Hakkı Devrim musahhih olur
Bab-ı Ali kriterleri geçerli olsa, Hakkı Devrim mümkün değil köşe yazarı olamaz, meslek-i aslisi musahhih'liğe geri döner.
ATILGAN BAYAR atilganbayar@haberturk.com
Hakikaten Hakkı Devrim, Avrupa Yakası’nda, herkesin işine gücüne karışan, yerli yersiz hayata müdahale eden huysuz bir baba rolünü mükemmelen oynayabilir…
Yazarlıkta da yapığı bu değil mi? Noktayı koymamışsın, virgülü düşürmüşsün, o kelime orada hiç şık durmamış…
Ne yaratıcı bir gazetecilik başarısı ve Okan Bayülgen’e de yakışan ne derinlikli bir düşün adamı değil mi?
Bugün baktım…
Hürriyet Gazetesi’nin bir haberinde ‘domestik’ kelimesini kullanmasını eleştirmeye cüret ediyor.
Hürriyet’in eki Kelebek ne demiş?
“(Ebru Şallı)...evli, çocuklu, zengin ve mutlu bir kadın olmakla yetinmedi. Yemek yapmak, evlilik, hamilelik ve çocuk sahibi olmak gibi domestik konularla da gündemde kalınacağını cümle âleme gösterdi.”
Ne var bunda diyeceksiniz.
Şu varmış: Bay Devrim, sözlüğe bakmış şunu görmüş:
“Fransızca-Türkçe Sözlük'e baktım (Tahsin Saraç). Domestik'i şöyle tarif etmiş: «sıf. 1. Eve, aileye dair; evlik; evcil (Domestik ekonomi, domestik kavgalar, derler). 2. Evcil (Domestik hayvanlar). 3. Yuva, ev (Domestik mobilyalar manastırı hatırlatıyordu). 4. i. Hizmetçi veya uşak (Evde ona domestik muamelesi yapılıyordu).”
Eee?
Bir de bakış açısı ve engin deneyimi var tabi:
“Bizde bu son (yani «hizmetçi») anlamında, ama hayli dar bir çevrede ve bir zamanlar kullanıldığını hatırlıyorum.”
Sabır… diyoruz…
Yahu Hakkı bey, Devrim. Siz evinizden dışarı çıkmıyorsunuz, hayata şöyle bir bakmıyorsunuz, hatta öve öve bitiremediğiniz Avrupa Yakası’nı bile seyretmiyor olmalısınız ki, bu kelimenin Türkçe’de ne kadar yaygın olarak kullanıldığını idrak edememişsiniz.
Kelimenin sırf orjinali değil, ‘domez’ gibi argolaşmış biçimleri de ‘evcil’, ‘hizmetçimsi’ anlamlarında vatan sathında pek bir yaygın.
Siz de itiraf etmişsiniz. Türkçe Sözlük’lerde de artık var!
“Hürriyet'çilere «Bu nereden çıktı şimdi?» diye de soramam; haklı olarak sözlükten, derler.”
Ama sizin kelimenin sözlüklere kadar girdiğini anlamamanız lazım ki, Hürriyet’e bir ‘kılçık atabilin.’ Yoksa, Hürriyet’i okuyan en ortalama zihin bile, ‘Yemek yapmak, evlilik, hamilelik ve çocuk sahibi olmak gibi domestik konularla da gündemde kalınacağını…’ gibi bir söz dizininden kelimenin anlamını çıkartabilir değil mi?
Cümle, kelimenin manasını zaten kendisi veriyor değil mi?
Buna da ‘karine’ deniliyor, değil mi?
Ama yok…
Hakkı Devrim, ‘Meleklerin Cinsiyeti’ni tartışacak ya… Misafir olduğu evde, temizlikçi evi köşe bucak temizleyip, her şeyi yerli yerine koyduktan sonra gelip şöyle bir bakacak…
“I-ıh… Olmamış ayol! Çek şu sehpayı iki santim kenara… Bak bakayım sen bana, bu vazonun yeri burası mıydı, çek bakayım onu da bir mikron sola…” diye duruma hakim olacak.
Hayır, Hakkı Devrim evi çekip çeviren domestik bir yazar, gazeteci bile değil.
Evin çalışkan hanımına iş öğreten misafir ‘teyza’nım’ olacak…
Böyle olmazsa…
E ne iş yapacak o zaman Hakkı Devrim?
Eskiden gazetelerde musahhih’ler vardı, bir tashih’i kaçırmazdı…
Şimdi nedense musahhih’e iş yaptımayıp, köşe veriyor, Devrimgillerin ifadesiyle ‘İkitelli Medyası’.
Bilmiyor ki, Bab_ı Ali kriterleri geçerli olsa, Hakkı Devrim mümkün değil köşe yazarı olamaz, meslek-i aslisi musahhih'liğe geri döner.
Hürriyet’in cümlesini tekrar yazıyorum:
“Hakkı Devrim, tashih yapmak, dedikodu anlatmak, çocuk sahibi olmak gibi domestik konularla da gündemde kalınacağını cümle aleme gösterdi.”
Ebru Şallı ile aynı ölçüde başarı kaydetti.
Deklanşöre basıyorum:
Musahhih’lerin köşe yazdığı bir gazetede, muharrir bulunması zaten mümkün değildir.