Özay Şendir yazdı
Cem Yılmaz'ın başına gelen Obama'nın da başına gelecek
Cem Yılmaz'ın son filmi A.R.O.G basın gösterimi yapıldığı günden beri
köşelerde hırpalanıyor.
Köşelerin ne dediğinin pek önemi yok ama normal seanslarda da salonlardan kahkahalar yükselmiyor.
Bu durum, A.R.O.G'un kötü bir film olduğunu değil Türkiye'de beklenti
yönetmenin hala başarılamadığını gösteriyor.
A.R.O.G çekimleri başladığı günden bu yana medya gündeminde.
Bütçesi, oyuncuları, animasyonları ve set hikayeleriyle magazinden ekonomiye
her gazetenin her bölümünde haber oldu.
Hatta Rıdvan'ın kısa oyunculuğu ve Avrupa Şampiyonası döneminde bir milli
maç sevinci haberiyle de spor sayfalarına giren ilk film olma özelliğini
kazandı.
Bu haberler filme dair beklenti çıtasını ortalamanın üzerine çekti.
Ardından promosyon sürecindeki filmde "bilmem kaç bin espri var" cümlesi
geldi.
Bu cümleyi başkası söylese çok ciddiye alınmaz ama laf Cem Yılmaz'ın
ağzından çıkınca iş değişti.
Sonuçta reklam ya da sahne,30 saniye ya da saatlerce, insanları her durumda rahatlıkla güldürebilen birinden söz ediyoruz.
İşte tüm bu faktörler bir araya gelince insanlar A.R.O.G'a film seyretmek
için değil de gülmekten çatlama beklentisiyle gittiler.
O beklenti karşılanmayınca da mırın kırınlar başladı.
Oysa Cem Yılmaz'ın gözlem yeteneğinin cesur teknik denemelerle birleşmesi
sonucu ortaya hoş bir film çıkmış.
"Sen futbolun resmini yapabilir misin Abidin?" gibi bazı espriler sadece "A
plus" denilen gruba hitap etse bile A.R.O.G'a haksızlık etmemek lazım.
Gelelim başta söylediğimiz beklenti yönetememe hastalığına.
Türkiye'de A.R.O.G ile örneklenen bu durum yemin ederek göreve başladığında
Obama içinde geçerli olacak gibi duruyor.
Brüksel'deki bir Lübnan lokantasının duvarında da Obama'nın "Yes,we can"
sloganıyla afişi duruyor,Belfast'ta İRA'nın beslendiği Katolik
mahallesindeki dükkanların duvarlarında da.
Herkes Obama'dan Amerika'dan önce dünyayı düzeltmesini bekliyor.
Beklenti çıtası yükseldikçe de Obama'nın yapacaklarının tatmin edici olması
zorlaşıyor.
Örnekleri çoğaltmak hatta Guiza'nın İspanya gol kralı olarak Fenerbahçe'ye
gelmesinin yarattığı artı baskıdan söz etmek mümkün.
Bayram günü lafı ve örnekleri fazla uzatmayalım,
Zirveye doğru ve herkesin beklentilerini karşılayan vaatlerle çıkarsınız ama
orada kalmak için beklentileri yönetmeyi de bilmek gerekir.