Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Temel YILMAZ / GAZETE HABERTÜRK

Son zamanlarda insülinle ilgili birçok yazı çıkıyor, birçok iddia ortaya atılıyor. “Kanda insülin seviyesi ne kadar azsa ömür o kadar uzun olur”, “İnsülin kanda yükseldikçe ciddi hastalıkların oluşması ihtimali artar”, “İnsülinin fazlası kanser yapar” gibi iddialar uzayıp gidiyor.

Bu tür yayınlar, yaşamı boyunca insülin kullanmak zorunda olan birçok hastada ciddi endişeler oluşturuyor. Az değil ülkemizde 500 binin üzerinde insülin kullanan hasta var. Son günlerde diyabetli hastalardan bu konuyla ilgili birçok soru aldım.

İNSÜLİN OLMAZSA OLMAZ

Öncelikli olarak bir gerçek var: İnsülin yaşam için mutlak gerekli ve olmazsa olmaz bir hormon. İnsülinsiz yaşam mümkün değil. İnsülin hormonu, pankreas dediğiniz salgı bezi tarafından salgılanır ve vücudun enerjisinin % 99’undan fazlasını sağlayan glikozun (kan şekerinin) kandaki kontrolünü sağlar. Kanda şeker seviyesi yükselince pankreas insülin salgısını artırır ve şekeri normal düzeylere indirir. Bu durumun tam tersi olur da herhangi bir nedenle kanda insülin seviyesi azalınca şeker düzeyleri kontrol edilemez ve yükselir, diyabet ortaya çıkar. Bu nedenle kanda insülinin azalması, insanlarda yaşamı tehlikeye atar.

HASAR VERMİYOR ORGANLARI KORUYOR

Bugünlerin en popüler konularından biri, kanda insülin seviyesinin yüksek olmasının başta kalp-damar hastalıkları olmak üzere ciddi hastalıklara yol açacağı iddiası. Bu tür yorumlar, insülin kullanan diyabetli hastalarda, “Acaba yaptığım insülin organlarıma zarar verir mi?” endişesi oluşturmakta. Bu konuda endişeye gerek yok, çünkü insülinle ilgili iki önemli bilimsel gerçek var. Birinci gerçek, insülin diyabetli hastalarda organlarda hasar yapan değil başta kalp-damar hastalıkları, böbrekler, sinir sistemi olmak üzere organları koruyan bir hormondur. İnsülin tedavisi organ hasarı yapmaz, aksine yetersiz insülin alımı ya da insülinin kandaki seviyesinin eksikliği organ hasarlarına neden olur ve hızlandırır.

İkinci konu ise sağlıklı insanlarda kanda insülinin yüksekliği her zaman kalp-damar bozukluklarına neden olacak diye bir kuralın olmadığı. “İnsülinoma” adı verilen pankreasta ya da başka organlarda aşırı insülin salgılayan iyi huylu tümörü olan ve kanda sürekli insülin düzeyi yüksekliği bulunan hastalarda kalp-damar hasarı olduğuna dair bir kanıt yok.

Buradaki temel sorun, kanda insülin yüksekliği değil, hücreye yeterli düzeyde insülin girememesidir. İster kanda insülin hormonunun yokluğu, isterse kanda insülin yüksek olmasına rağmen direnç nedeniyle insülinin hücreye girişi bozulur ve yetersiz olursa, hücredeki bu eksiklik kalp-damar ve organ hasarlarına neden olabilir.

Zaten insülin direncinin kalp-damar hastalıklarına neden olması ve organlar üzerine olumsuz etkisi, kandaki yüksek insülin değil, insülin direnci nedeniyle hücre duvarındaki engelden dolayı hücreye yeterli insülin girememesi sonucu olur.

KANSERE YOL AÇTIĞINA DAİR YETERLİ KANIT YOK

  • “İnsülinoma” adı verilen pankreasta ya da başka organlarda aşırı insülin salgılayan iyi huylu tümörü olan ve kanda sürekli insülin düzeyi yüksekliği bulunan hastalarda kalpdamar hasarı olduğuna dair bir kanıt yok.
Diyabetlileri endişelendiren diğer bir konu da insülin-kanser ilişkisine dair iddialar. Bu iddiaları kanıtlayacak güçlü bir veri yok. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA),diyabet tedavisinde kullanılan insülinin kansere yol açtığına dair yeterli kanıtlar olmadığını ve insülinlerin güvenle kullanılacağını belirtti.

Öte yandan insülin direncine bağlı kanda yüksek insülin seviyeleri yüksekliği ile kanser arasındaki ilişki henüz tartışmalı. Ortaya atılan verilerin hücre içi insülin eksikliği ya da insülin direnci nedeniyle oluşan obeziteyle (şişmanlıkla) ilgili olup olmadığı kesinleşmiş değil.

Kanda insülin yüksek olunca kanser olasılığının arttığına dair hiçbir yazı yok. Kanında insülin seviyesinin sürekli yüksek olduğu “insülinoma” hastalarında da böyle bir literatür verisi yok.

İnsülin direnci olan hastalarda bazı kanser türlerinin diğer hastalara göre daha fazla olduğunu iddia eden yayınlarda ağırlıklı olarak, “insülin direncine bağlı kilo alınması sonucu ortaya çıkan obezite ya da hücreye yeterli insülin hormonunun girememesi nedenine bağlı olduğu” bildirilmekte. Bu çalışmalar da henüz kesin bir yargı oluşturabilecek kadar güçlü değil.

Sonuç olarak; insülin yaşam için olmazsa olmaz bir hormon. İnsülinin keşfi, insanlık tarihinin en önemli bilim olaylarından birisi. Milyonlarca insanın sağlıklı yaşamını sürdürmesi insülin sayesinde. İnsülin kullanan diyabetli hastalarımızın endişe etmesine gerek yok.