Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

HABERTÜRK TV'de Gün Ortası programında Didem Yılmaz'ın konuğu olan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kalp krizi ve obezite cerrahisi arasında bağlantı var mı? Kalp ameliyatı geçiren kişiler nelere dikkat etmeli? Hızlı kilo vermek kalbi etkiler mi? Obezite cerrahisi geçiren kişi hayatında nelere dikkat etmeli? Bir kişinin kalp krizi geçirdiği nasıl anlaşılır? O kişiye nasıl bir müdahale edilmeli? Yeniden canlandırma nedir? sorularını yanıtladı.

Son dönemlerde Mustafa Koç'un kilo aldığını biliyoruz. Kime zayıf kime şişman denir? Obezite sınırı nerde başlar?

Obezite bir kader mi diye sorarsak bazen obezite bir kaderdir. Kişi spor yapıyor, diyet yapıyor, her şeye dikkat ediyor ama yine de kilolu... Ortaya metabolik sendrom çıkıyor.

Örneğin benim vücut kitle indeksim 31 ve biraz kiloluyum.

VKİ'si 20-25 olanlar zayıf

25-30 olanlar normal

30'u aşanlar obez

40'ı aşanlar ise morbed obez olarak adlandırılıyor.

Bir insan 130 kilo ise VKİ'si 30'un üzerinde olur ve bu kişilere morbid obez deniliyor.

Bu kişiler ne yaparlarsa yapsınlar zayıflayamıyorlar. O zaman da bir çözüm olarak obezite cerrahisi devreye giriyor.

Bu kişiler yaşam tarzlarını değiştirseler, kilo vermek isteseler de zayıflayamıyorsa bu artık bir kaderdir.

Diyabetlerini kontrol ediyorlar, çok iyi spor yapıyorlar, yürüyüşlerini yapıyorlar ama zayıflayamıyorlar. Burada anlıyorsunuz ki bu onun kaderi, radikal bir çözüm getirmek için de obezite cerrahisi ortaya çıktı.

Obezite cerrahisi başlangıçta çok komplikasyonlu bir ameliyattı. Ama son 2-3 yıl içerisinde çok başarılı bir hale geldi. Tüp mide gibi yeni yöntemler geliştirildi. Çok yayrlı bir yöntem, kişilerin şekeri düzene giriyor, kiloları normale iniyor, az yediklerinde doymaya başlıyorlar fakat bunu zamanında yapmak lazım.



Mustafa Koç 2002 yılında 42 yaşında bypass ameliyatı olmuştu. Cerrahi ameliyatlar kişilerin kalp sağlığını etkiler mi?

Obezite en büyük düşmanımız. Obezite sonucunda mutlaka kan şekeri yükseliyor, hareket kabiliyeti azalıyor, uykuları ciddi şekilde bozuluyor. Horlama ve solunum sorunları ortaya çıkıyor, fiziksel aktiviteleri sınırlanıyor. Obezite cerrahisi hayat kurtarıcı. Ama zamanlama çok önemli. Bir hasta düşünün ki; 200 kiloya geliyor ve 'bana obezite cerrahisi yapın, beni kurtarın' diyor. Bu insanlara ne ameliyatı yaparsanız yapın komplikasyon yaşayabilirsiniz. Son zamanlarda eskiden komplikasyonlu olan bu ameliyatlar artık daha kolay, tüp mideyle laparoskopik (kapalı) yapılıyor ve sonuçları çok iyi. Tek sıkıntısı hızlı kilo vermek. 2 ay içerisinde 40 kilo vermek fazla.

Hızlı kilo vermek kalbi nasıl etkiliyor?

Normal diyetlerde de hızlı kilo verdirmeyi sevmiyoruz. Ama bir kalp ameliyatı olan hasta eğer zayıflayamıyorsa obezite cerrahisi yapılmasında bir sakınca yok ama o kiloda kalınsa çok daha riskli olur. 100 kiloyu geçtikten sonra hala diyetle zayıflanamıyorsa obezite cerrahisini herkese tavsiye ediyoruz.

Peki, obezite cerrahisi yapıldıktan ve kilo verildikten sonra kişi nasıl bir yaşam sürmeli? Ne kadar spor yapmalıyız?

Her şeyi abartmaya çok meraklıyız. İnsanlara 'yürüyün' diyoruz. 25 km. yürümeye başlıyorlar. Olay yürümekle çözülseydi postacı ölümsüz olurdu. Günde 20 km yürüyor çünkü... Kalp ameliyatları olanlar için en iyi spor yüzmedir ve limiti yok. Fiziksel aktivite yapılırken nabız çok önemli. Spor salonlarında bu bazen 140'a kadar çıkıyor. 220 standart bir rakam.

220 - (yaş) x 0.7 ile çarparsak maksimum hız, 0.6 ile çarparsak minimum hız. Örneğin 40 yaşındaki sağlıklı bir insanın spor yaparken nabzı maksimum 125 olmalı ama spor salonlarında 140'a kadar çıkarıyorlar, bu doğru değil. Nabız 125'in üstüne çıkmamalı ama 100'ün altına inerse de bir işe yaramaz, spor olmaz. Bunun mutlaka bir sınırı var abartılmış spor da kalp hastaları için gerçekten sakıncalı.

Mustafa Koç'da 42 yaşında ameliyat oldu. Peki, bypass olan bir kişi yaşantasına nasıl devam etmeli?

 Biz genç hastalardan çok tedirginlik duyarız. Neden 40 yaşında damar hastası oldu çok hızlı ilerleyici bir damar sertliği hastalığı vardı. 70 yaşındaki bir hastayı ameliyat ettiğimizde kendimizi daha rahat hissediyoruz. Çünkü o kişiyi kalbi 70 yaşına kadar getirmiş, 10-15 yılının daha çok iyi geçeceğini biliyoruz ama 40 yaşında ameliyat olan bir insanın maksimum dikkat etmesi gerekir. Kan yağlarına, kan şekerine, kilosuna ve yaşam tarzına dikkat etmesi gerekir. Biz ameliyattan sonra küçük bir kitapçık veriyoruz hastalarımıza, kitabın ismi "İKİNCİ YAŞAMINIZ" ve kitabın girişinde diyoruz ki birinci hayatınızda yaptığınız hataları ikinci yaşamınızda tekrarlamayın. Birinci yaşamınızda elinizde olmadan çok çalıştınız, sigara içtiniz, kilo aldınız, tansiyonunuzu kontrol etmediniz... Ama ikinci yaşınızda bunları yapmayın diye tembih ediyoruz.

Bir yanlışlık var genç hastalarda; "Ben ameliyat oldum, bana artık hiçbir şey olmaz. kolay bir ameliyatmış gerekirse bir daha ameliyat olurum" diye yanlış saplantılar oluyo. Bunlar doğru değil, biz o insanlara kalplerini yenileyip tekrar veriyoruz. Bir dönem önce kalplerine iyi bakmamışlardı ama ameliyattan sonra kalplerine çok iyi bakmak zorundalar...

Peki bu hastalar duygusal anlamda ne yapmalı? Günde ne kadar yürümeliyiz? Kalp ameliyatı olan insanlar başka nelere dikkat etmeli? Kalp krizini geçirdiği sırada spor hocası da Mustafa Bey'in yanındaydı. Bir kişinin kalp krizi geçirdiği nasıl anlaşılır? O kişiye nasıl bir müdahale edilmeli? Yeniden canlandırma nedir?

Bu soruların yanıtlarını da Prof. Dr. Bingür Sönmez verdi...