        7

        Bu sanatçılar sırayla: Rock Hudson, Freddie Mercury, Gia Carangi, Isaac Asimov, John C. Holmes, Anthony Perkins, Denholm Elliott ve daha niceleri…

        8

        Bizim en çok içimizi yaralayanlar ise hiç şüphesiz “Psycho” filminin Anthony Perkins’i; “Queen” grubunun Freddie Mercury’si ve “Giant” filmin Rock Hudson’ı…

        9

        Aids aslında birçok filme konu olmuştur. Hatta şu son dönemde yükselişe geçen oyunculardan biri olan Mathew McConaughey’in“En İyi Film Oscarı” dâhil, 6 dalda 2014 Oscar adayı olan “Dallas Buyers Club” (Sınırsızlar Kulübü) Aids’in önemini vurgulayan en önemli filmlerinden biridir.

        10

        Bu filmle 23 kilo veren oyuncunun, kendini tamamıyla role ışınlıyor oluşu, gerçek bir Aidsli hastaile farkı olmadığını ortaya koymuştur. O kadar içine girmiştir rolün! Daha bunun gibi çok örnek vardır, ancak biz belli başlılarını listeleyeceğiz.

        11

        Listeye başlamadan önce önem taşıdığına inandığımız bir bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyoruz: “Ege Üniversitesi HIV/AIDS Uygulama ve Araştırma Merkezi” tarafından ilk kez düzenlenen ve toplumsal farkındalığın kazandırılmasını merceğe alan “Kısa Film Yarışması”, sanatın önemli parçası olan sinemanın, topluma nasıl bir artı katacağını araştırmak amacıyla yola çıkıyor.

        12

        Özellikle genç bireylerde artış gösteren Aids’e karşı korunma yollarının sağlanıp, ayrımcılığın önlenmesi adına harekete geçilmesi. Ülkemizde yeterince bilinmeyen ve tartışma konusu bile olmayan Aids hastalığına dair, daha detaylı bilgiler ediniyor oluşumuz gerçekten çok anlamlı. Yaygın erişim aracı olan sinemanın böyle bir konuya eğilmesi bizi sevindirdi açıkçası…
        Not: Yarışmaya katılan filmlerin sonuçları 17 Aralık günü belli olacak. Sonuçları sizlerle paylaşacağım.

        13

        İşte listemiz:

        1-Dallas Buyers Club (Sınırsızlar Kulübü) (2013): Aids hastalığı ile mücadele eden kişilerin yüzde doksanının bu hastalık nedeniyle, ölümle burun buruna geldiğini ve hastalığı yenmenin neredeyse imkânsız olduğunu vurgulayan film, ilaç firmalarına atıfta bulunuyor.

        14

        Piyasaya sürülen ilaçların kapitalizmden nasibini alarak, diğer ilaç firmaları ile rekabete girmeleri, modern tıbbın gücüne güç katarken, alternatif tıbbın gerçek ve radikal çözüm araması da tüm dengeleri değiştiriyor. Çünkü modern tıp, ilaçları yalnızca para kazanmak için piyasaya sürüyor. Oysaki alternatif tıp yeni buluşlarıyla Aids hastalarının ömürlerini uzatıyor. Filmin içine süpürülen mesaj cidden çok anlamlı…

        15

        O mesaja göre; ticari olarak piyasaya sürülen ilaçlar insanı öldürüyor. Eh ne de olsa en sonunda modern tıbbın çözemediğini alternatif tıp çözüyor. Film; alternatif tıbbı öne çıkarıyor ve alternatif tıbbın daha çok iyileştirici etkisi olduğuna parmak basıyor. Buradan hareketle; Aids hastalığını ti’ye alan Ron karakterine can veren Matthew McConaughey sonuna kadar mücadelesini sürdürüyor ve hiç pes etmiyor.

        16

        Alternatif tıp sayesinde kurduğu Sınırsızlar Kulübünde diğer hastaları iyileştiriyor. Yalnız işin en kötü tarafı, ilaçların ülke dışına yasal olarak ihraç edilememesi…İradeli, inançlı, dirençli (zaman zaman kendini bırakıyor), mücadeleci, gözükara, dikbaşlı ve biraz da anarşist olan Ron, doktoru Eve (Jennifer Garner)’i bile alternatif tıbba inandırmayı başarıyor. Nasıl bir ikna gücü varsa artık…

        17

        Sisteme karşı duran Ron, sanki süper kahraman gibi… Sonuna kadar cesaret diye haykırıyor resmen. Aslında irdelenmesi gereken çok önemli bir unsur var. O da Eve’in duygularını içine atarak hayatı boyunca sisteme boyun eğmesi ve bunun yanı sıra kendini köşeye çekerek, sindiremediği bazı olayları zaman zaman dışarı atmak isteyişidir. O bir karıncayı incitemeyecek kadar kırılgan ve iyi niyetlidir.

        18

        Ama hırsını duvara asılı tablodan çıkarması bastırılmış duygularının su yüzüne çıkmasına neden oluyor. Tıpkı Ron’da olduğu gibi…Harikulade bir oyunculuk performansı sergileyen Jennifer Garner ve Matthew McConaughey, filmi doruk noktasına taşıyor. Tabi filmdeki o ince esprileri de unutmamak lazım!

        19

        2- Philadelphia (1993): 1990’ların en önemli filmlerinden biri olan “Philedelphia” TomHanks ile Denzel Washington’ı başköşeye oturtan oldukça trajik bir film…Eşcinsel olan yetenekli avukat,Aids olduğunu öğrendiğinde dünyası başına yıkılır.

        20

        Kendisinin kesinlikle Aids olduğuna emindir. Kendisine Aids olduğunu açıklama konusunda tereddüt eden şirkete dava açmak için,kılı kırk yaran avukat, kimse ile düzgün bir şekilde irtibat kuramadığı için endişeye kapılır. En sonunda kancasına bir avukat takılır. Homofobik avukat önce davayı öteler, çünkü önyargılı oluşundan ötürü insanlara hiç güveni kalmamıştır. Aids’li avukat sayesinde önyargılarını silmeyi başarır.

        21

        İşin aslı; eşcinsel olarak ilişkiye girenlerin başına genellikle talihsiz bir kuş olan Aids konar ve sonu genelde ölümdür. Kurtulmak cidden çok zordur. Film de bu zorlu mücadeleyi anlatıyor bize… Ama filmin diğer Aids filmlerinden çok önemli bir farkı var, o da hasta olan bir adamın, sağlıklı bir adama ders veriyor oluşu…

        Film, müzikleriyle Oscar'ı hak etmiş, TomHanks'e de ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında Oscar kazandırmış etkileyici bir dramadır.

        22

        3- Todo Sobre Mi Madre (Annem Hakkında Her şey) (1999): Melodram kralı/ustası Pedro Almodóvar tarafından yazılan ve yönetilen İspanya-Fransa ortak yapımı olan, komedi-dram türündeki film; Aids, eşcinsellik, travestilik, inanç, varoluşçuluk gibi karmaşık konuları harmanlayarak hayatları aniden çöken karakterlerin duygularına yer verir.

        23

        Aids nedeniyle ölen karaktere vurgu yapan Pedro Almodovar, insanı etkileyen negatif olaylardan elde ettiği sonuçları/tezleri hikâyesine uyarlayarak, insan psikolojisinin etkilerini tartışır.Aids hastalığı filmin bütününü kapsamasa da, hikâyede önemli bir yere sahiptir. Almodovar’ın çıkış filmlerinden biri olan “TodoSobre Mi Madre”, mutlaka görülmesi gereken özgün bir filmdir. Almodovar’ın ışık yakılası filmiyle sizi baş başa bırakıyoruz.

        24

        4-The Cure (En İyi Arkadaşım) (1995): Aids’e çare bulmak için yaşadıkları yerden,Mississippi River’a seyahat etmek için, yollara düşen gençlerinseyahatleri oldukça dramatiktir. İki gençten biri çok hastadır ve yol arkadaşı da ona yeteri kadar destek olur. Peki, bu gençler neden Mississippi River’a doğru yola çıkarlar. Çünkü çarenin sadece orada olduğuna inanmaktadırlar.

        25

        1.85: 1 çekilen ve iki gencin arkadaşlığına değinen bağımsız film, insanın içindeki manevi güce tutunuşunu, trajik bir şekilde perdeye koyar. Sanırız film ülkemizde vizyona girmedi ama mutlaka filmi satın alabileceğiniz yerler vardır. Böylesi bir dostluk hikâyesini kolay kolay bulunmaz, veli nimetimizdir çünkü… Genç çocukların hayata karşı metanetli duruşları ve mücadeleleri insanın aklından silinmeyecektir.

        26

        5- The Normal Heart (Pek Yakında): Tiyatro oyunu “The Normal Heart”ın Tv filmi uyarlaması olan yapıt, 80'li yıllarda salgın şeklinde yayılan AIDS virüsüne karşı, başlattığı kampanyayla dikkat çeken aktivist yazar Ned Weeks'in hikâyesini konu ediyor.

        27

        İnsanların kafalarındaki negatif Aids imajını silmeye çalışan film, Aids’e karşı tam bir başkaldırış hikâyesi… Daha önceki filmlerde olduğundan farklı bir tablo çizen filmin, asıl ortaya koyduğu şey şu: Aids’in aslında, eşcinsel birliktelikten doğan bir hastalık olmadığını, aksine farklı bir sebepten ortaya çıktığını vurgular. Dünyaya bu tezini yaymak isteyen yazar, başlattığı mücadele ile bu hastalığa karşı savaşan bir grup kurar.

        28

        Yer yer “Dallas Buyers Club” filmiyle benzeşen yapıtın başrolünde Mark Ruffalo bulunuyor. Hatta diğer başrol de Julia Roberts’a ait… Filmin ülkemizde ne zaman vizyona gireceği henüz belli değil.

        29

        6-One Week(2000): Hayatlarını normal bir şekilde sürdüren orta halli nişanlı çiftin, hayatları HIV virüsü ile aniden dağılır. Hayatları sıradan giderken böyle bir sonuç almaları,hem olayların yönünü, hem de durumlarını değiştirir. Her şey yedi gün içerisinde çözüme kavuşacaktır.

        30

        Bu testin düşüncesi bile zor gelir, çünkü hayatlarını tehdit eden bu risk gitgide tükenmişlik yaşamalarına sebebiyet verecektir. İşte filmin gücü burada saklı… Basmakalıp düşüncelere yelken açan film; AIDS hakkında ciddi mesajlar verir, bununla beraber bir insanın ne derece çöküş yaşadığını duygu sömürüsü yapmadan ve seyirciyi ajite etmeden bağımsız bir şekilde sergiler.

        31

        7-Yesterday (Dün) (2004): “Yesterday”; kocası Joburg’da (sınır ötesi),madenci olarak görev alan,çocuklu bir annenin hikâyesini anlatır.Sürekli öksürük krizlerine tutulan Dün, kendinden şüphelenerek test yaptırmak ister. Testlerin sonucuna göre,Dün’ün HIV virüsü taşıdığı ortaya çıkar ve kocası bunu kabul etmek istemez.

        32

        Oysa hastalığın bütün belirtilerini göstermektedir. Köylülerin tepkilerine rağmen, ölümle burun buruna gelen Dün, artık hem hastalığıyla, hem de köylülerle yalnız başına mücadele etmek zorundadır. Afrika’da çekilen film salgının altında yatan nedenleri araştırırken, fakir halkın bunlarla ilgili zorlu mücadelesini duygusal bir şekilde ortaya döküyor. Böylesi bir trajedi daha önce görülmedi!

        33

        8-Sweet Jane (1998): HIV virüsü taşıyan eroin bağımlısı genç bir kız ile ailesi olmayan,Aids kurbanı genç bir çocuğu orta noktada kesiştiren film, hastalık hakkında korkunç ve gizemli sırları ortaya çıkarıyor. Hastalığa karşı bakış açınızı değiştirecek olan film, ince çizgi üzerinde yürüyen iki gencin, iç dünyalarına balıklama dalıyor.

        34

        Hayatları resmen pamuk ipliğine bağlı… Yönetmen Joe Gayton’ın en önemli filmlerinden biri olan “SweetJane”Joseph Gordon-Levitt’ın gençlik yıllarına uzanıyor. O zamanlar toy bir çocuk gibiymiş…

        35

        9- 3 Needles (2005): Thom Fitzgerald tarafından yazılıp yönetilen film, dünyaya yayılan AIDS hakkında, insanların nadiren haber okuyup medyayı takip ettiğini öne sürüyor. Film üç epizotik hikâyeyi anlatıyor. Yani üç ülkeye bakış gibi… Sinematografik olarak başarılı olan film, dünyada yaşanan dehşeti seyircilerle paylaşarak, onların nabızlarını yokluyor.

        36

        HIV virüsüne ait her şeyi filme ekleyen yönetmen, derinlemesine bir analize başvurarak bununla ilgili bazı stratejiler geliştirilmesi gerektiğini merceğe alıyor. Filme İç içe farklı hikâyeleri ve farklı bakış açılarını yerleştiren yönetmenin, duyarlılığı arttırma adına böyle bir kurgu yapıyor oluşu, filmi olumlu değerlendirmemize vesile oluyor.

        37

        Önemli hatırlatma: Filmde ünlü oyuncu Lucy Liu yer alıyor. Film; Lucy Liu hayranları için kaçırılmaz bir fırsat olabilir.

        38

        10-Boys On The Side (Erkek yok, problem yok) (1995): AIDS hastası bir kadın, ona âşık bir lezbiyen ve sevgilisini öldürmüş kaçak bir kadın… Bu üçünün yolları öyle bir noktada kesişir ki, tüm sorunlar iç içe girer, dibe battıkları için de, hayatla mücadele etmeleri kaçınılmaz olur.

        39

        Sanki birbirlerini özellikle arayıp bulmuşlardır. Bu nasıl bir rastlantıdır diye sormadan edemiyoruz, çünkü hayatlarında erkek yoktur, onları ellerinin tersiyle iterler. Bunun nedeni de birbirlerine tutunup, erkeklerin onları boğan ve çıldırtan eylemlerinden uzaklaşarak, kendi hayatlarını özgürce yaşamak isteyişleridir.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ