Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Azmin adı Bahattin Hekimoğlu... 2006 yılının yaz ayında arkadaşlarıyla beraber Heybeliada'ya gitti. "Hayatımın en güzel yazlarından biriydi çünkü üniversiteye girmeye hak kazanmıştım" diyor Hekimoğlu...

Eğlenmek için gittikleri Heybeliada, kahkahalarla geçen o güzel günün bir daha asla unutulmamasına neden oldu. 

Bahattin Hekimoğlu, iskeleden denize balıklama atlamasıyla dibe çakıldı ve boynu kırıldı. Denizden çıkamadığı için boğuldu, kalbi durdu. Hastaneye kaldırılan Hekimoğlu, ameliyata alındı ancak bir daha yürüyemeyecekti. 

"Doktorum artık felç olduğumu ve bundan sonra yürüyemeyeceğimi söyledi" diyen Hekimoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "İşte bu cümle, benim için yeni bir hayatın başlangıç cümlesiydi."

Kazadan iki yıl sonra "Artık evden dışarı çıkmanın zamanı geldi" diyen Hekimoğlu, şimdilerde Okçular Vakfı Spor Kulübü’nün lisanslı oyuncusu. Bedensel Engelliler Okçuluk Açık Hava Türkiye Şampiyonası'nda Türkiye birincisi oldu. Yakın zamanda Avrupa’daki yarışmalara da katılacak olan Hekimoğlu, "Hedefim ülkemi en iyi şekilde temsil etmek... Bunun için elimden gelenin en iyisini yapmak için var gücümle çalışıyorum" diyor. 

BOYNU KIRILDI, BOĞULDU, KALBİ DURDU

En mutlu günlerinizden birinde talihsiz bir kaza geçirdiniz. Bize hikayenizi anlatır mısınız?

1989 yılında İstanbul Şişli’de doğdum. 2006 yılında lise eğitimimi tamamladıktan sonra Sakarya Üniversitesi’ni kazandım. Ve o yaz... 2006 yazı... Hayatımın en güzel yazlarından biriydi. Çünkü üniversiteye girmeye hak kazanmıştım. Güzel bir tatili hak etmiştim artık. 9 arkadaş eğlenmek için Heybeliada'ya gitmiştik. Hep beraber gülüyor, eğleniyor, şakalaşıyorduk. Her şey o kadar mükemmeldi ki. Bir an bulunduğumuz iskeleden denize balıklama atladım. Su yeterince derin olmadığı için dibe çakıldım. Oracıkta boynum kırılmış. Suyun içinden çıkamadığım için boğulmuşum ve kalbim durmuş. En büyük şansım bir doktorun da benim gibi orada yüzüyor olmasıydı. Doktor, bana ilk yardım müdahalesinde bulunmuş. Gözümü açtığımda iskelede yatıyordum. Beni apar topar hastaneye kaldırdılar. Pazar günü olması nedeniyle o gün beni ameliyata alamadılar. Ertesi gün ameliyat oldum ve boynumdaki kırık kemiğin yerine platin taktılar. Ve sonra doktorum artık felç olduğumu ve bundan sonra yürüyemeyeceğimi söyledi. İşte bu cümle, benim için yeni bir hayatın başlangıç cümlesiydi.

"NEDEN BUNCA ZAMAN EVDE OTURMUŞUM"

Yanılmıyorsam 12 yıldır tekerlekli sandalyede yaşıyorsunuz, ama kendinizi eve mahkum etmediniz. İlk iki yıl kendinizi eve kapattınız ama artık kabuğunuzu kırdınız. Okçuluk alanında birinciliğiniz var. Avrupa'ya açılmayı düşünüyorsunuz. Bu anlamda motivasyonunuz ne oldu? Ne zaman bir şeyler yapmaya karar verdiniz? 

Evet, iki yıl boyunca evden çıkamadım. Yeni bir hayata alışma süreci, benim için çok zordu. Ancak, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) ile tanıştıktan sonra hayatım değişti. 2008 yılında Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD)’un akülü tekerlekli sandalye kampanyasından faydalandım. Artık evden dışarı çıkmanın zamanı gelmişti. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin 2013 yılında başlattığı Engelsiz Tasarımcılar – Kırlangıç Projesi kapsamında 12 aylık grafik tasarım alanında mesleki eğitim aldım. Eğitimden sonra dernekte çalışmaya başladım. İnsanlara faydam dokunmaya başladı, engellilere umut olduğumu görmek beni son derece mutlu etmeye başladı. Kendime, ‘neden bunca zaman evde oturmuşum’ dedim. Bu toplumda ben de varım ve bunu en iyi şekilde göstermem gerektiğini düşündüm. Sonra bir spor dalı ile ilgilenip kendimi geliştirmek istedim. Daha sonra sporda başarılı olduğumu görmek motivasyonumu artırdı, bu hayatta hiçbir şey için engel olmadığını insanlara göstermek istedim. Bu aslında, topumda ben de/biz de varım/varız demenin başka bir şekliydi. Malum insanlar bizlere karşı ön yargılı.

Aralık 2016’dan beri Okçular Vakfı Spor Kulübü’nün lisanslı oyuncusuyum. Engellilere uygun mimari yapısı, vermiş olduğu hizmet kalitesiyle tüm sporcularından desteğini esirgemediği için Okçular Vakfı Spor Kulübü’ne canı gönülden teşekkür ederim. Okçuluk, çok keyifli bir spor ve başarılı olmak için elimden geleni yapıyorum. Türkiye 1'incisi oldum ve yakın zamanda Avrupa’daki (ÇEKYA) düzenlenecek olan yarışmalara katılacağım. Hedefim ülkemi en iyi şekilde temsil etmek ve bunun için elimden gelenin en iyisini yapmak için var gücümle çalışıyorum. Bu arada bir teşekkürüm daha olacak, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği, her konuda olduğu gibi spor konusunda da desteğini benden esirgemedi. TOFD Genel Başkanı Ramazan Baş ve dernek çalışanlarına teşekkür ederim.

"FIRSAT VERİLİRSE ENGELLİLERİN NELER YAPABİLECEĞİNİ HEPİMİZ GÖSTERECEĞİZ"

Sporla ilgilenmek hayatınızı nasıl etkiledi? Hayatınızda neleri değiştirdi? Başkalarına da öneriyor musunuz?

Kesinlikle öneriyorum. Spor sayesinde hayatımda çok şey değişti. Kendimi daha zinde hissediyorum. Kendime daha çok yetebiliyor yatak ve sandalye arası geçişimde daha az yoruluyorum. Sporu bir yaşam biçimi olarak hayatımıza katmamız gerektiğini düşünüyorum. Şu an evinden dışarıya çıkamayan binlerce engelli birey var. Fırsat verilirse engellilerin de neler yapabileceğini hepimiz göreceğiz. Engelliler, toplumda daha çok var olmalı, sanatla sporla ilgilenmeli, meslek edinmeli, topluma fayda sağlamalı. Buradan tüm engellilere sesleniyorum, evinizden dışarı çıkın ve engelleri birer birer aştığınızı göreceksiniz. Tıpkı benim gibi. Umudunuz ve inancınız hiçbir zaman yitirmeyin. Unutmayın ki istemek başarmanın yarısıdır.

"DERİNLİĞİNİ BİLMEDİĞİNİZ SIĞ SULARA KESİNLİKLE ATLAMAYIN"

Her yıl çok sayıda insan sığ sulara atlayarak tekerlekli sandalyeye mahkum oluyor. Bu konuyla ilgili ne söylemek ve hangi uyarılarda bulunmak istersiniz? 

Derinliğini bilmediğiniz sığ sulara kesinlikle atlamayın. Sağlığınız her şeyden önemli. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği, her sene bu konuda kamu spotu hazırlıyor; seminerler ve eğitimler düzenleniyor. Ancak bu çalışmaların desteklenmesi ve sürekliliğinin sağlanması gerekiyor. Bu noktada görev belediyelere düşüyor. Belediyeler deniz kenarlarına uyarı levhaları koymalı, insanları bilinçlendirmeli ve uyarmalı.