Poşu davasında şüpheden sanık yararlandı mı?
'Poşu davası'nda, Cihan Kırmızıgül'e verilen 11 yıl 3 aylık hapis cezası tartışma yarattı
POŞU taktığı gerekçesiyle 25 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Cihan Kırmızıgül’ün molotof atıp PKK’ya yardım ettiği gerekçesiyle aldığı 11 yıl 3 aylık hapis cezası kamuoyunda tartışma yarattı. HABERTÜRK, cezanın adil olup olmadığını hukukçulara sordu. Bazı hukukçular mahkemenin poşuyu “şüphelinin kendisini tanınmayacak hale sokma durumu” olarak değerlendirdiğini söylerken, kimi hukukçular da “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin uygulanması gerektiğini belirtti.
‘Poşu nedeniyle ceza alacağına inanmıyorum’
Prof. Dr. Ersan Şen (İstanbul Ünv. SBF)
“YARGILAMA, sanığın afiş, pankart açtığı veya bir şey taktığı içinse bu cezaya katılmıyorum. Ancak bunu aşıp da suç örgütüne üyelik yapılırsa, düşünceyi aşıp cebir, şiddete yönelik birtakım çağrıların ve eylemlerin içinde bulunulursa, elbette hak ve özgürlüklerin sınırları vardır. Böyle bir şey tespit edilmişse takdiri mahkemenindir. Poşu taktığı için bir kişinin cezalandırılacağına inanmıyorum ve inanmak istemiyorum.”
‘Delil varsa karar uygundur’
Tolga Akalın (Avukat)
“VAN 3’üncü ve 4’üncü Ceza Mahkemeleri arasında molotofkokteylinin patlayıcı mı yoksa silah mı olduğu konusunda çıkan anlaşmazlıkta Yargıtay ‘patlayıcı’ olduğu yönünde hüküm verdi. Ceza Kanunu’na göre molotofkokteyli bir patlayıcıdır ve bulundurulması suçtur. Mahkemenin örgüte yardım ve patlayıcı maddeden verdiği ceza, kanunlara ve Yargıtay uygulamasına uygundur. Kararın hukuk ilik denetimi Yargıtay’ca yapılacaktır.”
‘Şüpheden uzak net delillere ulaşmak gerekir’
Emin Canacankatan (Avukat)
“Savcılık makamı bir bütündür. Bir savcı beraat istemiş, daha sonra gelen savcıysa mütalaasında ceza talep etmiş. Savcının değişmesiyle görüşlerin değişmemesi lazım. Ancak yargılama sürecinde bu beraat isteminin verildiği 5’inci celsedeki delillerin haricinde, mahkûmiyeti şüpheden arındırılmış, kesin ve net delillere ulaşmak gerekir. Çelişkiyi de Yüksek Mahkeme çözecektir.”
‘Savcının beraat istemesi şüphe olduğunu gösterir’
Abdullah Danışmaz (Avukat)
“Ceza yargılamasının amacı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. İddia makamında bulunan savcılardan birinin beraat istemiş olması en azından ortada bir şüphenin var olduğunu gösterir. ‘Şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi suçsuzluk karinesinin bir uzantısı olarak karşımıza çıkmakta olup sanığın bu durumdan yararlandırılmasının gerektiği düşüncesindeyim.”