Mektup krizi sürüyor!
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, Kılıçdaroğlu'na gönderdiği mektupla ilgili açıklama yaptı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz, ''Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı'nı makamına ve pozisyonuna uygun olacak bir davranışta görmeyi umut ettiğini'' bildirdi.
Kapusuz, yazılı açıklamasında, ''bir CHP'li milletvekilinin şahsını dedikodu ve yalanına alet etmesi üzerine Genel Başkan'a gönderdiği mektubunun geri gönderildiğini basından öğrendiğini'' belirtti.
''Bugüne kadar arkadaşları ve yakın kurmayları tarafından sayısız kez yanlış yönlendirilen Genel Başkan'ın kendi iradesiyle gerçeği öğrenme gereği duymadan bir kez daha gaflet çukuruna düşürüldüğünü'' ileri süren Kapusuz, şunları kaydetti:
''Meselenin aslı şudur; düşünmeden attıkları bir adım yüzünden parlamentoda yemin krizine neden olan Genel Başkan ve CHP yönetimi, krize gerekçe gösterecekleri bir malzeme üretme operasyonu başlattılar. Bazı CHP'liler düştükleri bu açmaza gerekçe üretmek üzere bana ait olmayan bir iddiayı şahsıma mal ederek yalan bir habere ve çirkin bir dedikoduya Genel Başkanlarını da inandırdılar. Ben de Genel Başkanı bu dedikoduya inanmaması gerektiği konusunda bilgilendirme gereği duydum ve şahsına tamamen nezaket kuralları içinde kaleme alınmış bir mektup gönderdim.
Ancak görülüyor ki doğrulardan korkan, hakikate arkasını dönen ve genel başkanlarını yanıltma konusunda dünya rekorunu ellerinde bulunduran CHP yönetimi gönderdiğim mektubu da sahibine vermek yerine şahsıma geri göndermiştir. Mektubumu iade eden ve şahsımı 'CHP'yi tehdit edenlerin suflörü olmakla' suçlayan CHP'li sayın Bihlun Tamaylıgil, yakışıksız, düzeysiz ve nezaket sınırları dışında mektubumu iade ettiklerini beyan etmiştir.''
Açıklamasını ''Belki yanlıştan dönme erdemi gösterecekleri düşüncesiyle gönderdiğim bilgilendirici mektubuma dahi itibar etmeyen CHP yönetiminin gözleri kapalı, kulakları tıkalı, doğrulardan kaçan zihniyeti bir kez daha kamuoyu nezdinde deşifre olmuştur'' ifadeleri ile sürdüren Kapusuz, şöyle devam etti:
''Bu olay, milletimizin kendisine yüklediği ana muhalefet görevini yerine getirmekten dahi imtina eden CHP'nin alışılmışın dışına çıkamayacağını bir kez daha göstermiştir. Bundan sonra bütün söylem ve sataşmalar devam etse bile yapmış olduğum açıklama ve mektubum bütün verilebilecek cevapları içermektedir. Bu nedenle 'kötü söz sahibine aittir' mantığından hareketle, bundan sonra CHP'nin yapacağı açıklamalara cevap verme ihtiyacı duymayarak meseleyi kendi açımdan kapatıyor, Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı'nı makamına ve pozisyonuna uygun olacak bir davranışta görmeyi umut ediyorum.''