Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Yaşam Cumhurbaşkanı Gül'ün AVM ve gökdelen sözleri tartışma yarattı

        ÖZLEM YILMAZ (AHT)

        İtalya ziyareti sonrasında başkent Roma ile ilgili izlenimlerini fotoğraflarla birlikte Twitter hesabından paylaşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Şehrin yüzlerce yıllık ihtişamlı binaları, meydanları ve sokakları öyle korunmuş ki, ne bir gökdelen ne de bir AVM var" sözleri polemik konusu oldu. Gül, Twitter'da "Ebedi şehir diye anılan başkent Roma, dünyanın en zengin açıkhava müzesi. Yüzyıl önceki fotoğraflardakiRoma'nın bugünden tek farkı, yollarında otomobiller yerine at arabalarının olması" mesajıyla da dikkat çekti. Peki uzmanlar ne düşünüyor, işte görüşler...

        "ROMA'DA BİNANIN RENGİNİN TONUNU BİLE DEĞİŞTİREMEZSİNİZ"

        Gazeteci Reha Erus: "Roma'da bir binanın renginin tonunu bile değiştiremezsiniz. Güzel sanatların izni olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Her binanın dış cephesinin rengi bile isteğe bağlı olarak değiştirilemez. Büyükelçilik gibi kamu binalarının iç cephelerinin rengini bile badana yapılırken verilen örneğe göre boyarsınız, aynı renkte olmasına büyük özen gösterilir, verilen o örneğe uyulur. Sayın Cumhurbaşkanımıza bu konuda bilgi vermişlerdir sanıyorum. İtalya'da kent merkezi içerisinde hiçbir şekilde binalara dokunma hakkınız yoktur. Bu çok önemli. Malaseef bizde herkes istediğini yapabiliyor. Değil binayı yıkıp yerine yeni bir bina yapmak, burada hiçbir şeyi keyfinize göre değiştiremezsiniz. Zaten İtalya bu yüzden tüm kültürel değerleriyle korunmuş. İtalya'nın Rönesans'tan beri en büyük mirası bu. Ne kadar hazin değil mi?"

        "BU YAKLAŞIMI DESTEKLİYORUM, GEÇMİŞLE BAĞIMIZI KOPARMAMAK LAZIM"

        Yüksek mimar, kentbilimci Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp: "Ben bu yaklaşımı destekliyorum. ÖzellikleRoma ve İstanbul gibi büyük medeniyetlere evsahibi olmuş yerleşimlerin geçmişleriyle bağlarının koparılmaması lazım. Çünkü bu kentler bir kültürü, bir medeniyeti, bir devri bize yansıtıyor. Yeni yapılaşmanın bu tarihi dokunun tamamen dışında bir uydu biçiminde mevcut tarihi dokuya zarar vermeyecek şekilde yapılması gerekitiğini düşünüyorum. Biz İstanbul'da bunu başaramadık. En basitinden Beyoğlu'nun ortasına belki de İstanbul'un ilk gökdeleni diye bildiğimiz Odakule'yi diktik. Arkasından Taksim'e The Marmara Oteli'ni dikerek, işe başladık. Bu olumsuz sürecin devamı geldi. Hatırlayacağımız gibi Park Otel ve arkasından Gökkafes muhteşem medeniyetlerin bize yansıması olan saraylarımızı ezdiler geçtiler. Son dönemde de tarihi yarımadaya dahi tecavüz eden 9: 16 kuleleri ve yine Süleymaniye'nin muhteşem siluetini ezen haliç metro köprüsü gibi yapıları çekinmeden yaptık, yapıyoruz. Bu da kültürel açıdan zafiyetimizi göstermektedir."

        "GÖNÜL İSTERDİ Kİ TÜRKİYE'DE DE KENTLEŞME BÖYLE OLMASAYDI"

        AVM Yatırımcıları Derneği (AYD) Kurucu Başkanı Hakan Kodal: "Özellikle İtalya'yı ben de çok seviyorum. Tarihi kentin esasında özellikle çok iyi korunmuş olması sadece İtalya'ya özgü değil, Paris'te de, Avrupa'nın birçok kentinde de bu durum sözkonusu. Bu tip kent merkezlerinin ortasındaki park alanlarından meydanlara kadar 400, 500, hatta 800 yıllık planmanın yapılan yerler var. Gönül isterdi ki Türkiye'deki kentleşme, planlama da böyle yapılmış olsaydı. Türkiye'de planlama çok sık değişiyor. Cumhurbaşkanımızın bu görüşünü destekliyorum. Ancak İstanbul'un geçmişine bakarsanız bu değişimler kentleşmeyi olumsuz etkiliyor. Kentin meydanları açısından çok da fazla perakendenin tüketilebileceği, insanların parklarda oynayabileceği bir yer yok. Kentin bütününe baktığımızda Roma gibi kentlerde alışveriş caddeleri sözkonusu. AVM'ye ihtiyaç olmayacak kadar alışveriş caddesi, yapı stoğu var. Hem İtalya'da, hem de Fransa'da yapıların giriş katları modern perakendeye adapte edilerek yapılmış. Oysa Türkiye'de parklar olmadığı gibi, alışveriş caddeleri de yok. 15 milyonluk İstanbul nüfusunda alışveriş caddesi çok az. İstanbul'un yapısı maalesef buna uygun değil. Alışveriş merkezleri kaçınılmaz oldu, talep olmasa AVM'ler yapılmazdı. Hem talep, hem ihtiyaç sözkonusu. Kötü örnekleri olabilir, ama AVM'ler genel olarak kentlerin en modern perakendecilere yeterli derecede alan üretmek, tüketicilerin ihtiyaçlarını gidermek adına Türkiye'nin eksik olan bir noktasını tamamlıyor. Eksiklik olmasa bunlara ihtiyaç da olmazdı diye düşünüyorum."

        "KÜLTÜR DEĞERLERİ SON 10 YILIN EN BÜYÜK TAHRİBATIYLA KARŞI KARŞIYA"

        Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Genel Başkanı Eyüp Muhçu: "Keşke sayın cumhurbaşkanı İtalya'ya 10 yıl önce gitseydi ve bu görüşlerini hem toplumla, hem de iktidarla paylaşabilseydi. Bu konuda dünyanın, trendlerin, kültür -çevre ve tarihi değerlere ne kadar önem verdiği konusu 1980'den sonra yoğun bir şekilde tartışılıyor. 1996'da İstanbul'da gerçekleştirilen Habitat sonrası bu tartışma ve değerlendirmeler yaygınlaştı, korumanın anlamı ve önemi toplum tarafından artan bir şekilde benimsenmeye başlandı. Ancak bu süreçte tüm değerleri ortadan kaldıran kimi uygulamalar giderek yaygın bir şekilde gerçekleşti. Aslında sayın cumhurbaşkanının örnek verdiği İtalya'da restorasyon, koruma açısından çok ciddi gelişmeler sözkonusudur. İtalya'nın kentlerini, Anadolu'nun kentleriyle mukayese ettiğimizde iki husus ortaya çıkar. Birincisi İtalya'daki tarihi kentler, Anadolu'daki kentlerin yanında çok yeni sayılır. Anadolu'da 12 bin yıllık kentlerin korunması sözkonusu. Mimarlığın, saat tarihinin ilkleri bu coğrafyada gerçekleştirilmiş. Bu nedenle Anadolu, çok daha önemli kültür varlıklarına sahip. İkincisi bu tarihi değerler yanlış kentleşme politikaları nedeniyle tahrip edildi, yok edildi. Tarih ve kültür değerleri, son 10 yılda tarihinin en büyük tahribatıyla karşı karşıya geldi. Buna karşın İtalya'da da giderek artan bir korunma anlayışı var ve bu devlet politikası haline gelmiş. Sistematik bir şekilde dünyanın eşsiz silueti olan İstanbul siluetinin bozulmasına yönelik mühadaleleri gündeme taşıdık. Kamu yönetimini uyardık. Çok sayıda açılan hukuk davaları sözkonusu. Sayın Cumhurbaşkanının bu süreci bilmiyor olması düşünülemez. Bu nedenle şaşırtıcı bir açıklama olarak değerlendiriyorum."

        "TANZİMAT'TAN BU YANA TÜRKİYE'NİN HİCRANIDIR BU"

        Yüksek Mimar Muharrem Hilmi Şenalp: "Yeni bir hadise değil bu. Tanzimat'tan beri Türkiye'nin hicranıdır bu. Özellikle 1950 sonrası maalesef değerlerimizi fevkalade tahrip ettik. Oysa İtalya gibi ülkelerde yapılar olduğu gibi duruyor. Bırakın İstanbul'u, Anadolu'da bundan 100 sene önceki bir kasabadaki görüntü bile değişti. Oysa bir şahsiyet vardı. 100 sene evvel kasaba fotoğraflarının bile kendine özgü bir şahsiyeti vardı. Erzurum'dan Diyarbakır'a, Urfa'dan İzmir'e kadar bunu rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. İtalya, Güney Almanya, İngiltere, Avusturya doğru örneklerdir. Biz tahrip tarafımızı maalesef Fransızlardan aldık."

        "İTALYA'DA DEĞERLER KORUNUYOR, TÜRKİYE'DE BÖYLE OLMUYOR"

        Çevre Mühendisleri Odası eski Başkanı Ertuğrul Ünlütürk: "Türikye'de kaç yıldır neler olduğunu görmüyorlar mı? Tüm çevreyi talan yasaları geçiyor. Yurtdışına çıkınca mı gerçekler görülüyor? Ben bunu medyaya hoş görünmek için söylenmiş bir söz olarak değerlendiriyorum. Siyasiler, çevreyi korumaya gayret etsinler. Bunlar zaten onların görevi. İtalya'da yerel yöneticiler ve halk, kendi değerlerini korumuştur. Ama Türkiye'de maalesef böyle olmuyor."

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ