Oscar bahisleri Toronto'da açıldı
Kerem Akça, Oscar canavarı festivalin ilk yarısından çıkan Oscar tüyolarını yazdı
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
2008’den beri ‘en iyi film Oscar’ı’nın çıktığı festival olarak nam salan Toronto Film Festivali, 37.versiyonunda da bu iddiasını sürdürecek gibi. Etkinliğin ilk beş gününde yeni bir “Artist”, “Zoraki Kral”, “Ölümcül Tuzak”, “Milyoner” veya “İhtiyarlara Yer Yok” için düğmeye basıldı diyebiliriz. Bu sene erkek oyuncu dalında John Hawkes ve Bill Murray ile filmi burada gösterilmeyen Daniel Day-Lewis’in çekişmesi keskin gibiyken; ‘En İyi Kadın Oyuncu’da Jennifer Lawrence, ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’da Philip Seymour Hoffman, ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’da ise Helen Hunt şimdilik önde gidiyor. ‘En İyi Film’ ödülü için ise son iki senenin galibi Weinstein Company’nin “Silver Linings Playbook”ı kulislerde bir adım önde gibi. Onu ise “The Master”, “Argo” ve “Anna Karenina” özellikle ‘adaylık’ adına takip ediyor. Tabi bu kategoride festivalde gösterilmeyen “Beasts of the Southern Wild”, “Zero Dark Thirty” ve “Lincoln”ü de bir kenarlara not etmek şart.
Son iki senedir değerlendirdiğimiz üzere Toronto Film Festivali, ‘düşler ülkesi’nin üzerinde Oscar adaylarını belirleme işlevi ya da göreviyle anılıyor çokça. Biz de yaptığımız tahminlerde büyük oranda tutarlı olurken, gelişmeleri, stratejileri ve kulisleri ele almaya devam ediyoruz. Bu yıl yine Weinstein Company etkinliği bir pazarlama deposu olarak kullanırken, Fox Searchlight, Focus ve Warner da sessiz ve derinden işlerini halletmeye başladı.
“Silver Linings Playbook”, “The Master”ın bir adım önünde
Bunlara diğer şirketler ne zaman katılır bilemeyiz. Ancak Toronto’dan “Zoraki Kral” ve “Artist” ile çıkıp son iki senenin galibi olan Weinstein’in 2012 atının ‘zihinsel özürlülük’ çevresinden işlevsiz bir aşk dramına uzanırken bir ‘irade hikayesi’ni ele alan “Silver Lining Playbook” olacağı konuşuluyor kulislerde.
David O. Russell’ın yönetmenliği de şirketin ikinci seçeneği “The Master”ın zorlu sürecini alt edebilir. Hatta Paul Thomas Anderson’ın Venedik Film Festivali gibi Oscar yolunda ‘negatif etki’ yapan etkinlikte (Bkz. “Şampiyon”, “Utanç”, “Brokeback Dağı”) üç ödüle ulaşması da bu kaymayı gerçekleştirip şirketin stratejilerinin doğruluğuna dikkat çekiyor.
Tabi O. Russell’ın filminin 21 Kasım’da vizyona girecek olması da büyük bir virajın dönülmesini sağlayacaktır. Weinstein Kardeşler, şu anda bir taraftan “The Master”ın 14 Eylül’de vizyona girip ‘herkesin çok beğeneceği film olması’ kozunu oynarkan, bir diğer taraftan da “Silver Linings Playbook”u Oscar törenine ‘yakın tarih’ yöntemiyle unutturmama peşinde.
Fox Searchlight fısıltı gazetesine oynarken “The Sessions”ı da bekletiyor
Bunun yanında sanki Fox Searchlight, yatırımı önceden yapıp geçen yılki “Senden Bana Kalan” (“The Descendants”, 2011) örneğinde olduğu gibi geri çekilmiş durumda. Toronto’da Kanada prömiyerini yapan “The Sessions”ın (2012) ve yaz aylarında vizyona giren “Beasts of the Southern Wild”ın (2012) Ocak ayında Sundance çıkışlarının ardından olumlu tepki almalarının ekmeğini yiyor şimdilerde.
Bu yılın Afro-Amerikan başarı hikayesi “Beasts of the Southern Wild”, Cannes’da da ilgi gördükten sonra yaz aylarındaki vizyonuyla sevilme oranını arttırdı. “The Sessions” ise metal bir makineye bağlı yaşayan bedensel özürlü bir adamın gerçek hikayesini muhalif, eğlenceli ve cüretkar bir şekilde ele alıyor. Onun daha bir oyuncu filmi gibi durması bu konuda ilk filmi daha iddialı hale getiriyor. Zaten bu şirketin birden fazla filmle aday olduğu bilinmiyor. Zira bu şekilde oyların ikiye bölünme riski gibi bir negatif etkinin devreye girme olasılığı yüksek. Ancak buradan da ‘oyuncu’ ve ‘uyarlama senaryo’ adaylıkları çıkabilir gibi gözüküyor. En azından Toronto çıkışlı Fox Searchlight filminin üç adaylığı banko diyebiliriz.
Focus ağırdan alırken, “Argo” için dört adaylık çok yakın
Focus’un “Anna Karenina” ve “Hyde Park on Hudson” arasında henüz bir karar verememesi ise büyük oranda yan dallar odaklı bir adaylık tablosu yaratacaktır. Akademi’nin çok sevdiği Joe Wright’in filminin ‘En İyi Film’ adayları arasına girmesi beklenebilir. Ancak daha ziyade teknik dallarda öne çıkarken, “Hyde Park on Hudson”, Bill Murray ve Laura Linney adına bir şeyler beklenebilecek bir eser. Focus’un Toronto’dan yeni aldığı “The Place Beyond the Pines” ile ilgili ne yapacağı ise merak konusu…
Warner ise Ben Affleck’in bizde “Operasyon: Argo” adıyla vizyona girecek casusluk gerilimi metafilmi “Argo” ile yarışa girecek gibi. Toronto’da şu ana kadar en çok beğenilen filmlerden olan eserin, ‘sürpriz’ değil ‘banko at’ olması konusunda dahi fikir yürüyenler var. 1979 yılında İran devrimi çevresinde yaşanan kurtarma operasyonu yüzde yüz Amerikancı bir üslupla yansıtılırken, bunun üzerine yürüyen hikaye yapısının ilginçliği ayakta durduğu şüphesiz. Bu sebeple ‘En İyi Film’ ile ‘En İyi Yönetmen’ bir kenara Alan Arkin’le ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ve Chris Terrio’yla ‘En İyi Uyarlama Senaryo’ adaylıkları konusunda da iddialı olduğu söylenebilir.
Oyuncu dallarında yüzde yüz bir şekillenme yok
Kategori kategori baktığımızda ise özellikle ‘En İyi Erkek Oyuncu’da çekişmenin başladığını geçen hafta söylemiştik. Daniel Day-Lewis’in Aralık filmi “Lincoln” ile, Bill Murray’nin “Hyde Park on Hudson” ile, John Hawkes’un “The Sessions” ile öne çıkması beklenirken, Mads Mikkelsen’in vizyona girerse “The Hunt” ile, Joaquin Phoenix’in ‘Venedik’ fobisine takılmazsa “The Master” ile adaylıklara göz koymuş gözüküyor. “Silver Linings Playbook” ile Bradley Cooper’ın ismi de sürpriz bir şekilde geçiyor.
‘En İyi Kadın Oyuncu’ için ise favori daha önce bir kez adaylık onurunu yaşayan “Silver Linings Playbook”taki ‘komedi’ ile ‘dram’ı dengeleyen rolüyle Jennifer Lawrence. Onu ise Naomi Watts’ın “The Impossible”daki kalbimizi esir altına alma gücü ile Keira Knightley’nin ‘Anna Karenina’ performansı izliyor. ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’da “The Sessions”dan öncesinde heykelciği kaldıran Helen Hunt ve “The Master”dan üç kez adaylık şerefini yaşayan Amy Adams öne çıkıyor. ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ için ise “The Master”la Philip Seymour Hoffman, “Argo” ile eğlendiren Alan Arkin ve “The Sessions”ın rahibi William H. Macy şimdilik konuşulan isimler.
Festivalin son beş günü daha net bir değerlendirmeyi mümkün kılacak
Ancak şu anda henüz sürecin yarısını tamamladık. Kasım ve Aralık’ta vizyona girip buradan geçmeyen eserlerle ise ‘pazıl’ın parçalarını görüp yerine yerleştirme olanağı yakalayacağız. Buradaki ikinci bölüm ve kulaktan kulağa yayılanlar da bu durumu daha doğru bir yol haritasına sokacaktır. Filmlerin aldığı tepkiler bu konuda büyük önem arz ediyor. Dengeler de farklı festival ödülleriyle değişebiliyor.
Bütün bunların sonuçlarını festivalin son beş gününde gösterilecek filmlerle daha iyi yorumlayabiliriz. Lee Daniels’ın “The Paperboy”u, Terrence Malick’in tartışma yaratan “To the Wonder”ı, Colin Firth ile Emily Blunt’ı buluşturan “Arthur Newman”, Philip Seymour Hoffman başta olmak üzere kaliteli oyuncularla öne çıkan “A Late Quartet”, “İki Kadın Bir Erkek”in (“The Kids are All Right”, 2010) ortak senaristinin ilk yönetmenlik denemesi “Thank for Sharing” ile Dustin Hoffman’ın usta oyuncular geçidi “Quartet”i izledikten sonra kafamızda her şey şekillenecek. Böylece ortaya bir tablo çıkacak. Geleneği bozmayarak festival sonrası daha geniş ve sağlıklı bir dosyayla aday adaylarına bakış atacağımı da unutmadan ekleyeyim.