"Vehbi Koç ve Aziz Nesin çok cimriydi"
Aydın Boysan inişli çıkışlı hayatını ve gündem üzerine düşündüklerini HABERTURK.COM'a anlattı
EVRİM ÇOLAKOĞLU
eecolakoglu@haberturk.com
Fotoğraflar: Sinan Bilgenoğlu
“Tecrübe bilginin anasıdır”
Aydın Boysan, nam-ı diğer rakı üstadı, bugün 92 yaşında. Mimar, gazeteci ve demci olarak onlarca anı biriktirmiş. “Acele etme, çabuk ol” kitabında yaşadıkları için şöyle diyor: Çok çeşitli yaşam sahnelerinde, zevkler ile fırsatlar içinde gittim geldim, indim çıktım. Pişman olmadığım huylarımdan birisi öğrenmeyi öğrenmekten hiç vazgeçmemiş olmamdır.
Bu röportajda hem Boysan'ın tıpatıp aynısını yaşamak istediği gelgitli hayatından kareler hem de bir mimar ve vatandaş olarak yaşananlar üzerine düşündükleri var...
Nasıl bir çoçuktunuz?
Nejat Eczacıbaşı ile yeni tanışmıştık. Beni birkaç dostuyla birlikte yemeğe çağırdı. Sohbet sırasında “Zatıaliniz Fransız terbiyesi mi aldınız, İngiliz terbiyesi mi aldınız?” diye sordu. Feyz aldığım yerleri sayayım deyip başladım saymaya: Davutpaşa Çöp İskelesi, Samatya Narlıkapı Çıkmazı, Yeşilköy Bamya Tarlası...Kısacası uslu sayılmazdım.
Anneniz Nevreste Hanım aynı zamanda öğretmeninizmiş...
Annemin babası 40 sene evlilikten sonra anneannemi sokağa atmış. Annem de yaşamak için çırpınmak zorunda kalmış, öğretmen okuluna girmiş. Bana 4 sene öğretmenlik yaptı. İltimas geçtiği sanılmasın diye ilk dayağı hep bana atardı. Ödüm kopardı ondan.
Sinema ve tiyatroya meraklıymışsınız...
Sünnet düğünümde bana bir sinema makinesi hediye geldi. Onunla filmler gösterdim, baya para da kazandım. Muhsin Ertuğrul'u, İsmail Dümbüllü'yü de sahnede seyrettim.
ATATÜRK “BUNLAR NE BİÇİM ASKER” DEDİ
Atatürk'ü de görmüşsünüz...
Atatürk'ü ilk defa 1927'de, İstanbul'a geldiğinde görmüştüm. Annem babamla karşılamaya gitmiştik. 1937'de bir kez daha gördüm. O zaman lise öğrencileri askeri hazırlık kampları yapardı. Bir gece uyurken kalk borusu çaldı, silahlarımızı kuşanıp dışarı çıktık. Bizim taburun baş taraflarından birisi “Atatürk” diye bağırdı. Taburu bozup arabalara doğru koştuk. İlk atlayanlardan biri de bendim. Atatürk bizi görünce “Bunlar ne biçim asker, taburu bozuyorlar” dedi. Öğrenci olduğumuzu öğrenince de el sallayıp gitti.
Çiçek Pasajı ile ne zaman tanıştınız?
16 yaşında. 4 arkadaş Yenikapı'da içmeye başladık. İçmeye gideceğimiz zaman para biriktirir, öyle giderdik.
Nasıl rakı adabının bilirkişisi oldunuz peki?
Açıkcası bu sıfatın bana yakıştırılması gerekli mi bilmiyorum ama bu sıfatı üstlenmekten kaçınmıyorum. Benim mimar olarak yapılarım var, 15 sene teknik üniversitede öğretmenlik yaptım, 42 kitabım yayınlandı. Birakım ciddi işler de yaptım ama yalnız bu hatırlanıyor. Çünkü ben gizlenmeye çalışmadım hiç. Kimin ne düşüneceği vız geldi bana.
Tanınır olmak hoşunuza gitti mi?
Ne mutluluk veriyor ne sıkıntı veriyor.
VEHBİ KOÇ DA AZİZ NESİN DE ÇOK CİMRİYDİ
Vehbi Koç çok yakın arkadaşınızmış...
Vehbi Bey'le iş aracılığıyla tanıştık, sonra kişisel ilişkiye dönüştü. İlginç, kafası çalışan bir adamdı. Yazları Erdek'te ucuz bir otele tatile gider, beni de sürüklerdi. Bir gün kalabalıktan sıkıldım, bir arkadaşla gölgelik bir yere kaçtık. Rakı, ekmek, peynir de götürmüştük. Bir süre sonra Vehbi Bey yanımıza gelip ne yaptığımızı sordu. “Rakı mı zararlı buz mu onu araştırıyorum” dedim. “Hangisi zararlıymış?” dedi. “İkisi de değilmiş, su dokunuyormuş” diye yanıt verdim.
Aziz Nesin de mi demcilerden biriydi?
Nesin'in Çatalca'daki vakıf binasını ben yapmış, proje için para almamıştım. Kişisel ilişkilerimiz vardı. Koç'la Nesin birbirini görse boğazlayacak insanlardı ama ben umursamazdım. Yalnız cimrilikte ikisi birbirinin aynısıydı.
İNSANLAR KENDİLERİNDEN KURTULMAK İÇİN İÇİYORLAR
Demak ne?
Demciler Akademisi. Cuma günleri toplanıyoruz. Şu anki takımla 10-15 senedir beraberiz.
Kadınlar dahil olamıyor mu bu akademiye?
Fethi Naci vefat etti, eşi gelmeye başladı. İlk kadın o.
Demlenmek bir tür filozof yapıyor mu adamı?
İçki içen insan değişik düşünmeye başlıyor. Zaten onun için içiliyor. İnsanlar kendilerinden kurtulmak için içiyorlar.
Eşiniz çok kızdı mı size bu içme muhabbeti yüzünden?
Fazla kaçırmama kızar. 64 senedir evliyiz ama ne o kızıyor diye ben azaltıyorum ne de o kızmaktan vazgeçiyor.
Sabıkalı içişleriniz var mı?
Bir gün sabah uyanır gibi oldum, hayalimde bir kaza yaptığımı görmüştüm. Ulan insan neler düşünüyor dedim, geçtim. 15 dakika sonra aynı hayal bir daha gelip kafama oturunca ulan bu iş ciddi galiba dedim. Garajı bir açtım, arabanın sağ tarafı parçalanmış. Sabıkalarım da var yani.
92 yaşındasınız. Hala içiyor musunuz?
Evet ama akşamcı değilim. Haftada ortalama 2 kere içerim.
KİMSE BİRBİRİNİN NE YEDİĞİNE, NE İÇTİĞİNE KARIŞMASIN
İçki kültürüne söylenen laflar kızdırıyor mu sizi?
Ömründe hiç içki içmemiş adamlar birtakım hükümler veriyorlar. Bilmediğin konuya karışmayacaksın.
Milli içki tartışmalarına ne diyorsunuz?
İçki ile içecek birbirinden farklıdır. İçki alkollüdür. Bir de ayranın milli olması tuhaf bir yakıştırma. Yoğurttan yapılan bir şey, bütün Akdeniz'de var.
Alkol düzenlemesi onaylandı...
Kimse birbirinin ne yediğine, ne içtiğine karışmasın. Birtakım gizlenmiş sebeplerle alkole karşı olmayı sahte bir davranış olarak tasvip etmiyorum.
TOPÇU KIŞLASI'NI YENİDEN İNŞA ETMEK DOĞRU DEĞİL
Mimarlık mezunusunuz....
Biz mimar olduğumuzda savaş yıllarıydı, yarı aç yarı tok yaşıyorduk. Mezun olunca iki arkadaş Amerika'ya gitme planı yaptık ama Aksaray'a gidecek tramvay paramız yok, Amerika'ya nasıl gideceğiz? Arkadaşım gitti gerçi. Bense Hakkari'ye hükümet konağına şantiye şefi oldum. 1.5 sene orada kaldım. Sonuç? Döndüğümde 5 lira para vardı cebimde. Bir belaydı o iş.
55 yıl mimarlık yapmışsınız. Taksim Projesi'ni incelediniz mi?
Ne yapacaklarını tam olarak bilmiyorum ama Topçu Kışlası'nı yeniden inşa etmek aptalca bir iş.
Gezi Parkı için ne diyorsunuz?
Böyle alanları yaşama hacimleri olarak kullanmak isabetli olur. Bütün halkın yararlanağı bir şey olmalı.
Son 15 gündür yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Başbakan hiç konuşmasa, bu konuda ağzını açmasa bu olaylar dinerdi. İnsanların bu konuşmalara verdiği karşılıkları da doğru anlamak lazım. Hele hele politikacı olunca bunu doğru anlamak, ona göre davranmak bir görevdir. Başbakan olan biteni anlamıyor.
Bu eylemler nereye varacak sizce?
Yaşanan şey bir patlak verme halidir. Bu olayların yatışması için herkes bir şeyler yapmalıdır. Yalnız iktidarla olmaz ama başlatacak olan iktidardır. Sakin olmak lazım.
Eylemcilerin yaptıklarına vandalizm denebilir mi?
İnsani reaksiyonlarla gayri insani reaksiyonlar yan yana olunca bunları ayırmak zorlaşabilir ama reaksiyon verilemez olduğunu düşünmek anlayışızlığa kapı açmaktır. Ancak gençler de politikayla uğraşmalı, siyasete dahil olmalılar. Çünkü toplum sorunları biriktirerek çözülmez. Her an peşine koşulmalı, takip edilmeli, incelenmeli. Böyle durup durup reaksiyon verildiğinde olaylar bugünkü haline dönüşür.
Üçüncü köprü de tartışma yaratan bir diğer konuydu...
Birinci köprü yapılırken de hadiseler çıkmış ama engel olunamamıştı. Boyuna bir köprü daha bir köprü daha...Böyle yapılırsa İstanbul'un manzarası kaybolur gider..
Doğduğunuz semtlere gidince ne hissediyorsunuz?
Senede bir gidiyorum oralara. Üzülüyorum. Benim oturduğum semtler çok değişti. Bir-iki katlı bahçeli evler vardı, şimdi her yer yapışık apartmanlar olmuş.
“İstanbul temiz aile kızıydı, pavyona düştü” dediniz mi hakikaten?
Evet. Nüfus feci bir şekilde arttı çünkü...
61 YAŞINDA GAZETECİLİĞE BAŞLADIM
Gazeteciliğe nasıl başladınız?
Hasan Pulur'la ortak arkadaşlarımız aracılığıyla tanıştık. O sıra Güneş gazetesi diğer gazetelerden birtakım adamları ayartıp götürünce diğer gazeteler zarar görmemek için yeni çareler aradılar. Hasan Pulur da benim için “Aydın yazar” demiş. Böylece gazeteciliğe, 61 yaşında Hürriyet'te başladım.
Hürriyet'ten neden kovuldunuz peki?
Özal'ın şaklabanıydı Özkök. O yazı işlerinin başına geldi, ilk kovduklarından biri de ben oldum.
Hasan Pulur'un başına gelenlere ne diyorsunuz?
Son senelerde yakın değiliz ama olanlara üzüldüm. Beni gazetede yazmaya başlattığı için ona minnettarım.Yazı yazmak gibi bir meşgalem olmasa tozuturdum galiba.
“Ben Cumhuriyetle beraber büyüdüm” demişsiniz....
Benim doğumum 1921. Cumhuriyet'inki 1923. Ben inkılapların tümünü birebir yaşadım. Yaşam biçimi tümüyle değişti. Devrimlerin hayranıydık.
İSTANBUL BELEDİYE BAŞKANI OLMAYI REDDETTİM
Hiç siyasete bulaştınız mı?
Bazı teklifler aldım. Mesela 50'li yıllarda Demokrat Parti'den İstanbul belediye başkanlığı adaylığı teklifi geldi ama reddettim. İyi ki de reddetmişim. Siyaset öyle pis bir iş ki insanın karakterini ve ahlakını bozar. Siyasetten nefret ediyorum
BİR DAHA DÜNYAYA GELSEM TIPATIP AYNI HAYATI YAŞAMAK İSTERİM
En büyük pişmanlığınız?
Çok yanlış işlerim oldu ama pişmanlığım yok. Yanlış işleri at, doğru işler kalsın demek beleşçiliktir. Bir daha dünyaya gelsem tıpatıp aynı hayatı, dakikası değişmeden, aynı insanlarla, bütün ömrüm boyunca yaşamak isterim