Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin, "Dünyanın gözü önünde böyle korkunç, böyle ürkütücü, böyle bir vahşi cinayetin işlenmiş olması gerçekten sözün bittiği yerdir. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın grup konuşmasında da yaptığı gibi ortadaki soruların mutlak suretle cevaplandırılması lazımdır. Bu soruların muhatabı da Suudi Arabistan yönetimidir." dedi.

Kurtulmuş, beraberindeki AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Elvan ile Mersin'de görev yapan basın mensuplarıyla kahvaltı programında bir araya geldi.

Burada bir konuşma yapan Kurtulmuş, AK Parti olarak seçim çalışmalarına uzun süre önce başladıklarını belirterek, "Altı haftadır seçim strateji heyeti olarak düzenli toplanıyoruz. Önce seçim süreciyle ilgili bütün gelişmeleri gözden geçiriyoruz. Seçim kampanyasının hazırlığını yapıyoruz. Aday tespit süreçlerini başlatıyoruz ve inşallah en kuvvetli, güçlü adayları bularak Türkiye'nin her yerinde, her ilinde, her ilçesinde birinci parti olmak iddiasıyla seçimlere hazırlık yapıyoruz." ifadesini kullandı.

Seçim hazırlıklarıyla ilgili bütün birimlerin sahadaki çalışmalarını sürdürdüğünü aktaran Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Çünkü bu seçim 24 Haziran'da milletimizin iradesiyle ortaya çıkan başkanlık sisteminin ilk seçimdir. Başkanlık sistemi konusunda millet kararını verdi Recep Tayyip Erdoğan'ı yeni sistemin ilk cumhurbaşkanı olarak seçti ve 24 Haziran'da da hem cumhurbaşkanlığı bakımından hem genel seçimler itibarıyla bir karar verdi. Bu seçim yerel bir seçim olmakla birlikte bunun üstünde bir mahiyet taşıyor. 31 Mart'ta yapılacak seçim bizim yeni yönetim modelimizin ilk seçimi olacak ve inşallah milletimiz büyük oranda AK Parti'ye oy vererek yeni sistemin önünü biraz daha açmış olacak. Bu seçimin bir bahar havası, demokrasi şenliği içerisinde Türkiye'nin her yerinde cereyan etmesini diliyorum. AK Parti ailesi olarak da her ilimizde en kuvvetli adayları, halktan en fazla oy alabilecek adayları çıkaracağız. Çok açık söylüyoruz artık. AK Parti'nin sırtına basarak ya da Recep Tayyip Erdoğan'ın karizmasının gölgesinden istifade ederek siyaset yapmanın imkanı ve zemini kalmamıştır. Bunu doğru bulmuyoruz. Bir diğer ifadeyle herkesin kendi gücü olması lazım. Bu gücü olan, halkta karşılığı olan ve gerçekten sevilen insanlarla seçimlere gideceğiz. Bunu sadece belediye başkanları için de söylemiyorum. Belediye meclis üyesi adayı olan arkadaşlarımızın her birinin de bir belediye başkanı kıratında insanlar olmasına dikkat göstereceğiz ve inşallah seçimlerde AK Parti olarak çok güçlü bir şekilde çıkmayı başaracağız."

"SORULARIN MUTLAK SURETLE CEVAPLANDIRIMASI LAZIM"

Kurtulmuş, gündeminin sürekli değiştiğini, her hafta başka bir gündemle karşı karşıya bulunulduğunu vurgulayarak, "Türkiye ve dünya gündeminin bir numaralı maddesi ise Cemal Kaçıkçı'nın öldürülmesi." dedi.

Kaçıkçı'nın dünya çapında bir gazeteci, bilinen ve tanınan bir insan olduğunu anlatan Kurtulmuş, Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Arabistan Konsolosluğu'na girdiğini ve bir daha çıkamadığını bildirdi.

Numan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Dünyanın gözü önünde böyle korkunç, böyle ürkütücü, böyle bir vahşi cinayetin işlenmiş olması gerçekten sözün bittiği yerdir. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın grup konuşmasında da yaptığı gibi ortadaki soruların mutlak suretle cevaplandırılması lazımdır. Bu soruların muhatabı da Suudi Arabistan yönetimidir. Bir konsoloslukta 'Efendim maksadını aştı, elimizden kaçtı, falanca adamı bir şekilde öldürdüler' diye bir mazeret üretmenin mümkün olmadığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Sorumlular kimse bu olayın arkasındaki failler kimlerse ve bu emri verenler kimlerse bunların mutlaka ortaya çıkarılması, soruşturmanın hiçbir kısmının örtülmeden bütün detaylarıyla dünya kamuoyuyla paylaşılması Türkiye'nin en önemli istediğidir ve sorumluluğudur. Bu çerçevede yine Sayın Cumhurbaşkanımızın dün ifade ettiği bir çağrıyı bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Bu olaya karıştığı artık delileriyle sabit olan 18 kişi, bunların hepsi Suudi Arabistan'a döndüler. Bunların suç yeri İstanbul olduğuna göre İstanbul'a getirilerek burada yargılanması, uluslararası kamuoyunu rahatlatmak bakımından da fevkalade önemlidir.Aksi takdirde bu olayın birkaç kişinin üzerine atılarak örtüleceği, ya da bir şekilde olayla ilgili olan esas faillerin ortaya çıkarılmayacağı gibi bir endişe şimdiden dünya kamuoyunda oluşmaya başlamıştır."

Olayın içinde olanların ortaya çıkarılması için Türkiye'nin elinden gelen her şeyi yaptığını anlatan Kurtulmuş, bu konudaki somut delilleri de Türkiye'nin uluslararası kamuoyuyla paylaşmaya hazır olduğunu vurguladı.

Bundan sonraki soruşturma faslını da bütün dünya kamuoyunun yakından takip edeceğini bildiren Kurtulmuş, "Bu aynı zamanda dünyayı yeniden soğuk savaş döneminde, hatta hatırlayın filmlere de konu oldu, işte falanca ülkeden adam kaçırıldı, falanca ülkeden meşhur bir gazeteci, bir iş adamı, bir bilim adamı öldürülür yok edilir gibi. Filmlere de konu olan bu soğuk savaşın maalesef ürkütücü cinayetler dönemine dönmek her halde dünyayı son derece rahatsız eder." dedi.

Numan Kurtulmuş, bu cinayetin tekil cinayet olmaktan çok öte anlamları bulunduğuna değinerek, şunları kaydetti:

"Bu anlamda inşallah bütünüyle soruşturma sonucunda her şey ortaya çıkacaktır. Eğer Suudi Arabistan yönetimi de soruşturmanın bütünüyle detaylarının ortaya çıkması ve dünya kamuoyunun rahatlatılmasını sağlayacak şeffaf bir iş birliğine hazır olmazsa şimdiden Suudi Arabistan yönetiminin yalnızlaşmaya başladığı süreçte giderek daha fazla yalnızlaşacaktır."

Kurtulmuş, "Bu emri kim verdi?" sorusunu dünyadaki herkesin sorduğunu vurgulayarak, Suudi Arabistan'ın şeffaf bir iş birliğine uluslararası alanda razı olmaması durumunda ciddi bir yalnızlaşma sürecinin içine gireceğini yineledi.

Konuyla ilgili soruşturmanın başsavcı vekili başkanlığında sürdüğünü hatırlatan Kurtulmuş, "Her gün yeni bir bilgi veya bulguya ulaşılıyor. Bunlar derli toplu bir şekilde ortaya konuluyor ve bir sonuca doğru ulaşılacağını ümit ediyoruz. Dün Cumhurbaşkanımızın sorduğu soruları bir daha sormuyorum ama bu soruların içerisinde herhalde en çok dikkati çeken 'Bu emri kim verdi' sorusudur ve bu talimatı verenlerin de ortaya konulması lazım." dedi.

TÜRKİYE'NİN EV SAHİPLİĞİNDE DÜZENLENECEK DÖRTLÜ ZİRVE

Kurtulmuş, cumartesi günü İstanbul'da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un katılımıyla dörtlü zirve gerçekleştirileceğini anımsattı.

Bu zirvenin, hem Türkiye'nin uluslararası alanda geldiği noktayı göstermesi bakımından hem de bölgedeki barışın tesisi yönünde atılacak adımların oluşturulması anlamında önemine değinen Kurtulmuş, "Türkiye, çok taraflı bir diplomasi imkanına sahip olan bir ülkedir." diye konuştu.

Kurtulmuş, Suriye konusunun son 100 yılın en ağır sorunlarından birisi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Vekalet savaşları üzerinden yeni üretilen terör örgütleriyle, bölgenin cehenneme çevrildiği, bir tarafında DEAŞ'ın, bir tarafında YPG/PYD'nin de olduğu, bölge ülkelerinin güvenliklerini tehdit eden, sınırlarının değişmesini tehdit eden bir mahiyet kazandığı zor bir denklem haline gelmiştir. Yıllar öncesinde diyorduk ki, 'Vekalet savaşlarının bir sonu var, bu vekalet savaşlarının maşaları olan terör örgütleriyle bu savaşı sürdüren büyük ülkeler, örneğin ABD ve Rusya, bu savaşın bitirilmesi için bir irade ortaya koymazsa bir müddet sonra kendileri çatışma noktasına gelecek.' Ayrıca, bu vekalet savaşını hiçbir ülkenin tek başına çözme imkanı ve ihtimali kalmamıştır."

"TEMEL HEDEFİMİZ İDLİB VE MENBİÇ'TE BARIŞIN SAĞLANMASI"

Kurtulmuş, Suriye ve Irak'ta devam eden gerilim tablosunda, bu savaşlardan en çok etkilenen ülkelerin başında hiç şüphesiz Türkiye'nin geldiğini ifade etti.

Türkiye'nin uzun yıllardır terör örgütleri üzerinden "hizaya sokulmaya" çalışıldığını belirten Kurtulmuş, "Bunlara karşı da hayati bir mücadele veriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendi beka sorununu kendisi halledecek bir yetkinlikte." diye konuştu.

Kurtulmuş, Türkiye'nin hem kendi topraklarında hem dışarıda bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüğüne işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bakınız İdlib'de Ruslarla, Menbiç'te ABD'lilerle müzakere ediyoruz. Her iki tarafta da bizim temel hedefimiz, İdlib ve Menbiç'in orijinal halkının, yerli halkının kendi bölgelerine rahatlıkla dönebilecekleri bir barışın temin edilmesidir. Bizim Suriye'nin ve Irak'ın bütünüyle ilgili olarak ortaya koyduğumuz perspektif, Suriye'nin de Irak'ın da toprak bütünlüğünün korunması zaruretidir. Bunun için Türkiye, masadaki gücünü arttırmak için sahada var olmasının şart olduğunun gereği, Zeytin Dalı Harekatı ve Fırat Kalkanı Operasyonu'nu yapmıştır. Bu operasyonlar olmasaydı, mesela Astana süreci, ardından Soçi Mutabakatı ile bugün geldiğimiz noktaya gelemez, İdlib'de yaklaşık 4 milyon insanı koruyabilecek bir performansı ortaya koyamaz, Menbiç'te de Menbiç halkının yerine dönmesi için, PYD/YPG'nin oradan temizlenmesi için kararlılığını bir şekilde sürdüremezdi. Türkiye bugün geldiği noktada çok kararlı diplomasiyle bölgede kalıcı barışın sağlanması amacıyla kuvvetli adımlar atıyor. Ümit ediyoruz ki 27 Ekim'de İstanbul'da yapılacak olan dörtlü zirve bu anlamda çok önemli ve değerli bir adımın başlangıcı olacak."

Kurtulmuş, dörtlü zirveden olumlu sonuçlar çıkmasını ümit ettiklerini aktararak, "Şimdiden bu zirvenin, Türkiye'nin uluslararası alandaki diplomatik gücünün göstermesi bakımından çok önemli bir yer tuttuğunu ve 27 Ekim'den sonraki süreçte de uzun uzun dünya kamuoyunda konuşulacağını ifade etmek isterim." dedi.

"HİÇBİR ŞEKİLDE EGE'DE OLDU BİTTİYE İZİN VERMEYİZ"

Kurtulmuş, Ege'de 12 mil tartışmasıyla ilgili de şu değerlendirmeleri yaptı:

"Karasularının 12 mile çıkarılması meselesi, Türkiye için başından itibaren bir savaş nedeni olarak kabul edilen bir durumdur. Türkiye, zaman zaman Yunanistan'ın, Türkiye'nin başka gerilimlerden istifade ederek bir oldu bitti yapmak istediği bu karasuları meselesini her zaman uyanık bir şekilde yakinen takip eden bir ülkedir. Biz, hiçbir şekilde Ege'de bir oldu bitti olmasına müsaade etmeyiz. Bunun için de Türkiye, Ege'de Yunanistan'ın atmaya çalıştığı adımları ciddi şekilde takip ediyor. Kendi hakkını hukukunu, Ege'deki, egemenlik haklarını, karasularımızdaki egemenlik haklarını sonuna kadar savunabilecek bir kararlılığı ortaya koyuyor. Bazen de alışkanlık haline getirdikleri bu tutumdan vazgeçeceklerini ümit ediyoruz. Bizim Ege'de herhangi bir şekilde 12 mil meselesine göz yummayacağımızı, Türkiye'nin karasularını, hakkını, hukukunu sonuna kadar koruyacağımızı bir kez daha dünya kamuoyuna ifade ediyoruz."