Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Özay Şendir yazdı

        Cem Yılmaz'ın son filmi A.R.O.G basın gösterimi yapıldığı günden beri

        köşelerde hırpalanıyor.

        Köşelerin ne dediğinin pek önemi yok ama normal seanslarda da salonlardan kahkahalar yükselmiyor.

        Bu durum, A.R.O.G'un kötü bir film olduğunu değil Türkiye'de beklenti

        yönetmenin hala başarılamadığını gösteriyor.

        A.R.O.G çekimleri başladığı günden bu yana medya gündeminde.

        Bütçesi, oyuncuları, animasyonları ve set hikayeleriyle magazinden ekonomiye

        her gazetenin her bölümünde haber oldu.

        Hatta Rıdvan'ın kısa oyunculuğu ve Avrupa Şampiyonası döneminde bir milli

        maç sevinci haberiyle de spor sayfalarına giren ilk film olma özelliğini

        kazandı.

        Bu haberler filme dair beklenti çıtasını ortalamanın üzerine çekti.

        Ardından promosyon sürecindeki filmde "bilmem kaç bin espri var" cümlesi

        geldi.

        Bu cümleyi başkası söylese çok ciddiye alınmaz ama laf Cem Yılmaz'ın

        ağzından çıkınca iş değişti.

        Sonuçta reklam ya da sahne,30 saniye ya da saatlerce, insanları her durumda rahatlıkla güldürebilen birinden söz ediyoruz.

        İşte tüm bu faktörler bir araya gelince insanlar A.R.O.G'a film seyretmek

        için değil de gülmekten çatlama beklentisiyle gittiler.

        O beklenti karşılanmayınca da mırın kırınlar başladı.

        Oysa Cem Yılmaz'ın gözlem yeteneğinin cesur teknik denemelerle birleşmesi

        sonucu ortaya hoş bir film çıkmış.

        "Sen futbolun resmini yapabilir misin Abidin?" gibi bazı espriler sadece "A

        plus" denilen gruba hitap etse bile A.R.O.G'a haksızlık etmemek lazım.

        Gelelim başta söylediğimiz beklenti yönetememe hastalığına.

        Türkiye'de A.R.O.G ile örneklenen bu durum yemin ederek göreve başladığında

        Obama içinde geçerli olacak gibi duruyor.

        Brüksel'deki bir Lübnan lokantasının duvarında da Obama'nın "Yes,we can"

        sloganıyla afişi duruyor,Belfast'ta İRA'nın beslendiği Katolik

        mahallesindeki dükkanların duvarlarında da.

        Herkes Obama'dan Amerika'dan önce dünyayı düzeltmesini bekliyor.

        Beklenti çıtası yükseldikçe de Obama'nın yapacaklarının tatmin edici olması

        zorlaşıyor.

        Örnekleri çoğaltmak hatta Guiza'nın İspanya gol kralı olarak Fenerbahçe'ye

        gelmesinin yarattığı artı baskıdan söz etmek mümkün.

        Bayram günü lafı ve örnekleri fazla uzatmayalım,

        Zirveye doğru ve herkesin beklentilerini karşılayan vaatlerle çıkarsınız ama

        orada kalmak için beklentileri yönetmeyi de bilmek gerekir.

        ozaysendir@haberturk.com

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ