Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Karanlığın sonu! Pandemi fırsatı bitmeden...
0:00 / 0:00

Dünyada bir bir koronavirüs vakalarının görülmeye başlamasının ardından 'Virüs Türkiye'ye geldi mi?' sorularını sormaya başladık. Türkiye'de ilk vaka 2020 Mart ayında bildirildi. "Ülkemizde ilk vakanın bildirilmesiyle birlikte, her gün artan vaka oranları ve ölüm sayıları ile en temel varoluşsal kaygımız yani ölüm kaygısı toplumsal düzeyde tetiklendi" diyor Bezmialem Vakıf Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdem Deveci.

"KAYGI İNSANOĞLUNA ÇOK ÖNEMLİ BİR HEDİYE"

"Kaygının insanoğluna çok önemli bir hediye olduğunu düşünüyorum" diyen Doç. Dr. Erdem Deveci, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Havaların soğumasıyla birlikte vaka sayılarında görülen artış ve sokağa çıkma kısıtlamalarının yeniden gündeme gelmesi, toplumsal kaygının daha çok yükseldiğini ve 2020’ye veda ederken rahat bir nefes alacağımız günlere hasretimizin en üst düzeye ulaştığını görüyoruz. Kaygı insanoğlu için çok önemli ancak ideal düzeyde olmak kaydıyla. Ilımlı düzeyde kaygı yaşayan ve kaygısını yönetmeyi başarabilen bir öğrencinin ders başarısının yüksek olması gibi, pandemi dönemini de ideal düzeyde kaygı yaşayan ve kaygısını yönetebilen bireyler bu süreci en az hasarla ve hatta belki kazançla atlatacaklar."

"KARANLIĞIN SONUNA GELDİK"

Gelen aşı haberleriyle birlikte umudun arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Deveci, "Artık pandemi sürecinde sonunu görmediğimiz derin karanlıklardan kurtuluyoruz. Gelen aşı haberleriyle beraber şafağın ilk ışıkları tan yerinde belirdi bile. Bundan sonra umutlarımızı besleyen haberler hepimizi karanlıktan hızlıca çıkaracak ve eski güzel günlere hızlıca kavuşacağız. Aşının tüm toplumda uygulanması ile birlikte toplumsal bağışıklığın ortaya çıkması ve hastalığın tamamen gündemden çıkarılabilmesi için hala bir süreye ihtiyaç var görünüyor" diyor.

"YAŞADIĞIMIZ BU ZAMANLARI BİR YATIRIM OLARAK GÖRMELİ"

"Sevdiklerinizi ne kadar tanıyorsunuz? Nelerden hoşlanıyorlar? En çok nelerden korkuyor ya da merak ediyorlar? Yaşadıkları en sıcak anıları ya da yüreklerine dokunan, onlara heyecan ya da hüzün veren hangi kıymetlerini saklıyorlar zihin hazinelerinde biliyor musunuz? Annenizin ya da babanızın belki sizin çocukluğunuzu ve kimliğiniz de inşa eden yaşanmışlıklarla dolu anı kitapçıklarını dinleyebildiniz mi kendi seslerinden? Ya da siz çocuklarınıza neler aktarabildiniz yıllarca hayat tecrübelerinizle kardığınız yaşam iksirinden onların taze fidan köklerine? Eşinize onu ne kadar sevdiğinizi göstermek için zaman bulamıyor musunuz?" diye soran Doç. Dr. Erdem Deveci, şöyle diyor: "Alın işte size fırsat! Arkadaşlarınız ya da komşularınızı arayıp sormanız “senin varlığın ve yanımda olduğunu hissetmek bana güven veriyor, bu güven en karanlık günleri dahi aydınlatıyor” manasını kelimelerle olmasa bile bir güler yüz hatta online bir görüşmeyle bile iletiyor emin olun. Yakındaki bahar günlerinde fazlasıyla sevgi toplamak için yaşadığımız bu zamanları bir yatırım ya da bir ekim fırsatı olarak görmeli."

DEPRESYON VE ANKSİYETE BOZUKLUĞU VAKALARINDA ARTIŞ

Kısıtlamaların bireyleri engellenmiş, belirsizlik hisleri ve kaygıyla birlikte öfkeli de hissettirebileceğini kaydeden Doç. Dr. Deveci, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bazen gerçekten dibe çökmüş bulabiliyoruz kendimizi. Ama unutmayın yalnız değilsiniz. Bu süreçte klinik pratikte depresyon ve anksiyete (kaygı) bozukluğu vakaları çok arttı. Unutmayın sizin gücünüz bu sınırları profesyonel destek eşliğinde aşmaya yeter. Böyle süreçleri aşmada ev içinde yapabileceğiniz egzersizler, okuyacağınız kitap ya da yazacağınız yazı, şiir ya da denemeler, nefes ve gevşeme egzersizleri de size büyük destek sağlayacaktır. Zaman kısıtlılığından dolayı vazgeçtiğiniz hobileri eskinin tozlu raflarından indirebilirsiniz. Ya da evcil bir can dostu yarım kalan yanınızı tamamlayacak olabilir."

"EN ÇOK KAZANAN BU DÖNEMİ EN İYİ DEĞERLENDİRENLER OLACAK"

Evdekilerle artık daha çok ortak noktamız olduğunu belirten Doç. Dr. Deveci, şu önerilerde bulunuyor: "Öyleyse ortak noktalarımıza daha çok dokunalım. Sıkılmalarımızı konuşalım. Örneğin, kaygılarımızı, korkularımızı, ümitlerimizi, planlarımızı ve hayallerimizi. Çocuklarınız sizinle oyun oynayınca daha çabuk büyüyorlar. Siz yukarıda ve uzaktayken küçük kalıyor ve küçük hissediyorlar. Ama onların dünyasında onlarla göz göze aynı hizada olduğunuzda büyüyüveriyorlar birden. Hadi bu kısıtlama sürecini kaçırmayın, büyütün onları! Ya da artık büyüdüler mi diyorsunuz? Birçok ören yeri-müze, konser, tiyatro ve kültür-sanat etkinlikleri online olarak çalışmalarını sürdürüyor. Ya da ailecek izleyebileceğiniz çok güzel filmler okuyabileceğiniz kitaplar var. Mümkün olduğunca her gün ailece bir etkinlik planlayın ve evinizden o etkinliğe katılın. Sonrasında etkinlikle ilişkili konuşun, hoşlandığınız hoşlanmadığınız yönlerini, daha iyi nasıl olabilirdi konuşun. Filmin senaryosunu farklı bitirin ve yazdığınız kısa alternatif senaryoyu paylaşın. Hem kendinizi hem sevdiklerinizi daha çok tanımış olacaksınız. Korona kışı bitiyor ve bahar ve hatta yaz geliyor, ama unutmayın en çok kazanan bu dönemi en iyi değerlendirenler olacak."

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.