Toprağın Çocukları' köye güneş yolluyor
Köy Enstitüleri ilk kez bir sinema filmine konu oldu
'Toprağın Çocukları' adlı filmde birbirinden önemli oyuncular hiçbir ücret talep etmeden rol aldı. Filmin yönetmeni Ali Adnan Özgür ve oyuncularından Erkan Can, Bahtiyar Engin ve Türkü Turan; "Bu filmle köye güneş yolluyoruz" diyor
HT MAGAZİN / ECE SARUHAN - ÖZEL RÖPORTAJ
Anadolu'nun okulsuz ve öğretmensiz olduğu gerçeğinden hareketle 1940 yılında açılan ve 1954 yılına kadar hizmet veren Köy Enstitüleri ilk kez beyazperdede! Kapatıldığı döneme kadar yaklaşık 17 bin köy öğretmeni yetiştiren Köy Enstitüleri'nin önemine dikkat çekmek için çekilen filmin yapımcılığını Erkan Can üstleniyor. Dilşah Özdinç'in senaryosunu yazdığı, Ali Adnan Özgür'ün yönettiği filmde Köy Enstitüleri için mücadele eden Kemal Öğretmen'i canlandıran Erkan Can'a; Türkü Turan, Şebnem Sönmez, Ufuk Bayraktar, Menderes Samancılar, Bahtiyar Engin ve Suzan Kardeş gibi isimler eşlik ediyor. Müzikleri Kardeş Türküler'in imzasını taşıyan, çekimleri Ankara'daki Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde gerçekleştirilen filmin en önemli özelliklerinden biri, filmdeki herkesin hiç ücret talep etmeden çalışmış olması. 'Toprağın Çocukları'nın yüreklerin dayanışmasıyla ortaya çıktığını belirten Ali Adnan Özgür, "Filmimiz ekim ayında önce Antalya ve Altın Koza film festivalleri aracılığıyla seyirciyle buluşacak. Ardından 81 ilde ve yurtdışında Türklerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde vizyona girmesini istiyoruz. Amacımız filmimizi mümkün olduğunca çok insanın seyretmesini sağlamak" diyor. Film hakkında konuşmak için bir araya geldiğim Erkan Can, Bahtiyar Engin ve Türkü Turan ise ekliyor: "Biz bu filmle bir tohum ektik. Umarız ektiğimiz tohumlar, Nâzım Hikmet'in 'Davet' adlı şiirindeki gibi kardeşçe yaşamayı bilen ormanlara dönüşür... "
'BİR KARDEŞLİK VE BARIŞ FİLMİ!
■ Köy Enstitüleri'ni anlatan bir film çekmeye nasıl karar verdiniz?
Erkan Can: Yönetmenimiz Adnan'ın dedesi köy enstitüsü mezunu, benim babam da öyle! Adnan bana bu filmi çekmeyi düşündüğünü söylediğinde hemen "Yaparız oğlum" dedim. Ben babama, o da dedesine vefa borcumuzu ödüyoruz. Tabii ki Köy Enstitüleri'nin kurucularına ve çalışanlarına da. Eğitim konusunda farkmdalık yaratmak istedik. Bu, yakın tarihimizle ilgili bir konu ama şu ana kadar hep üstü örtülmüş. Yarayı göstermek, tartışılmasını sağlamak istedik.
Bahtiyar Engin: Bunu, kimseden taraf olmadan yapıyoruz. Bir ideolojinin ya da siyasi partinin borazancısı değiliz. Köy Enstitüleri 1940'ta açılmış. İkinci Dünya Savaşı dönemi olduğundan dış güçler bizimle ilgilenememiş. Ben 1954'te kapatılmasını ve bir daha açılmamasını dünyanın bizim iç işlerimize fazlasıyla müdahale eder hale gelmesine bağlıyorum. Bizim gelişimimizi durdurmak istediler.
E.C.: Bu ülke hepimizin! Tek amacımız bu topraklarda daha rahat, huzur ve barış içinde yaşayabilmek. Yarın herkes ölecek, kalacak olanlar sadece gençler. Onlar Köy Enstitüleri'ni hiç bilmiyorlar. Bu film sayesinde mantığı tamamen üretime, bilgiye, kültüre dayanan bu sistemi öğrensinler, araştırsınlar, tartışsınlar istedik.
Türkü Turan: Film benim için okul gibi oldu, umarım benim yaş grubumdan birçok seyirci için de öyle olur. Hasanoğlan'daki kütüphanede bizim üniversitenin kütüphanesinde olmayan kitaplar vardı.
B.E.: Komünizmle dinsizlikle suçlanan okulun kütüphanesinde en çok din ve ahlâk kitabı vardı. Bunlar, tek tip öğrenci yetiştirmeyen, Boğaz'da ya da Kordon'da yetişen öğrenciyi Doğu'da öğretmen yapmak yerine bizzat o topraklarda yetişen öğrenciyi öğretmen yapan kurumlardı. Eğitimi kolaylaştırıyorlardı yani. Bunları göstermek için toprağa bir tohum attık. Amacımız köye güneş ve aydınlık yollamak!
Ali Adnan Özgür: Bu, bir kardeşlik ve barış filmi! Köylerdeki çocuklarımız cahil, bu bizim suçumuz. Onları kazanmalıyız.
"HEPİMİZ YÜREĞİMİZİ KOYDUK"
■ Film için yarattığınız imece sette de aile havası yaratmış...
Ali Adnan Özgür:Öyle oldu. Oyuncularda teknik ekip de benden çok sahip çıktı filme. Herkes her işi yaptı. Türkü yemek dağıttı mesela.
Türkü Turan: Gece ışığı da yaptım.
Bahtiyar Engin: Türkü bizim oğlumuz zaten. Filmlerde arada sırada kadını oynuyor ama o aslında ele avuca sığmayan bir oğlan çocuğu.
T.T.: Ben bu sette oyunculuktan çok insanlık adına gerçekten çok değerli şeyler öğrendim.
B.E.: Müşfik Hoca (Kenter) derslerde bize, "Sahnede insan olun" derdi. Önce insan olunca oyunculuk da daha kolay ve keyifli hale geliyor. Biz, çok güzel insanl ardan oluşan bir ekip kurduk.
Erkan Can: İyi bir ekibin yoksa, ortada yürek yoksa başarılı olamazsın! Bu anlamda çok şanslıydık.
A.A.Ö.: Birlikte pişmemiş pilav yemek bile güzeldi. 20 milyon doIarımız olsa bu kadar keyifli bir film çekemezdik. Bir de insanlardan gördüğümüz tepkiler çok güzeldi. Bursa'daki köy enstitülerinden 4 amca geldi. Bizim bu işi gönüllü yaptığımızı öğrenmişler. Emekli maaşlarından 400 lira toplamışlar bize. Parayı kabul etmedik ama duygulanıp ağladık.
"ADAM GİBİ ADAM OLUN OĞLUM"
■ Tanıyan tanımayan herkes sizden bahsederken 'Erkan Baba' diyor Erkan Abi. Nereden geliyor bu baba enerjisi?
Erkan Can: Konservatuvar yıllarından kalma bir durum. Ben askeri iğimi bitirdikten sonra profesyonel deneyimim olarak girdim konservatuvara. Orada bana 'Erkan Baba' derlerdi, öyle de gitti.
Bahtiyar Engin: Bunlar tamam ama asıl neden Erkan'in sıfır kompleks bir adam olması. Gerçekten baba adamdır. Hiçbir duruma ya da insana önyargıyı a yakl aşmaz. Önce olayı kavrar, sonra tepki verir. Bir baba kucağı durumu vardır yani. Geçenlerde bir televizyon programında Cihangir'deki ağırlığı, nasıl bu kadar sevilip sayıldığı tartışılıyordu. Erkan'ın doğası samimiyet! Sırrı bu!
■ Size baba diyebilir miyim? (Kahkahalar)
Türkü Turan: Ben de aynı şeyi sormuştum tanıştığımızda. Erkan Baba'nın en önemli özelliklerinden biri de ne biliyorsa onu insanlara öğretmesidir.
B.E.: Üzerine ansiklopedi yazılacak bir konuyu bile tek cümleyle anlatır. Baba cümleleri vardır.
Ali Adnan Özgür: Gerçek bir kıssadan hisse adamıdır Erkan Baba! Gidin, hayatınızın sorununu anlatın saatlerce, o tek kelimelik yanıtla çözer olayı.
■ Bir 'baba cümlesi ' de ben alsam sizden. Nasıl seslenmek istersiniz insanlara? 'Baba adam' olmak için ne yapmalarını önerirsiniz?
E.C.: Adam gibi adam olun oğlum! Önyargılarla hareket etmeyin. Araştırın, düşünün. Barış, huzur ve kardeşlik için emek verin! İyi insan olun, iyi işlere adım atın! Dedim ya; adam olun adam!
■ Kendi kızınızla da iyi bir baba-kız ilişkiniz var. Sayı 'arı oynayarak, vücudunuz' a o sayının şeklini alarak öğretmişsiniz Deniz'e...
E.C.: Tabi, her sayının duygusu başkadır, duygularıyla öğrensin istedim sayıları. Bir de çok masal
anlatırım kızıma. Ama benim masallarım çok uzun sürüyor. Bir 'Pamuk Prenses' anlatıyorum, 2 saat sürüyor mesela. Orijinal haliyle anlatmıyorum, o günkü psikoIojimize göre işkembeden sallıyorum. Kızım da bunun farkında ama hoşuna gidiyor.