Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Medya Perihan Mağden hangi gazetede yazmaya başladı?

        Radikal'den ayrıldıktan sonra başka bir gazetede yazmayan ve son romanı "Ali ile Ramazan"ı çıkaran Perihan Mağden, bugünden itibaren Taraf gazetesinde yazmaya başladı. Mağden'in ilk yazısı ise Survivor Taner üzerine.

        İşte Perihan Mağden'in ilk yazısı:

        1 Survivor Modeli Olarak TANER ya da Orta Dünyalılarda Mütemadî Çocukluk

        Survivor Adası’na ışınlandığımda (bizim salonda öyle bir sistem var; sizinkinde de) Fenomen Taner bir kütüğün üstüne eğilmiş, yakında Ünlüler Adası’na (evet, bir çocuk romanı) taşınacakları için adasının (yani kütüğün) karıncalarıyla vedalaşıyordu.

        Karıncalar en az Taner kadar doğal ve zarafetten yoksun oldukları için üstüne başına tırmandılar ve Taner’i hasret ve duyguyla ısırmaya başladılar.

        Bu, Aklıselim Sitesi’nde bodrum katı sahipleri için dahi umulduk ancak İlk İnsan Taner için umulmadık gelişme, tipik bir Taner Reaksiyonu’na (tıbbî terimleri bağışlayın; Baden Baden’de nükleer tıp okuyorum) neden oldu ve Taner “Ceydaa! Gökhaaan! Taçmin: yetişin!!” diye bağırmaya başladı.

        Zira adada “Anneee! Ablaaa!” diye bağırmasının imkânı yoktu ve üç ila yedi yaşları arasında donmuş kareye alınmış olan Taner kendinden illallah demiş bulunan ve ne yapıp etse (artık Budist bir mertebeye erişmişçesine) iplemeyen ada “arkadaşlarından” medet umuyordu.

        Taner primitif bir varlık, “comical” 1 Tarzan olarak her daim bir uçtan öbürüne sallanıyor: Yalnız kalma arzusundan grubun dibinden ayrılamamaya, tek başına halt karıştırmadan duramamaktan her daim başkalarının yardımına muhtaç (ve arzulu) olmaya bir ağaçtan öbür ağaca geçişleriyle başımızı döndürüyor, ruhumuzu oyalıyor, her halükârda bizi kendisine bağlıyor. Müptela ediyor. Müptezelliğinde bir aşinalık bulmamızı temin ediyor.

        Hakîkaten bir TEMİNEDİCİ Taner. “Terminatör” gibi bu kavramı şimdilik not edelim. Doktoramızın ileriki bölümlerinde açıklamaya gayret edeceğiz.

        Acun bir nevî medya jenisi olabilir. Zira tüm Türkiye Nihat Doğan Fenomeni’ne kilitlenmişken karşı adada Taner’i yaratıklandırdı. Medya tepsisinde sundu bize ve “deli deliyi görünce sopasını saklar mı?” “bir ipte iki cambaz oynar mı?” gibi atasözlerimizi test edip onaylama ya da onaylamama imkânını (cömertçe) ikram etti.

        Nihat Doğan’ın nerdeyse silip süprülmesi hali (hoş, bir gözümüz hâlâ onda, hâlâ manyaklık çeşmelerinden bir tas olsun içebilme ihtimallerimizden vazgeçmiş değiliz) içinde debelendiğimiz Siyasî Tarihimiz’e de acayip iki (2) far tuttu: MUHALEFET EKSİKLİĞİ.

        Diyelim Sn. Erdoğan’ın Çılgın Projesi’nin karşısına eşit “cilginlikta” (İngilizce yazdım) bir projeyle daha çıkılsa/çıkılabilse sinirlerimiz belki de “Yok artık! Binlerce yıllık İstanbul da gidiyor mu yoksa elden!” diye böylesine tel tel olmayacak.

        Oysa Ünlüler Adası’ndan Recep Tayyip adlı yarışmacımızın karşısına çıka çıka Devlet isimli yarışmacının “Pisküvit”iyle, Kemal adlı yarışmacının gariban söylemi çıkıyor. Bizim büyük çaresizliğimiz!

        Acun Ilıcalı Nihat Doğan Meselesi’ni Taner: Hiç Büyümeyen Çocuğa Övgü adlı eseriyle dengelemekle kalmadı, Taner özelinde bir kez daha Orta Asya’dan kısraklara binip gelen atalarımızı, mahsulleri, yani bizleri, haydi cömertçe söyleyelim TÜRKLERi düşünmemize vesile oldu.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ